Ahhh canı neler istiyor neler, neler?
Filmde bilim adamı insan beynine bir çip yerleştirip beyni okumayı amaçlamıştı. Nasıl olduysa aklıma o film geldi, bi an ben de ‘o cipten bende de olsa kimin beynine yerleştiririm’ diye düşündüm ve düşündüğümü bari yazıya geçireyim dedim…
19.11.2018

Hilal NESİN

Oldum olası bilim kurgu filmlerini sevmem, fakat birkaç kez mecburen izlemişliğim vardır. Yanlış anımsamıyorsam on yıl önceydi, bindiğim şehirlerarası otobüste muavin top kek ikramından önce yolculara sormadan gelişi güzel bir film takmıştı. Benim gibi izlemek istemeyip itiraz edenlere ise, “yolcular istiyo” deyip geçmişti. Şansızlık ya  oturduğum koltuk hemen monitörün karşısındaydı. Çaresiz izlemeye başlamıştım, tipik bir Amerikan filmiydi. Bilim adamı hummalı bir şekilde laboratuvarda deney yapıyordu. İcat ettiği cipi insan beynine yerleştirip beyni okumayı amaçlamıştı. Muavin kekle çay servisine başlamadan bilim adamı cipi icat etmişti bile. Sıra gelmişti cipi yerleştireceği kişileri bulmaya, bilim adamının hedefinde cezaevinde müebbetle yargılanan bir katil ile bir de hırsız vardı. Bilim adına yapıldığı düşünülen ve tabi ülke yararına olduğu düşünülen icadın tanıtımını yapmak için devletin en büyük başına gitmişti adam. İcat ettiği aletin zararından söz etmeden faydalarını sıralayıp teklifini sunmuştu. En büyük baş, aleti istediği beyinlere yerleştirebileceğini rakiplerinin beynini okuyabileceğini düşünüp deneyin yapılmasının ülke yararına olacağını karar vermişti, bunun için de iki mahkûmu bilim adamının hizmetine sunmuştu. 

Bizim yargı sistemini aratmayacak bir yargılama sistemiyle iki mahkûmu yeniden yargıladılar bir gecede yasa değişikliği yapıp ikisini de tahliye ettiler. Tabi mahkûmların olanlardan haberi yok, sağlık kontrolünden geçmek için girdikleri odadan beyinlerinde ciple çıktılar. Bundan sonrasını anlatmaya gerek var mı? İki mahkûm akıllarından, “çişim geldi” yi geçirse bilim adamı bunu anında öğreniyor. Bankanın önünden her geçişinde kafası karışan hırsızla, yanlışlıkla omzuna dokunanı öldürmeyi aklından geçiren katilin arasında kalan bilim adamı sonunda kafayı yedi, film bitti, yolcular derin bir ohhh çekti.

Aklıma nereden geldiyse geçen o film geldi, bi an ben de ‘o cipten bende de olsa kimin beynine yerleştiririm’ diye düşündüm, ama düşünmekle kaldım ve düşündüğümü hayata geçiremem imkansız olduğunu farkettim, bari yazıya geçireyim dedim…

Ve aldım elime cipi, az gittim uz gittim dere tepe uçtum gittim üç tarafı denizle kaplı ülkeye, ışınlandım girdim ekselanslarının odasına. “Hokus pokus hadi hayırlısı” dedikten sonra takım elbiseli kırk tilkinin el pençe durduğu beynine cipi yerleştirdim çıktım… Bundan sonrasını 18 yaşından küçükler okumasın, şu an beyninden geçenleri size okumaya başladım, durum vahim: 

“Monarşi istiyorum, krallık istiyorum, evleri tek tek basaraktan, beni üzenleri bade gibi süzerekten, canımı sıkanları ipe inci gibi dizerekten gelip ülkenin tamamını, Ortadoğu’nun yarısını istiyorum. Yamuk Avrupa’nın çenesini kapamasını istiyorum, müttefikim Amerika'yla masa altından fingirdeşmek, kavgalı sanıldığım İsrail’le cilveleşmek istiyorum. Çekik gözlü kardeşlerim etime buduma karışmasın, icatlarına devam etsinler istiyorum.

Torunlarımdan birinin 18 yaşına geldiğinde vekil olmasını, diğer torunlarımın da bakan makan, danışman filan olmasını, her yere kol atmalarını istiyorum. Kel oğlumun keleş oğlumun benden sonra kral olmasını, kibarcık damadımın kralın danışmanı olmasını istiyorum, görünmeyen oğlumun bahriyeli olarak kalmasını, okyanusa gemiler salmaya devam etmesini, görünmeyen damadımın da savaş uçakları yapmasını istiyorum. Beyaz çayımın içine Anzer balı koyarak içmek istiyorum…

Üzerine bineceğim anırma yeteneğini kaybetmiş milyonlarca iki ayaklı eşek, etinden sütünden yününden faydalanacağım elinde zikir matik, ayağında kıble gösteren terlikli milyonlarca inançlı koyun istiyorum. Tek dil Arapça olsun, onu öğrenmek için çabalasın dursunlar istiyorum.

Yedi sülalemin yedi bin yıl hiç çalışmadan yan gelip yatarak paşalar gibi yaşamasını istiyorum, sülalem olmayan milletimin de gıkını çıkartmadan onları seyretmesini istiyorum,

Tüyü bitmemişin kılını, tüyünü kırpıp varlık fonuna eklemek oradan da alıp mideye indirmek, üzerine Kızılayın şahsıma bahşettiği maden suyunu içerek sindirmek istiyorum.

İş adamlarını azarlamak, çiftçiyi kovalamak, akademisyeni görevden atmak istiyorum. Bu cezanın onlara yetmeyeceğini düşünüp sonra da içeri atmak istiyorum. Hapishanelere Kürdleri, solcuları, sosyalistleri bi de ne istedilerse verdiğim, daha fazlasını istediklerinde kızdığım, sayelerinde başkanlık sistemini getirdiğim Cemaatten arkadaşlarımı, dostlarımı doldurmak istiyorum.

Seçim meydanlarında Kuranı salladığım gibi istediğimi yazmayan gazetecileri, yazarları elime alıp sallamak istiyorum.

Vakıfları kapatmak, dernekleri mühürlemek, partileri yok etmek istiyorum.

FETÖ’yu, PKK’yi, onu, bunu, şunu daha daha kimi kilimciyi, kör Hasan’ı bahane edip yüce şahsıma: “yapma, etme, tutma, çalma, çırpma, kaçma, kaçırma, vurma, öldürme” diyenlerin topunu yok etmek istiyorum.

Söylemesi ayıp Ermeni’yi, ötekileştirildiğim Alevi’yi evire çevire yok saymak istiyorum, kansız geldiğim makamımda kan akıtarak kalmaya devam etmek istiyorum.

Kendime rakip gördüğüm Atatürk’ün adını silip Anıtkabiri yıkıp yerine yeni bir saray dikmek istiyorum, ama içinde Walt Disney parkı da yaptırmak istiyorum, torunumun torununun torunlarının çocukları orada büyüsün istiyorum.

‘Kaşının üzerinde kara var’ diyenlere karşı Osmanlı Ocağının fırlamalarına sınırsız gaz vermek, gazı ateşlemek, ateşin gıcık olduğum herkesi yakmasını istiyorum.

Tiyatrolar, sinemalar kapansın, balerinler parmak uçlarında yürümesin, sadece benim seçtiğim ve sık sık oldukça sıklıkta benim anlatıldığım filmler diziler belgeseller çekilsin istiyorum. Yalaka, yardakçı, kaypak, bazlama gibi bi o tarafa bi bu tarafa dönen sanatçılar istiyorum.

Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü bölüp ekmek arası yapıp yemek istiyorum.

Önüme geleni, aa ayli ala ula happur huppur löp löp yemek istiyorum.

İnancı tavan yapmış Kürdleri kışkırtıp, mücadelesinden korktuğum Kürdlerin üzerine salıp birbirlerini yemelerini istiyorum.

Muhalefet liderinin adının K’sini alıp evire çevire dövmek istiyorum, hadi iyisiniz iyiiiii CHP yi kapatmak istemiyorum, sayelerinde var olduk hamdolsun, onların didişmesinin içimi gıdıklasına devam etsin istiyorum.

MHP ‘nin hiç değişmemesini mehter marşı gibi bir ileri iki geri giderek yol almaya devam etmesini istiyorum.

HDP’yi kapatıp malvarlığını benim hatuna verip, hatunumun o parala Belçika’da çılgınca alış veriş yapmak için sokakları kapatmasını, paraları çarçur etmesini istiyorum. Demirtaş’ın birkaç yıl daha içerde kalmasını istiyorum, yok yok onun müebbedini istiyorum, yok hayır hayır idamı getirip onu astırmak istiyorum, sonra “onu asma” diyenleri asmak istiyorum.  

Din işleriyle devlet işlerini iyice birbirine karıştırıp ağzını açanı dinsiz, imansız, günahkar ilan etmek istiyorum.   

Ağzımda ki bütün baklaları çıkarmak istiyorum, herkesin itirazsız yemesini istiyorum. Bu masalın böyle devam edip gitmesini istiyorum, benim masalımı dramatik sonla bitirip gökten üç elma düşürmeye kalkanın yerine kayyum atamak istiyorum. 

Feto’nun verilmesini istemiyorum, bi de Rıza Zarab’ın gelmesini istemiyorum, haaaa bi de kareli ceketime Ejder suyu dökülsün istemiyorum.”

Ohhhh nihayet çıktım beyninden, daha fazla dayanamadım, ben çıkarken ekselansları hala devam ediyordu. Kimseye tavsiye etmem, sakın girmeyin oraya, hiç tekin değil, aklının içinde takım elbiseli kırk tilki var, kırkı da sessiz sedasız bir tilkinin yaptıklarını seyrediyor…

...

Hilal NESİN - Müzisyen, tiyatrocu. Antalya Büyükşehir Belediyesi İsmail Baha Sürarslan Konservatuvarı'nda Türk Halk Müziği Bölümü'nden mezun oldu. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde tiyatro eğitimi aldı. 4 yıl Aydın TV de program yaptı.

Kadın sorunlarının sahneye aktarımı ve kadınları sosyal hayatın içine almayı amaçlayan Çeşnibahar Kadınlar Tiyatro Topluluğu'nu kurdu, sanat yönetmenliğini yaptı. Çeşnibahar Müzikali'ni hayata geçirdi.

Kadın sorunları eksenli, yazıp yönettiği Koca Yasa oyununu yurt içinde ve yurt dışında sergiledi. Yazıp yönettiği Gıvır ve Pembe Gözlük Mor Ayna oyunları sergilendi. “Şeyh Bedrettin’den Bu Yana Can Yana Oratoryosu’nun” yönetmenliğini yaptı.

Antalya Muratpaşa Belediyesi Sosyal Yardım İşler Müdürlüğü bünyesinde kültür sanat sosyal projelerde yer aldı. “Koca Yasa, Şeyimin Derdi, Gevşek Vidalar, Kızınca Kıyamet, Diren Muhtar, Bir Atımlık Sen, Ademin Bademleri” isimli kitapları yayınladı.

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz