Engin Ardıç gibiler 'o. çocuklarına' kurban olsun!
Sözlük anlamında bile aşağıladığımız; “Kolay elde edilen, düşük ahlaklı kadın” dediğimiz kadınlara bakalım bi de ülkede kalemini satan gazetecilere bakalım. Sizce hangisi kolay elde ediliyor ve hangisi düşük ahlaklı?
12.11.2018

Hilal NESİN

Her 10 Kasım alışıla geldiği gibi mutlaka birileri bir açıklama yaparak veya bir yazı yazarak ortalığı karıştırmayı başarır. Ve haliyle insanlar tepkilerini farklı yollarla dile getirir. Kimi ağzına geleni yazar, kimi acımasızca çizer, kimileri söver sayar, kimleri de soluğu Anıtkabirde alır. Elbette kimse kimseyi sevmek zorunda değil. Fakat eleştirinin de bir sınırı olmalı değil mi? Sınırları aşana edilecek sözler de keşke o kişinin şahsına olsa, keşke.

Engin Ardıç’ın 10 Kasım’da köşesinde yazdığı; "10 Kasım günleri tiyatro, sinema, gazino her yer kapalıydı, genelev de kapalı mıydı; çocuktum, bilmiyorum!" demesi de bunlardan biri. 10 Kasımlarda çok mağdur olduğunu dile getiriyor aklınca. Erdoğanı’na yaranacak ya, ama aklın mantığın almayacağı cümleler kurmuş. Aklı fikri uçkurunda olan her sapığın yapacağı açıklamaların ta kendisi diyeyim. Bunun gibilerin yaptığı her sapıkça ve saçma sapan açıklamaların ardından hedefte ki ilk kişi kendisinden çok, ne yazık ki onu dünyaya getiren annesi oluyor. Ve kadını erkeği fark etmez herkes bir ağızdan; “orospu çocuğu” diye girer söze.

Orospunun (fahişe) sözlük anlamı; “Hayat kadını, kolay elde edilen, düşük ahlaklı kadın” demek olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Şimdi gelelim meselenin özüne. Siz hiç devletin parasını hortumlayan orospu çocuğu gördünüz mü? Ya da cemaat kurup halkı dolandıran orospu çocuğu? Ya da ne isterse verdiği cemaate darbe yapacak noktaya getiren orospu çocuğu? Veya kuran kurslarında cemaatlerin, tarikatların yurdunda çocuklara tecavüz eden, o ailelerden topladıkları paralarla saltanat süren orospu çocuğu hiç gördünüz mü? Dua okuyarak açtığı bankadan paraları toplayıp kaçan orospu çocuğu gördünüz mü? Devletin malını ihalelerle verip karşılığında koluna 700 bin dolarlık saat alan, devletin imkanlarını kullanarak zengin iş adamlarından rüşvet alan orospu çocukları gördünüz mü peki? Ülkenin içine eden hangi siyasetçinin annesi genelevde çalışıyordu? Peki ülkeyi uçurumun eşiğine getiren hangi orospunun çocuğuydu? Dünyada ki hangi savaşı hangi orospu çocuğu çıkarttı? Ve devam eden hangi savaşın körükleyicisi, benzin yaşıyıcısı ve hangi silah tüccarı orospunun çocuğu. Hani insanın aklına gelmiyor değil keşke ülkeyi veya dünyayı yönetenler gerçekten genelevlerde çalışan kadınların çocukları olsaydı! Ve çok eminim onların bunlardan daha insaflı vede vicdanlı olacakları kesindi. Size çok üzüleceğiniz bir haberim var, bu güne kadar halkın anasını ağlatan, kesesini boşaltan, ciğerini yakan, devletin malını kendi malı gibi satan, parasını başka ülkelere yığan, yalan açıklamalarda bulunma hünerinde en önde olan, dakka başı ekrana çıkıp atan tutan, paraları lup diye yutan, yalan beyanlarda bulunan siyasetçiler orospu çocuğu değil. Onları destekleyen yazarlar çizerler sanatçılarda gazetecilerde orospu çocuğu değil. Hepimizin özene bezene büyüttüğü parlak çocuklar, bizim çocuklar ayooool.

Biz bugüne kadar kaç tane orospunun çocuğunun hayatını kurtardık, o çocuklardan birini aldık okuttuk bakan yaptık devletin idaresinde söz sahibi ettik, ya da bir baltaya sap olması için gayret gösterdik. Hele şuna ne demeli, bi de herkes orospu çocuğu uzmanı olmuş çıkmış  ki sormayın gitsin. Akşama kadar arkadaşları genelevlerde çalışan kadınların çocuklarıymış gibi orospu çocuklarının özelliklerini saya saya bitiremiyorlar. Hadi gerçeğe dönelim hangimiz ‘fahişe’ olduğunu bildiğimiz bir kadının çocuğuna selam verdik, veririz. Hep aynı senaryo yazılmış önümüze konmuş bize inanmak düşmüş, bizler dört dörtlük insanlarmışız da sadece annesi ‘fahişe’ olan kadınların çocukları kötü, sadece onların bu vatana zararı dokunmuştur…Yok yoook, kötüler görüp seçtiklerimiz, iyiler seçemediklerimiz göremediklerimiz.

Sözlük anlamında bile aşağıladığımız; “Kolay elde edilen, düşük ahlaklı kadın” dediğimiz kadınlara bakalım bi de ülkede kalemini satan gazetecilere bakalım. Sizce hangisi kolay elde ediliyor ve hangisi düşük ahlaklı. Tek bir organını satan zararı (varsa) sadece kendine dokunan kadın mı, yoksa beynini satan zararı tüm topluma dokunan gazeteci mi? Türk Dil Kurumu bir an önce “orospunun” sözlük anlamını değiştirmeli. 

6 yıl önce ağlayarak cezaevindeki kötü muamele gördüğünü anlatan bir gazeteci, 6 yıl sonra "cezaevinde bize kötü muamele yapıldı diyenler aptaldır" diyorsa Türk Dil Kurumu “orospu çocuğu” sözcüğünün anlamını da değiştirmeli. Bunun ve bunun gibilerin annelerine haşa kötü sözler edilmesine karşıyım. Anneler n’apsın evlatları dönekse, her anne ana rahminden çıktıktan sonra salıyor evladını atmosfere, elinden geldiğince koşulları eğitim düzeyi yettiğince dürüst doğru yetiştirmeye gayret ediyor lakin evlat bu rahimde durduğu gibi durmuyor bi’ bakmışsın bozulmuş sirke gibi kokmaya başlamış. Alın işte Yavuz Bingöl’ün annesi Şahsenem Bacı, avazı dinlenilesi kadın ozanlardan, ister miydi oğlu ortalığa tükürmenin özgürlük olduğunu söyleyip anaların bağrını yakan katilin ve sürüsünün yardakçılığını yapsın? İster mi doğurduğu çocuğunun dönekliğine kızanların evladının yüzüne tükürdüğünü görmeyi ve evladının tükürüklü yüzünü görmeyi? Ve adını sayamayacağım birçok isim var. Sizler sayın, siz de çok iyi bilirsiniz orospu çocuğu olmayan dönekleri. Bütün bunların anneleri kim? Bilmem kaçıncı odada jartiyerini giymiş beyaz çarşafa uzanmış loş ışıkta müşterisini bekleyen ‘fahişelerin’ çocukları mı? Kordondan kendine bağlıyken mis gibi kendi oksijeni ile yaşattığı evladının doğduktan sonra teneffüs ettiği oksijen anne rahminde ki kadar temiz ve saf değilse anneler n’apsın.

Bu bağlamda Engin Ardıç’ı yerden yere vurmak yerine, annesini yerden yere vurmakta toplumun erkekçi bakış açısına bir örnekti. Kurduğu; "10 Kasım günleri tiyatro, sinema, gazino her yer kapalıydı, genelev de kapalı mıydı; çocuktum, bilmiyorum!" cümlesi kimsenin aklına babasının “pezevenk” olabileceğini genelev sahibi olduğunu getirmedi. Her zaman olduğu gibi okurun yazarın eğitimlinin eğitimsizin, sağcısının solcusunun ilericisinin gericisinin hedefinde annesi vardı, “kadın” vardı. Annesi hayata mı bilmiyorum fakat eğer hayattaysa umarım kendisine yapılan hakaretleri okumamıştır. Zira o da farkındadır aslında bir evlat doğurmadığının bir evlat sıçtığının. Kirpi evladını, “pamuğum” diye seviyor gerçeği vardı hepsi bu, şu an ülkede birçok anne yavru kirpinin annesi gibi…

Aslına bakacak olursak bu ülkenin genelevde çalışan kadınlara kocaman bir özür borcu var zira onların çocukları masumdur, zaten onların çocuklarını ne tanıyan ne gören vardır ne sahip çıkan ne kollayan gözeten. Adı sanı olmayan annelerin adı sanı olmayan çocuklarından uzak durun, kininizi nefretinizi siyasetinizi onların üzerinden yapmayın. Aklı fikri zikri iki apış arasına sıkışıp kalanların bilmesini isterim ki beni, annesi orospu olan çocuklar değil annesi orospu olmayan çocuklar korkutuyor. Tüm orospu çocuklarına sevgilerimi yollarken onları bir konuda da uyarmak isterim, aman aman dikkat! Nerede ağzını doldura doldura “orospu çocuğu” diye küfür eden birini görürseniz; “Vaay burada orospu çocuğu olmayan biri var bunlardan her pislik beklenir” deyip uzaklaşın oradan, onların beyniyle cinsel organı yer değiştirmiştir zararı ziyadesinden büyüktür…

...

Hilal NESİN - Müzisyen, tiyatrocu. Antalya Büyükşehir Belediyesi İsmail Baha Sürarslan Konservatuvarı'nda Türk Halk Müziği Bölümü'nden mezun oldu. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde tiyatro eğitimi aldı. 4 yıl Aydın TV de program yaptı.

Kadın sorunlarının sahneye aktarımı ve kadınları sosyal hayatın içine almayı amaçlayan Çeşnibahar Kadınlar Tiyatro Topluluğu'nu kurdu, sanat yönetmenliğini yaptı. Çeşnibahar Müzikali'ni hayata geçirdi.

Kadın sorunları eksenli, yazıp yönettiği Koca Yasa oyununu yurt içinde ve yurt dışında sergiledi. Yazıp yönettiği Gıvır ve Pembe Gözlük Mor Ayna oyunları sergilendi. “Şeyh Bedrettin’den Bu Yana Can Yana Oratoryosu’nun” yönetmenliğini yaptı.

Antalya Muratpaşa Belediyesi Sosyal Yardım İşler Müdürlüğü bünyesinde kültür sanat sosyal projelerde yer aldı. “Koca Yasa, Şeyimin Derdi, Gevşek Vidalar, Kızınca Kıyamet, Diren Muhtar, Bir Atımlık Sen, Ademin Bademleri” isimli kitapları yayınladı.

 

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz