Alman hükümeti davamı yakından takip etmeli ve bu hukuksuzluğun üstüne gitmeli
20.12.2018

Yavuz ÖZCAN

IMPNews - Kürd ses sanatçısı Hozan Canê, HDP'nin seçim çalışmalarına katılmak için gittiği Edirne'nin Enez ilçesinde, 'terör örgütü propagandası' yaptığı iddiasıyla tutuklanmış, yargılandığı davada 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. 

Avukatı aracılığıyla IMPNews’in sorularını yanıtlayan Canê cezaevinde oluşunun unutturulmak istendiğini söyleyerek özellikle Almanya hükümetinden davasına sahip çıkmalarını istedi. 

Hozan Canê sahne ismini kullanan Saide İnaç Almanya vatandaşı bir Kürd ses sanatçısı. Sanatçı Saide İnaç, 24 Haziran'da gerçekleştirilen cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçimiyle ilgili HDP'nin çalışmalarına destek vermek amacıyla haziran ayında Almanya’dan Edirne'ye gitmişti. Kent merkezindeki çalışmaların ardından Enez ilçesine geçen İnaç, dönüş yolunda Edirne Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince sosyal medyadaki paylaşımlarında PKK propagandası yapmak ve örgüt üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alındı. İnaç hakkında, Edirne 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'silahlı terör örgütüne üye olmak', 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçlarından 21 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Edirne 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki görülen davanın sonucunda, ’silahlı terör örgütü üyesi olmak' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verilen, İnaç'ın tutukluluk halinin de devamına karar verdi. Hozan Canê’nin IMPNews’in sorularına verdiği yanıtlar şöyle: 

-Türkiye’ye giderken tutuklanma endişesi yaşıyor muydunuz, neden Türkiye’ye gittiniz? 

Aslında Türkiye’ye geldiğimde tutuklanacağımı düşünmedim. Çünkü sistemin değişeceğini düşünüyordum. Ve hala demokrasinin var olduğuna inanıyordum. Büyük bir yanılgı yaşadım. Tek adamlı sistemde demokrasinin olmayacağını cezaevinde anladım. Her seçimde olduğu gibi HDP seçim çalışmaları için Türkiye’ye gelmiştim.

-Tutuklanma ve ceza gerekçesi olarak ne gösterildi size?

Şengal’deki Ezidi katliamını anlatan bir film çektim ve filmde oynadım. Bu filmde ve filmin set arkasında yer alan fotoğraflar ve sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar gerekçe gösterildi. Filmin çekildiği bölge YPG kontrolünde olduğu için, izin almam gerekti ve bu görüşme gazeteciler tarafından çekilmişti. Bu fotoğraflar da tutuklamaya gerekçe gösterildi.

-Gözaltında size neler soruldu, nasıl bir muamele gördünüz, mahkemede size yöneltilen suçlamalar nelerdir tam olarak?

Filme ait kareler, neden filmin çekim bölgesi olan Şengal’e gittiğim soruldu. Film Şengal’de 74. kez katledilen Ezidi halkını konu almakta. Örgüt üyeliği, propaganda, Atatürk’e hakaret ile halkı kin ve düşmanlığa sevk gibi suçlamalar yöneltildi.

-Alman makamlar ilgi gösterdi mi davanıza?

Evet, Almanya gereken her tür ilgiyi gösterdi. Alman yetkililerine ve özellikle Almanya’ın İstanbul Başkonsolusuna ve hukuk bölümü çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Dava süresi boyunca benimle yakından ilgilendiler. Ancak esas mesele Alman hükümetinin göstereceği diplomatik duyarlılıktır. Berlin’deki hükümetin benim davamı yakında takip etmesi ve bu hukuksuzluğun üstüne gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü benim gibi Alman vatandaşlarının yargılanmalarına karşı otomatik olarak bir yargı oluşturuluyor ve ceza verilme eğilimi gittikçe artıyor. Davamın bundan sonraki aşaması İstinaf olacak. Bu sürecin Alman hükümeti tarafından dikkatlice takip edilmesini istiyorum. Gerekli diplomatik ve politik duyarlılık gösterilmezse, örgüt üyeliği cezasını onaylamaları artık süpriz olmaz.

-Cezaevi yaşamınız nasıl geçiyor, günlük hayatınızda neler yapıyorsunuz, aynı koğuşta kaç kişi birlikte kalıyorsunuz?

30/35 kişi aynı ortam da kalıyoruz. Birlikte kalmanın önemli avantajları var. En azından psikolojik olarak yalnızlık hissetmiyorsunuz. Tabi ortamın dar olması da başka sorunlara yol açıyor. Yukarıdaki belirttiğim üzere 30/35 kişi aynı ortamda kalıyoruz. 2-3 metre genişliğinde hücreler var. Bunların içinde karşılıklı iki katlı ikişer ranza bulunuyor. Yani alt-üstlü 4 kişi kalıyor. Benim kaldığım hücrede 3 kişi kalıyoruz. Koşullara ve tutuklu sayısına göre bazen 3, bazen 4 kişi aynı hücre tipi oda da kalıyoruz. Kışın soğuk ve bu nedenle ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Bazı yerler nemli olduğunda o hücrelerde kalanlar çok daha zorlanıyor. Ben de ilk 2 ay böyle bir yerde kaldım. Oldukça zorlandım. Ama şu an kaldığım hücre tipi oda nispeten daha iyidir.

- Cezaevinde belirli bir günlük yaşam disiplini de olmalı?

Tabi ki cezaevindeki yaşam doğal olarak insanın iradesi dışında bazı koşulları var. Belirli bir disiplin içerisinde hareket etmek zorundasınız. Ben, genellikle çok erkenden kalkıp spor yapıyorum. Bunu aksatmamaya özen gösteriyorum. Çünkü hareket alanı dar olan bir yerde kalıyoruz. Spor bu bakımdan benim için oldukça iyi oluyor. Saat 07:30’da cezaevi yönetimi, sayım yapıyor. Sonra kahvaltı veriliyor. Hem cezaevi idaresi veriyor hem biz kendimiz hazırlıyoruz. Aynı şekilde öğlen ve akşam yemekleri oluyor. Gece yeniden cezaevi yönetimi tarafından tek tek sayım yapılıyor. Yoğunluklu olarak kitap okuyorum. Öykü yazmaya başladım. Ayrıca daha önce kafamda kurguladığım bir senaryo vardı onu yazmaya başladım. Eğer koşullarım olursa cezaevleri üzerine de bir senaryo yazmayı düşünüyorum. Burada yani dört duvar arasında üretmezseniz ve kendinizi başka çalışma alanlarına vermezseniz, bireyde psikolojik olarak çok daha ciddi tahribatlara yol açabilir.

-Kamuoyu ve Alman yetkililerden beklentiniz nedir?

Öncelikli olarak, bana ve benim gibi Almanya vatandaşı olup Türkiye’de cezaevlerinde kalanlar için gösterilen duyarlılık için herkese teşekkür ediyorum. Özellikle benim davamla ilgilenen sivil toplum kuruluşlarına, basına ve medyaya teşekkürlerimi sunuyorum. Alman vatandaşı olan ben ve benim gibi insanların haksız yere cezaevlerinde tutulmasına karşı duyarlılığı sürekli olması önemlidir. Bizim cezaevinde olmamızın unutturulması özellikle Türkiyedeki hükümetinin istediği bir durum. Bu nedenle sürekli gündemde kalması ve hükümetin bu durumla yakında ilgilenmeye devam etmesini önemsiyorum.  Hukuksuz bir şekilde tutuklanmamızın  gündemde tutulması önemlidir. Bunun devam etmesini istiyorum. Bütün dostlara ve bizim için mücadele eden herkese başarılar diliyorum

-Dışarı ile haberleşme imkanınız var mı? Nasıl haberleşiyorsunuz aile ve tanıdıklarınızla?

Haftada bir 10 dk Almanya’daki kızımla telefonda görüşme yapıyorum. Haftalık avukatlarımın ziyaretleri ile onların aktardığı bilgiler sonucu haber gönderebiliyorum. Ailemden kimse görüşüme gelemedi. Alman vatandaşı olduğum için bakanlık izni isteniyor 15 günde ancak geri bildirim alınabiliyor ve bu izin her defasında yenilenmek zorunda. Bu izin 1. ve 2. derecede akrabaları kapsıyor.

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz