ABD’nin ödülü PKK'ye mi, Türkiye’ye mi ceza mı?
Pratik sonuçları belirsiz olmasına rağmen, Washington’un ‘subliminal’ mesajlar içeren bu adımını nasıl anlamak gerekir? Yorumcuların ‘kamuoyu çalışması’, Türk yönetiminin ‘bizi kandıramazlar’ şeklinde tepki gösterdiği karar ‘Türkiye’nin gözünü boyamayı mı’ yoksa ‘PKK’nin gözünü korkutmayı mı’ amaçlamaktadır?
07.11.2018

Faysal DAĞLI

ABD Dışişleri Bakanlığı, PKK yöneticilerinden Cemil Bayık, Murat Karayılan ve Duran Kalkan’ın yakalanması için ödül koyduğunu açıklaması hararetli bir tartışmaya neden oldu. 

Pratik sonuçları kuşkulu olmasına rağmen, Washington’un  ‘subliminal’ mesajlar içeren bu adımını nasıl anlamak gerekir? Ortadoğu'da ikinci büyük hava üsü Karayılan ile Bayık'ın dolaştığı araziye 40 km uzaktaki Herir'den hergün onlarca İHA uçuran, bölgeyi dinleyen, istihbarat toplayan ABD'nin bu kararı müsamere mi, uyarı mı?

Türk yorumcuların ‘kamuoyu çalışması’, Türk yönetiminin ‘kandıramazlar’ şeklinde tepki gösterdiği bu karar ‘Türkiye’nin gözünü boyamayı mı’ yoksa ‘PKK’nin gözünü korkutmayı mı’ amaçlamaktadır? 

Suriye Temsilcisi James Jeffrey'in deyimi ile ABD, 'biraraya getirmek istediği iki müteffiği olan' Türk ve Kürdler ile uzun zamandır farklı boyutlarda sorunlar yaşıyor. Ancak göründüğü kadarı ile kastı ifadesini aşan bu karar ile Washington nizam vermeye çalıştığı bu bölgede çatışma halinde olan ‘iki mütefiği’ ile ilişkilerine bir disiplin vermeyi de amaçlıyor. 

Öncelikle, bu kararın alındığı sürecin biraz öncesinde olan biteni ve daha sonrasında olabilecekleri öngörerek aslında sembolik olan bu tavrın anlaşılabileceğini düşünüyorum. Elbette ABD’nin karmaşık ve ‘saçma’ bir bürokratik yapıya sahip olduğunu, örneğin KDP ve YNK’yi 2014 yılına kadar "üçüncü sınıf terör örgütleri listesinde" tuttuğunu, buna rağmen YNK Lideri Celal Talabani’nin Irak Cumhurbaşkanı, ve KDP Genel Başkanı Mesut Barzani’nin de Kürdistan Bölgesi Başkanı olarak ABD Başkanları ile defalarca görüşerek, resmi anlaşmalar yaptığını da dikkatten kaçırmamalı! 1997'den beri ABD'nin 'yabancı terör örgütleri listesinde' olan PKK yöneticilerinin mal varlıklarına el konulma kararı olduğunu da hatırlatalım. 

a - Konjonktür: 

1- Karar ABD’nin İran’a yönelik ambargosunun başladığı gün alındı. ABD, siyasi boyutlarını da öne çıkardığı ambargoyla İran ile her türlü ilişkiyi yasakladığı gibi, bu uygulamada zaaf yaratacak güçleri de uyarıyor. İran sınırında kontrolü elinde bulunduran, ancak rejim üzerinde ciddi baskı kurabilecek güç ve potansiyeli atıl durumda olan PKK, ABD açısından bu konuda hassas bir pozisyondadır. 

2- Fırat’ın Doğusundaki savaş birkaç hafta sonra bitecektir. YPG, savaşın sonlanması ile birlikte Kuzey Suriye/Rojava’da yeni statükonun koruyucusu olarak ‘askeri-politik’ bir yapıya dönüşecektir. Bu süreçte ‘dış etkilerden uzak kalması’ önemlidir. 

3- Bu karar ABD güçlerinin Türkiye’ye karşı YPG ile birlikte sınırda mevzilendiği günlerde açıklanmıştır. Bununla Türkiye'nin Rojava'ya planladığı askeri harekatı olağanüstü bir gelişme olmazsa gündemden düşmüştür. 

4- Suriye’de İslamcı güçlerle savaşın çatışma boyutu sona yaklaşmaktadır. Yeni Suriye’nin ‘post-war’ süreci ve inşaasında ABD, Kürd müttefikleri üzerinden rol dağılımına girişecektir. 

5- Erdoğan’ın resmi ve tarihsel müttefikleri olan NATO ve Batı alemi hilafına Rusya ve İran ile giriştiği asimetrik ilişkiler, savaşın sonucunda ‘gerçek şeklini’ alacaktır. Erdoğan şimdiye dek ABD’yle oynadığı Rus ruletinde elini göstermek zorunda kalacaktır.

6- Türkiye seçim atmosferine girmiştir. Bu karar Erdoğan’ı yerel seçimler için acilen ihtiyaç duyduğu ‘Kobani zaferinden’ mahrum etmiştir.

b - PKK’ye mesajlar:

1- ABD, PKK’nin Batı dünyasından 'kabul edilemeyecek' ölçüde uzak durduğu mesajı vermektedir. Kimi zaman kullanılan ‘ABD emperyalizmi’ söylemlerinin Washington’da etki yarattığı bilinmektedir. Geçmişte ABD'li görevlilerin PKK yetkilileri ile yaptıkları görüşmelerde bu durumun dile geldiği bilinmektedir. 

2- Rojava’nın geleceğine ‘müdahale’ etmeye çalışmaktan uzak durulması konusunda uyarı anlamı taşımaktadır. 

3- Şam’ın YPG’yi baskılamak amacıyla kimi zaman (İran kanalı ile) PKK ile doğrudan ilişki kurması ABD’de sancılara neden olmaktadır. Esat rejiminin şimdiye dek sonuçsuz kalsa da özellikle 'müzakere' oyalaması ile PKK’yi, YPG üzerinden ABD ile karşı karşıya getirme konusunda çalıştığı bilinmektedir.

4- ABD, bölgedeki siyasetine farklı saiklerle direnen Kürd elitinin tasfiye edileceği işaretini de vermektedir. Barzani’nin başkanlıktan istifasına ve Kerkük ile çevresinin Irak tarafından yutulmasına sessiz kaldığı (belki de teşvik ettiği) gibi PKK’ye de ‘değişiklik’ uyarısı yapılmaktadır. 

c - Sonuçlar:

1- ABD, Türkiye’ye ‘PKK karşıtlığını 12 milyon dolarlık askıdaki yatırımla kanıtlayarak', bundan böyle Ankara’dan yapılan 'PKK - YPG spekülasyonlarını' duymayacağı mesajı vermiştir.

2- Washington, Rojava’yı Türkiye'nin işgal girişimlerinden ‘şimdilik koruyacağını’ net şekilde ifade etmiştir.

3- Pentagon, YPG ile birlikte sınırda TSK’ye karşı mevzilenerek NATO konseptini tersyüz etmiştir. ‘NATO müttefiği’ Ankara’nın bunu hazmetmesi için ‘PKK ile’ ödüllendirilmiştir! 

4- ABD, Suriye’deki temel müttefiği YPG’nin ‘individual’ davranmasını istemektedir. 

5- Rojava Kürdlerinin; Rusya, İran ve Suriye rejimleri karşısında da eli güçlendirilmiştir. Suriye’de Kürdlerin siyasi sürece katılması için ABD inisiyatif almak durumunda kalacaktır.

6- Karar, Türkiye’nin Kürdistan Bölgesi’nde PKK’ye karşı saldırılarını meşrulaştırıp, bölgedeki ABD unsurlarını istihbarat paylaşımına zorlayacak ve Zeki Şengali suikasti gibi tehlikeler içerecektir. 

7-  ‘Olası çözüm süreçlerinde’ ismi anılan yöneticilerin açık rol alması zorlaşacaktır.

8- PKK’nin yasaklı örgütler listesinden çıkması konusundaki tartışmalarda Türk tarafının eli güçlenecek, Ankara’nın Batı nezdinde PKK aleyhtarı retoriği yükselecektir. 

9- (Karşıtları haricinde) Zaman zaman eleştirilmelerine rağmen Kürdler arasında ciddi saygınlıkları olan Bayık ve Karayılan'ın bu şekilde hedef gösterilmesi Kürd toplumunda ABD karşıtı kuşku ve söylemleri artıracaktır. Keza (Türkiye kaynaklı ABD’ye yönelik farklı söylemler üzerinden) çeşitli yöntemlerle Rojava ve Kuzey Kürdleri arasında çelişki yaratma girişimleri olacaktır.

10- ABD, Rojava Kürdlerinin statüsü konusunda garantör olursa, PKK’nin 'Batı dünyası ile siyasi-ideolojik entegrasyon süreci’ daha hızlı bir etkileşime girecektir. 

11- Hülasa bu gelişmede Kürdleri ilgilendiren her türlü öngörü ve sonuç ABD’nin Rojava Kürdlerinin statüsü konusundaki yaklaşımı ile şekil alacaktır. 

Diğer taraftan Erdoğan’ın Sözcüsü İbrahim Kalın'ın aslında bu karara sevinmesi gerekirken, anında ABD’ye ‘bizi kandıramazlar’ diye tepki vermesi ise oldukça manidardır! Öyle görünüyor ki Türkiye, ‘PKK ödülünün’ kendisine kesilen bir ‘ceza’ olduğundan fena halde kuşkulanmaktadır.

Suriye’de YPG ile ittifağı devam ettiği sürece, Washington’un Ankara ile sorunları biçim ve boyut değiştirerek devam edecektir. Türkiye’nin Suriye/Rojava ve diğer sorunlu alanlarda ABD ile uzlaşmasının tek yolu, otokrasiden vazgeçerek, terkedilen demokratikleşmeye dönme ve Kürd meselesinde adil - barışçıl girişimleri gündeme getirmektir. Peki Erdoğan yönetimi ile bu mümkün mü? Yanıtı şimdilik riskli bir soru! Ancak tarihin mecburiyetler toplamı olduğu da unutulmamalıdır!

...

Faysal DAĞLI - Gazeteci, yazar. Dicle Üniversitesi’nde dil ve edebiyat okudu. 1988’den bu yana çok sayıda gazete, dergi ve ajansta yazarlık, editörlük, yayın yönetmenliği yaptı. TV’lerde programlar ve dokümanter filmler hazırlayıp sundu. Le Monde diplomatique kurdi gazetesinin kurucu editörüdür. Tarih, edebiyat ve gazetecilik temalı kitapları yayınlanmıştır. IMPNews’in yayın yönetmenidir. 

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz