Salih Müslim: ABD’nin kararı çelişkilidir
İMPNews’in sorularını yanıtlayan Salih Müslim, ABD’nin PKK yöneticileri ile ilgili aldığı ‘ödül’ kararının Türkiye’nin siyasetine destek olacağını belirterek, bu kararın çelişkili olduğunu söyledi.
11.11.2018

Yavuz ÖZCAN

IMPNews - TEV-DEM Dış İlişkiler Sorumlusu Salih Müslim, Türkiye’nin Rojava’ya yönelik siyaseti ve son dönemlerde yaşanan gelişmeler konusunda İMPNews’in sorularını yanıtladı. Müslim, ABD’nin PKK yöneticileri ile ilgili aldığı ‘ödül’ kararının Türkiye’nin saldırgan siyasetine destek olacağını belirterek, bu kararın çelişkili olduğunu söyledi. Müslim, Türkiye’nin olası saldırıları ile ilgili olarak da “bu günkü koşulların Efrin işgali döneminden çok farklı olduğunu” söyleyerek yeni bir işgal durumunun olamayacağını ifade etti. 

Müslim Suriye rejimi ile yaptıkları çözüme dair görüşmelerin  kesilmediğini, ancak ara verildiğini, Suriye’de 2011 koşullarına dönülmesinde ısrarlı olduğunu, bunun ise kendileri için kabul edilemez olduğunu vurguladı. Salih Müslim’in İMPNews’in sorularına verdiği cevaplar:

-ABD’nin PKK’nin 3 yöneticisi hakkında aldığı ‘ödül’ kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

ABD aldığı bu kararla Türkiye’ye taviz vermiştir ve Türkiye bununla daha da pervasızlaşıp, Kürdlere karşı daha da saldırganlaşır. Bu karar çelişkili bir tutumdur. Bu karara karşı PYD Genel Meclisi de yaptığı yazılı açıklamada, kararın siyasi olduğunu, teröre karşı savaşmış PKK’ye karşı bu kararın koalisyona öncülük eden ABD için çelişkili olduğunu belirtti. PKK’nin Kürdistani bir hareket olarak Kürd meselesinin adil çözümü için var olduğu ortadır. Bu karar Türkiye’ye başta da Kürd halkına yönelik düşmanlığını arttırması, yayılmacı politikalarını yürütmesi için bahane sunmaktadır.

ABD Dışişleri Bakanlığı, PKK'li yöneticiler Cemil Bayık, Murat Karayılan ve Duran Kalkan'ın kimlik ve yer tesbitinde yardımcı olacaklar için toplam 12 milyon dolar koyduğunu açıklamıştı

 

-Son dönemde Rusya ile ABD arasındaki yeni dengeler, Türkiye’nin politikalarına Rusya’nın verdiği destekler ve ABD’nin Türkiye’yi yanında tutmak istemesi gibi yaklaşımlar Kürdlerin pozisyonunu belirsizleştirdiğine dair yorumlara neden oluyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bölgemizde olup bitenler bölgenin yeniden yapılandırması çatışmasıdır. İlk başlarda hesaplar yapılırken Kürdlere yer verilmemişti, ancak yaşanan çatışma ve savaş içerisinde Kürdlerin örgütlü ve 3. çizgi temelinde yürüttüğü mücadelesi yeni bir aktör olarak sahneye çıkmasını sağladı ve bunu da herkese kabul ettirdi.

Mevcut durumda bölgede mevcut güçler arasında perspektif ve pozisyon olarak en net, en belirgin pozisyona sahip güç konumundayız. Belli bir hedef doğrultusunda amacı net olup belli düzeyde sorunları analiz edip, bu sorunlara çözüm üreten ve proje sahibi olan bölgedeki tek gücüz. Bu somut projeler doğrultusunda mücadele yürüten, değişim sağlayan ve pratik anlamda sonuç ortaya çıkaran güç konumundayız. Bu anlamda çok belirginiz, çok somutuz. 

Ortaya çıkardığımız bu sonuçların genel siyasal dengeler üzerinde de çok ciddi etkide bulunduğunu ifade edebiliriz. Esas belirsizlik diğer güçlerde yaşanan bir durumdur. Herkes sorundan bahs ediyor, sorun olduğunu ifade ediyor, fakat bu sorun nasıl çözülecek, bu konuda nasıl bir proje ile yaklaşmak istedikleri henüz tam net değildir. Aslında karşımızdaki güçlerde bir belirsizlik yaşanıyor.

Biz kendi öz gücümüze dayalı mücadele yürüten son derece iradeli bir gücüz. Elbette bu ortamda birçok güç var. Biz de bu ortam içerisinde politika yapan, duruş sağlayan bir gücüz. Kısaca ortada bir sıkışmışlık durumu yoktur. ABD ve Rusya arasında kalma gibi bir durum da söz konusu değildir. Kendi öz gücümüzle, irademizle mücadele yürüten pozisyon belirleyen, siyasal olarak net bir duruşa sahibiz ve şimdiye kadar ortaya çıkan sonuçlar da dikkate alındığında pozisyon olarak da çok net konuma sahip bir güç olduğumuz görülecektir.

‘Rusya rejimi kolluyor’

-Rusya’nın, Türkiye’nin saldırılarına göz yumması Rojava Kürdlerini rejime doğru itme hamlesi olarak da değerlendiriliyor. Rusya ile daha yakın ilişkiler kurmak gibi bir düşünceniz var mı?

Rusya elbette bölgede ve Suriye’de de etkisi olan büyük bir güç. Fakat hem sorunları ele alma hem de çözüm geliştirme noktasında yetersiz kalıyor. Rusya sadece rejimi kollamaktadır. Sadece rejimi nasıl ayakta tutabilirim, nasıl meşruiyetini tekrardan geliştirebilirim çabasındadır. Oysa sadece bunu düşünmemelidir. Suriye oldukça sorunludur, özellikle özgürlük sorunu, demokrasi sorunu, halkların kendini yönetme, ifade etme sorunları vardır ve Rusya bu sorunları bir bütün olarak görmelidir. En uygun şekilde Suriye’nin bu sorunlarının hepsi çözülmelidir. Demokratik bir sistem geliştirilmelidir. Ve Rusya bu sorunların çözümünde etkin rol oynamalıdır. Sadece rejimi ayakta tutma, rejimi koruma, yaşanan bu sorunları görmeme ve bu sorunların çözümünde objektif bir rol oynamama siyaseten de Rusya’yı zor bir duruma sokar. Bu durumun etkisi, Rusya’nın Suriye’deki durumuna ve oynayacağı rol üzerine çok etki yapar. Bu yüzden Rusya daha objektif olmalı ve sorunların çözümüne odaklanmalı, rahatsızlıkları görmeli ve çözüm geliştirme noktasında yaklaşım göstermelidir. İnanıyoruz ki eğer Rusya bu çerçevede bakış açısını değiştirir, rol sahibi olup rolünü oynarsa çözümde de etkili bir rolün sahibi olur.

Salih Müslim uzun süre PYD Eşbaşkanlığı yapmıştı

‘Eski Suriye artık mümkün değil’ 

-Suriye rejimi ile görüşmeler yaptınız. Ancak önemli bir sonuç çıkmadı. Görüşmeler neden kesildi, devam edecek mi?

Rejim ile yaptığımız görüşmelere ara verilmiştir sadece, kesilmiş değildir. Çözüm için diyaloğa her zaman hazırız. Ancak rejim 107. Yerel Yönetimler Kanunu’nda bazı değişiklikler yapmak suretiyle 2011’den önceki statüsüne geri dönmeye çalışıyor. Bizim talebimiz yeni bir anayasanın ve Suriye’de yaşayan halklar arasında ayrım gözetmeksizin demokratik bir anayasanın oluşturulmasıdır. Suriye'nin yıkılmasına neden olan tek tip rejimin tümden değişmesi gerekmektedir, bu da küçük değişimlerle olmaz, köklü reformlarla olabilir.

2011 öncesi gibi bir Suriye kurulması mümkün değil artık. Ancak buna rağmen rejimin, bundan sonra nasıl bir Suriye oluşacağına dair bir projesi de yoktur. Biz de diyoruz ki gelin Suriye’nin geleceğini beraber inşa edelim.

‘Türkiye çözüm yollarını kapatmak için saldırıyor’

-Türkiye Rojava’yı ‘tehdit’ olarak görmeye devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Kobanê ve Gıre Sıpi’ye yönelik topçu atışları yaşandı ve ölümler de oldu. Sebebi nedir?

Kobanê, Girêspi (Tel Abyad) ve Rojava’ya saldırılar, uluslararası koalisyona karşı bir nevi şantajdır. Birçok yönden Türkiye veya AKP iktidarı bundan yarar sağlayacağını düşünüyor. Türkiye bir yandan iç sorunlarının üstünü örtmek için, diğer yandan İdlib’te girdiği çıkmazdan kurtulmak için, yine Suriye’deki siyasi çözüm yollarını kapatmak için bu saldırıları yapıyor. Bu oldukça tehlikeli bir yaklaşımdır, çözüm getirmez ve Türkiye halklarının geleceğini tehlikeye sokar. AKP’nin bu macerasına hayır denmelidir.

-‘Yeni bir Efrin mi’ istiyorlar, ne diyorsunuz?

Hayır yeni bir Efrin beklemiyoruz, çünkü şartlar ve koşullar farklıdır artık. Ancak Türkiye yönetiminden her türden dengesiz  yaklaşımlar gelişebilir bunu da hiç uzak bir ihtimal olarak görmüyoruz.

DSG güçleri Deyruzor'un Hejin bölgesinde IŞİD'e karşı operasyonlarını sürdürüyor

 

‘DSG alanları yerli halka teslim ediliyor ‘

-Türkiye’nin saldırıların IŞİD’i güçlendirdiğine dair yorumlar var. DSG bu saldırılar nedeniyle IŞİD operasyonlarını durdurmuştu. IŞİD’in hala ciddi gücü var mı Suriye’de?

Evet, IŞİD halen potansiyel bir tehlike olarak durmaktadır. Çünkü onu yaratan etkenler, onu yaratanlar ve onu kullananlar hala vardır. Sonunu getirmek için onu besleyen ve kullananları durdurmak gerekiyor. IŞİD kendiliğinden oluşmadı, onu kendi projelerinde kullananlar tarafından yaratıldı. Dünyanın her köşesinden getirip eğittiler, silah, araç-gereçler verdiler, propagandasını çeşitli şekillerde yaptılar. Türkiye’nin IŞİD ile olan ilişkileri belgelidir, herkesçe biliniyor. Herkes bu organik ilişkilerden bahs ediyor, yalnızca biz bunu söylemiyoruz. Şu anda rejimin ve Rusya’nın hâkim olduğu yerlerde hala yoğun olarak varlar ve buralardan bizim olduğumuz yerlere sızıyorlar. En çok Anbar vilayetinde yoğunlaşmış durumdalar. Ve oralardan çoğu zaman bu tarafa geçiyorlar.

DSG özgürleştirdiği alanları yerli halkına teslim ediyor bu nedenle özgürleştirdiği alanlarda IŞİD bulunmuyor. Ancak bazen bu alanlarda Türkiye’nin yarattığı küçük çaplı uyuyan hücrelere de rastlanıyor.

-DSG’nin Hejin operasyonlarında kayıplar verdiği haber veriliyor. Oradaki durum nedir?

Savaş ortamlarında bazen kayıplar verilebilinir, bazen taktik gereği geri çekilmeler de olabilir, fakat DSG Derazur bölgesinde önüne koymuş olduğu hedefe doğru çok planlı bir şekilde amaçladığı tarzda mücadelesini sürdürmektedir. Bu mücadeleyi de başarılı bir şekilde sonuçlandıracağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

Tabii IŞİD de bazen mevsim koşullarından yararlanıp saldırılarda bulunabiliyor, bu saldırılar sonucunda bazen kayıplar da olabiliyor, ama bu kayıpları aşırı bir şekilde değildir.

Bu savaşı başlatan biz değiliz. Biz kendi topraklarımızda özgür ve demokratik bir şekilde yaşamak istiyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz. Karşı taraf ise, bizi yok etmeye veya onursuz yaşamaya zorluyor. Bunun için bu kadar IŞİD gibi, diğer cihatçı gruplar gibi oluşumlar yaratıp onları desteklemektedirler. Bu ancak bütün Türkiye halklarının yıkımıyla sonuçlanır ve bütün bölgeyi tehlikeye atar. Bu gidişi durdurmak gerekiyor. Açık söylemek gerekirse, Ortadoğu’da Kürd sorunu çözülmezse bölgede barış ve istikrar sağlanamaz. Kürd sorunu Ortadoğu’nun ve hatta ve hatta dünyanın kangren olmuş bir sorunudur.

-Bölgenin durulması için neler yapılması gerekir sizce?

Bizim ayrıcalığımız kendi öz gücümüze dayanmamızdır. Stratejik dostlarımızı ve düşmanlarımızı iyi tanıyoruz, projemiz gerçekçidir. Halkların kardeşliği ve ortak bir yaşam istiyoruz. Bütün Suriye halklarının demokratik haklarını elde etmesini ve beraber yaşamayı istiyoruz. Bu da herkesin özendiği bir şeydir. Sanırım bu proje Ortadoğu krizinden çıkış için en makul projedir ve biz bunun için ağır bedeller verdik ve vermeye devam ediyoruz. Ve inanıyorum bölgede ve Suriye’de akan bu kanın durdurulması için verdiğimiz ağır bedeller karşılığını bulacaktır.

 

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz