Kadınlara adanmış ezgiler
Genç yaşında müzikal anlamda oldukça başarılı işlere imza atan Müzisyen Diren İnaç, Kürdçe, Zazaca ve Ermenice parçalarla seslendirdiği Xoriye albümünü kadınlara adadı. İnaç, ağıt ve halay müzikleri olarak ortaya çıkan albümde, şu ana kadar seslendirilmeyen birçok eseri de gün yüzüne çıkarmış.
11.03.2016

Çimen Gümüş

IMPNews- Genç yaşında müzikal anlamda oldukça başarılı işlere imza atan Müzisyen Diren İnaç, Kürdçe, Zazaca ve Ermenice parçalarla seslendirdiği Xoriye albümünü kadınlara adadı. İnaç, ağıt ve halay müzikleri olarak ortaya çıkan albümde, şu ana kadar seslendirilmeyen birçok eseri de gün yüzüne çıkarmış.

Müzikle yaşayan bir ailenin bir üyesi olarak müzik hayaliyle büyüyen Diren İnaç, 2009 yılında İzmir’den İstanbul’a gelerek Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümüne kayıt yaptırır. Aklında hep konservatuar okumak olan İnaç, iki yıl devam ettiği Siyaset Bilimi Bölümü’nün yanı sıra Beşiktaş Müzik Merkezi’nde şan dersleri almaya başlar. Eğitiminden dolayı bırakmak zorunda kaldığı bu derslere, daha sonra Gülseven Medar’ın yanında tekrar başlar. Şan dersleri yanı sıra müziği profesyonel olarak yapmayı planlamayan İnaç, 2013 Gezi olaylarından sonra albüm yapmaya karar vererek “kadının derinliği“ anlamına gelen Xoriye albümü projesine başlar. İnaç, albümünde özellikle cenazelerdeki ağıtları ve düğünlerdeki halayları yansıtır. Ağıt ve halayın hayatın en temel gerçekliklerinden ikisi olduğunu belirten İnaç, “Kürd kadınlarının ölü çocuklarının avuçlarına kına yakması ve onları düğün havasında toprağa gömmelerinden etkilendiğim için böyle bir albüm yapmak istedim” diyor.

Albüm için önce Diyarbakır Dengbêj Evi’ne ardından Dersim’e yolculuğa çıkan İnaç, Dengbêj Evi’nde düğünü ve cenazelerde söylenen ağıtları ve türküleri dengbêjlerin ağzından kayıt altına alır. Albümü için gittiği Diyarbakır’daki Dengbêj Evinde karşılaştığı durum İnaç’ta bir sarsılmaya neden olur ve bu eserlerin duygu derinliğini yansıtmak için biraz daha beklemeye karar verir ve ilk albümünde yer vermez. Diyarbakır ve Dersim’in ardından İstanbul’a dönen İnaç burada Dersim’in sözlü tarih arşivcilerinden Cemal Taş ile tanışır. Ve duygu anlamında çok ağır olduğunu düşündüğü Dengbêj Evi’ndeki dokümanları bir sonraki çalışma için saklayarak Taş’tan edindiği düğün ve cenaze şarkılarıyla bir albüm yapar.

Tehlike altındaki dillere karşı vicdani sorumluluk

Kürdçe, Zazaca ve Ermenice halk ezgilerinden oluşan bir albüm çıkaran müzisyen İnaç, “Çok dilli ve özellikle unutulmaya, yok olmaya yüz tutmuş diller olsun istedim. Ve ne yazık ki bu dillerde aynen öyle” diyor. Anadili olduğu için Zazaca şarkılar söylemeyi bir gönül borcu olarak gördüğünü kaydeden İnaç, bunun bir vicdani sorumluluk olduğunun altını çiziyor. Öteki olarak dışlanan dilleri sahiplenmeye çalıştığını belirten İnaç, şöyle devam etti:  “Yok edilmeye yönelik her türlü baskıya maruz kalan bu üç dili vicdani olarak desteklemeye çalışıyorum. Yaptığım bu çalışma varlıklarını sürdürebilmeleri için onların yanında olduğumu göstermek için de attığım bir adım oldu. Sistem o kadar zorluyor ki, dili kullanabileceğin alanın ne yazık ki konser, stüdyo veya dinlediğin bir albüm oluyor. Gün geçtikçe yaşam alanlarımız daraldığı gibi dili kullanabilme alanlarımızda daralıyor ve sistematik olarak yok edilmeye çalışılıyor. Benim çabam, insanlara kendi topraklarını sevebileceklerini ve müziğini yapabileceklerini göstermektir. Anadolu, Mezopotamya ve Kürdistan kültürel anlamda besin değeri çok yüksek olan topraklar. O nedenle sanatla uğraşanların yapması gerekenler, önce kendi topraklarındaki müziğin, kültürün tamamen tadına varmak ve ondan sonra şey yapmaktır. Ben yeni bir şeyler yapmak istediğimde de bu topraklardan uzaklaşamıyorum. Kendimi huzurlu hissetmiyorum.”

Dengbej Evi olağanüstü bir deneyim oldu

Diyarbakır Dengbêj Evi’nde tanıştığı kadın dengbejlerden çok etkilendiğini dile getiren İnaç, bu nedenle bu albümü oradaki dengbêj kadınlara ve diğer tüm kadın sanatçılara adadığını söylüyor. Albümündeki, ağıt ve halaylarında kadınların ağzından çıkan ağıt ve halaylar olduğunu söyleyen İnaç Dengbej Evi’ndeki gözlemlerini şöyle aktarıyor:“Orada epey sarsıldım. Neye uğradığımı şaşırdım. Mükemmel bir ses, duygu ve yaşanmışlık vardı karşımda. Bunun içinde hayata dair her şey var. Hayatı bu kadar güzel bir tınıyla aktaran dengbêj kadınlar içime işledi. Yaşadığı onca acıyı ve başka birçok duyguyu hiç konuşmasına gerek kalmadan dengbêjliğiyle söylemesi her tür duygu var içinde. O yüzden dengbej evi benim için başka bir şeydi. Dengbêj Evi’nden çıktıktan sonra tatmin olmuştum.”

'Türkülerden uzaklaşmayacağım'

Genç yaşta müziğe başlayan ve henüz 25 yaşında olduğu halde ikinci albümü için çalışmalara başlayan İnaç, bazen yaşından dolayı tecrübesiz bakıldığını belirterek bu durumun kendisinde bir artı yarattığını söylüyor. Kısa zamanda çok şey öğrendiğini kaydeden İnaç, çok genç başladığı için övgüler de aldığını söylüyor. Müziğini ve tarzını tanımlamadığını söyleyen İnaç, “Bu tanım işi değil. Duygu ile alakalı bir şey. Stüdyoya giriyorsun ve stüdyoda sana destek olan insanlar ve sen duyguna göre bir şey çıkarıyorsun. Xoriye albümümde yapmak istediğim tamamen halk ezgileri, o toprak tınılardan uzaklaşmadan birşeyler yapmaktı. Yaptığıma da inanıyorum. O yüzden tanımlamıyorum. Yola çıkarkende öyle idi. Türkülerle büyüdüm ve onlardan uzaklaşmayacağım. Bu albümü yapmaya karar verdiğimde ağıt ve halay olacak dedim. Bir proje idi ve ona göre gitti.” Şeklinde konuştu.

Genç yaşına rağmen ağıt ve halaylardan derlediği oldukça başarılı bir albüme imza atan İnaç, çevresindekilerin de ağırlıklı olarak bu soruyu sorduğunu söyleyerek, “Bu ruh beni mutlu ediyor. Yaparken bana ağır gelmeyen, mutluluk veren bir duygu. Ağırlaşmıyorum. Yapacağım yeni albümde bundan sıyrılmaya çalışacağım ama mutlu olduğum bir iş” dedi. Kendi müziğini yaparken bundan maddi bir kar kaygısı gütmeden yaklaştığını kaydeden İnaç, “Samimiysek eğer sanattan ticari bir kar beklememeliyiz” diye konuştu.

Yeni albümde sınırlar, sıfatlar olmayacak

İnaç, yıllarca hayranlıkla dinlediği, çalışmalarını takip ettiği Ara Dinkjian, Ertan Tekin, Gülseven Medar, Barış Güney ve Cemal Taş gibi çok sayıda isimden albümü için destek alıyor ve kendisine eşlik ediliyor. Bundan çok onur duyduğunu söyleyen İnaç, hazırlığını yapmaya başladığı yeni albüm çalışmalarında yine ağıt ve halayın yanı sıra daha özgün bir albüm çıkaracak. Yeni albümüyle ilgili, “sınırların, sıfatların olmadığı, kendini kimlikler üzerinden nitelendirmeyen bir albüm olacak” diyen İnaç ayrıca Zazaca, Kürdçe ve Ermenice’nin yanı sıra birde Türkçe ve Arapça şarkılar da seslendirecek. Yeni albüm için Diyarbakır’da edindiği arşivi kullanacağını kaydeden İnaç, “Onları kullanmak istememiştim. Çünkü bambaşka tavır ve duygular. Onlar için müzikal anlamda biraz olgunlaşmam gerekiyordu. Yetmem gerekiyordu. Kendimi şu anda biraz daha olgunlaşmış hissediyorum” dedi.

Müzisyen olarak Diyarbakır’da yaşananların karşısında sessiz kalamayacağını dile getiren İnaç, “Sur’da yaşananlar bizim orayla bağımızı koparıyor. Sur ilk ablukaya alındığı zaman Dengbej Evi’ni merak ettim. Ne olacak diye? Orada insanlar ölüyor, orada bir kültür yok ediliyor. Ve bu kültürün yok edilmesi demek benim gibilerin hayat damarlarının tıkanması demektir. Bu da müzikal anlamda bir ölüm” diye ifade etti.

(D.A) 

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. <br> Yazılanlardan BasHaber sorumlu tutulamaz.