İran’ın Suriye’deki askeri gücü
Tahran’ın onbinlerece asker ve milis ile en önemli askeri güç olduğu Suriye'deki ‘sessiz, derin ve temel belirleyici’ pozisyonu Ortadoğu'daki dengeleri belirliyor.
20.10.2018

Şino DERBAZ

IMPNews - ABD’li yetkililerin Suriye’deki İran birliklerinin ve varlığının çekilinceye kadar bu ülkedeki kalacaklarını açıklaması ve İsrail’in bölgedeki İran ile Hizbullah üslerini vurması, Tahran’ın bu ülkedeki ‘sessiz, derin ve temel belirleyici’ faaliyetlerini gündemde tutuyor. 

ABD’nin Suriye’deki varlığını ‘savaş nedeni’ saydığı bir anda geçtiğimiz Ağutos ayında İran Savunma Bakanı Tuğgeneral Emir Hatemi, Şam’ı ziyaret ederek Esad rejimi yeni ve geniş çaplı bir askeri anlaşma yapması dikkat çekti. Uzmanlar, İran’ın yerleştiği bir ülkeden çıkarmanın mümkün olmadığına dikkat çekerek, son yıllarda, Suriye, Lübnan, Yemen, Katan, Afganistan, Pakistan gibi ülkelerdeki Şii nüfusun tamamen İran etkisi altına girdiğine vurgu yapıyor. 

Putin: İran’ı Suriye’den çıkarmak bizim işimiz değil

Konu ile tartışmalara katılan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de, İran kuvvetlerini Suriye’den çıkarmanın Rusya’nın işi olmadığını söyledi. İran’dan bölgeden ayrılmasını talep eden hükümetlerden Suriye konusuna müdahale etmeyeceklerine dair güvence sunmalarını talep etti. Putin şunları söyledi: "İran'ı Suriye topraklarından çekilmeye ikna etmek bizim işimiz değil. Hem Suriye hem de İran, bağımsız ülkeler. Doğal olarak ilişkilerinin nasıl olacağına kendileri karar vermeliler.”

Rusya'nın her iki ülkeyle de 'ciddi ve derin ilişkilerinin olduğunu' belirten Putin, İran güçlerinin Suriye'den tamamen çekilmesininse ayrı bir konu olduğunu kaydetti. "Buna; İran, Suriye ve İran, ABD arasındaki diyalog ile karar verilmeli. Rusya da bu diyaloğa katılmaya hazır" diye devam eden Putin, İran'ın Suriye'den çekilmesini isteyenlerin, Suriye'nin iç işlerine karışmayacaklarının garantisini vermeleri gerektiğini sözlerine ekledi.

İran Savunma Bakanı Tuğgeneral Emir Hatemi, Ağustos ayında Şam’da Esat ile geniş bir askeri anlaşma imzaladı

 

Suriye’nin İran’a maliyeti

İran, gerek askeri faaliyetleri gerekse ekonomik ve siyasi aktiviteleri ile Suriye’de temel güçlerden biri. Suriye ile ilgili olarak her ne kadar Rusya öne çıkıyorsa da Moskova’nın bu ülkedeki faaliyetleri askeri çerçevede kalıyor. Ancak Tahran, Esad rejimin ayakta kalması için gereken her türlü çalışmayı yaparak, Suriye devleti ve ordusunun devamını sağladığı gibi, Suriye’yi adeta İran’ın bir eyaletine dönüştürmüş durumda.  Mart 2011’de barışçıl halk gösterileri ile başlayan süreç kısa sürede iç savaşa dönüştü. İran, Suriye’de gösterilerin bastırılmaya başlanmasından günümüze dek Beşar Esad’a desteğine devam etti.  Avrupa Birliği, Haziran 2011’de Suriye’de isyancıları bastırmak üzere Esad rejimine destek vermek gerekçesiyle Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Ali Caferi ve Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi yaptırım uygulanan kişiler listesine koydu. Suriye’deki varlığını “askeri müsteşarlık” olarak açıklayan İran ise, 7 yıllık süreçte Esad rejiminin askeri, mali ve siyasi olarak en büyük destekçisi oldu. 

Suriye’de rejimi korumak için 7 yıldır destek veren Tahran’ın Suriye’ye yaptığı mali yardımın miktarı bilinmiyor. İran’da son zamanlarda başlayan halk hareketlerinin taleplerinden biri de rejimin dışardaki operasyonlara ayırdığı bütçeyi kesmesi.

BM verilerine göre İran’ın Suriye’deki masraflarının yıllık ortalama 6 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Bu miktar, İran’ın yıllık bütçesinin nakdi yardımlar oranın yarısına denk gelmektedir. Suriye’ye altı yıl aynı miktarda harcama yapıldığı farzedilirse, bu 36 milyar dolar yapacaktır ve İran’ın yıllık savunma bütçesinin 3 katına tekabül etmektedir. Tufts Üniversitesi Doğu Akdeniz Çalışmaları müdürü Nadim Shehadi ise Esad rejiminin çoğu doğal kaynağını kaybettiği 2014 ve 2015 yıllarında İran’dan 15 milyar dolar yardım aldığını iddia etmiştir.İsrail Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre de İran’ın Suriye’de savaştırdığı gruplardan Hizbullah’a yıllık 800 milyon dolar yardımı bulunmaktadır. İran’ın farklı ülkelerden Şii savaşçıları eğitip Suriye’deki savaşta mobilize ettiği biliniyor. New York Times’in haberine göre, Suriye’de sayıları 10 bini bulan Afgan Fatimiyyun Tugayı savaşçıları aylık 800 dolar maaş almaktadırlar.Bu hesapla, sadece İran destekli Afgan savaşçılarının aylık maaş hacmi 8 milyon dolar yapmaktadır. Suriye’de savaşan İran destekli farklı halktan birçok grubun varlığı da düşünüldüğünde, sadece savaşçı maaşları için büyük bir bütçe harcanmaktadır. 

Şam'da bir gösteride İran ve Suriye kardeşliği pankartları!

 

Suriye borcunu petrol, gaz ve fosfat madeni ödeyecek!

Savaş yılları itibariyle Tahran ve Şam arasındaki ticarette İran, ithalatın iki katı değerinde ihracat yapmıştır. İthal edilen ürünler zeytinyağı ürünleri ve baharatlar iken, Suriye’nin İran’dan ithal ettiği ürünler arasında; tıp malzemeleri, endüstriyel ürünler, demir-çelik ürünleri ve inşaat malzemeleri. İran Dış İşleri Bakanı Cevat Zarif, 2017’de yaptığı açıklamada, Esad rejimine 2 milyar 800 milyon dolar tutarında tıbbi ürün ve gıda malzemelerinden oluşan insani yardım yapıldığını belirtmiştir.

Suriye’nin İran’a ne kadar borçlu olduğuna dair şeffaf bir veri olmasa da borcun varlığı bir sır değil. Suriye politikası savunan İranlı yetkililer, ilerleyen yıllarda bu siyasetin ticari-ekonomik getirisinin olacağına inanıyor. Hedeflenen getirilerden birinin, savaş öncesi Türkiye, Rusya, Çin ve AB ürünlerinin hakim olduğu Suriye pazarını İran’ın ele geçirmesi hesabı. Suriye’nin borçların geri ödenmesi konusunda, İran Devrim Rehberi Ali Hamaney’in askeri işler danışmanı Yahya Rahim Safevi 18 Şubat 2018’de “Suriye borçlarını petrol, gaz ve fosfat madeni karşılığında ödeyebilir” demişti.

Suriye’nin yeniden imarında İran’ın payı

Savaşın bitmesi ardından Suriye’nin yeniden imarı için BM 300 milyar dolara ihtiyaç duyulduğu açıkladı. Suriye bütçesinin buna imkan vermemesi nedeni ile yabancı sermayenin bu işi yüklenmesi gerektiği ortaya çıkıyor. Körfez ve Batılı ülkelerin Esad yönetimi ile olumsuz ilişkileri bu konuda İran ve Rusya’nın devreye gireceğini gösteriyor. Çinli yatırımcıların Suriye’nin yeniden inşasında rol almak için harekete geçtiği de iddia edilmektedir.

Suriye Başbakanı İmad Hamis, ülkesinin yeniden inşa aşamasında İran şirketlerine öncelik verileceğini ifade etmiştir. Esad da yeniden imar için İran’ın desteğini talep etmiştir. İran’ın Suriye’deki harcamaları zaman zaman İran iç siyasetinde tepki görmektedir. Sosyo-ekonomik protestolarda İran’ın kendi halkını ihmal ettiği, ülke servetini başta Suriye olmak üzere Arap ülkelerinde harcadığı dile getirilmektedir. Gerek 12 Kasım 2017’de İran’ın Kirmanşah kentinde meydana gelen deprem sonrası barınma problemi yaşayan depremzedeler, gerekse ülkenin muhtelif yerlerinde ekonomik sebeplerle hükümeti eleştiren göstericiler “Suriye’yi bırakın, derdimize çare bulun” sloganları ile dış politikaya tepki göstermişlerdir. 

Kesintisiz olarak Suriye’ye mali, siyasi ve askeri destek veren İran’ın, bu desteği ile Doğu Akdeniz’e ulaşıp Şam’da asıl nüfuz edici aktör olması ve bu harcamaların faturası olarak Tahran’ın farklı krizlere girmesi de mümkündür. 

Suriye'deki İran askeri faaliyetlerinin koordinatörü Kasım Süleymani bir grup Şii milisi ile

 

İran’ın Dış Operasyonlar Özel Birimi: Kudüs Gücü

Suriye’deki İran askeri varlığı ve milis güçleri ise bu ülkede, Suriye ordusu kadar önemli bir rol oynamaktadır. Suriye’deki savaşın en kritik alanlarında ordunun varlık gösteremediği alanlarda İran güçlerinin devreye girdiği bilinmektedir. 

İran’ın Suriye’deki temel askeri faaliyetleri Dış operasyonlar birimi olan Küdüs Gücü ve komutanı General Kasım Süleymani tarafından koordine edilmektedir. 

İran Devrimi İran sınırları ötesine taşımak için 1990’ların başında kurulan birim doğrudan İran’ın ruhani liderine bağlıdır ve 1998’den beri Kasım Süleymani tarafından komuta edilmektedir. Suriye iç savaşına 2011’den beri dahil olan Kudüs Gücü, 16 Eylül 2012 tarihinde İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Ali Caferi tarafından yapılan açıklamayla Suriye’deki varlığını resmi olarak kabul etmiştir. 

Kudüs Gücü İran’ın bölgedeki faaliyetlerini yürüten “gölge özel kuvvetler” olarak da bilinmektedir. Suriye’de rejimi korumak için Hizbullah ile beraber Ulusal Savunma Güçlerini kurarak Şii milislerin eğitimlerini gerçekleştirmektedirler. Suriye’deki Kudüs Gücü’ne ait savaşçı sayısının 1.500-2.000 civarı olduğu düşünülürken grubun toplam savaşçı sayısı ve ne kadar Şii milisin koordinasyonundan sorumlu olduğu ile ilgili net bilgi bulunmamaktadır.

Kasım Süleymani operasyon alanında Küdüs Gücü askerleri ile

 

Alandaki en büyük hava üssü olmasıyla beraber Rus savaş uçakları ve mühimatın barındığı T-4 üssü, Suriye Ordusunun da desteğiyle Kudüs Gücü’nün konuşlandığı önemli bir alan olmuştur. Aralık 2016’da Halep’te muhaliflere karşı başarı kazanmalarıyla beraber bölgede grubun etkinliği artmaya başlamıştır. Birim, Lübnan Hizbullahı başta olmak üzere Şii milislerin kullanımı için füze ve roket tesisleri kurmaktadır.  Fetih-110 füzeleri, Fecr-5 roketleri de dahil olmak üzere kısa ve orta menzilli füzelere, ayrıca 1.300 kilometreden fazla menzilli Şahab balistik füzelerine sahip olan Küdüs Gücü, İsrail için de tehdit teşkil etmektedir. Bu nedenle sık sık İsrail tarafından saldırıya uğramaktadır. 

Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü operasyonlarında gözlemci olan ve Suriye ordusunun danışmanlık görevini üstlenen General Hüseyin Hamedani öldürülen en kıdemli İran subaylarından olmuştur. Hamedani, Kasım 2015’te IŞİD tarafından düzenlenen saldırıda hayatını kaybetmiştir.  Ayrıca, Kasım Süleymani’nin asistanı Hayrullah Samadi ve DMO komutanlarından Hamid Ziyayi, 2017’de Ebu Kemal’de IŞİD tarafından öldürülmüştür. 

Şubat 2015’te İsrail’in Suriye’deki İran hedeflerine yönelik düzenlediği saldırıya karşılık Kudüs Gücü komutanlarından ve aynı zamanda Filistin Birliği Kuvvetleri’nin komutanı Said İzadi komutasında saldırı düzenlenmiş ve İran’ın füzeleri kullanılmıştır. 

Bir grup Besic gönüllüsü

 

İran’ın Paramiliter Teşkilatı: Besic Güçleri

İran-Irak savaşı sırasında kurulan Besic Güçleri İran’da iç güvenlik görevini üstlenmiş ve Devrim Muhafızları tarafından kontrol edilen bir sivil gönüllü örgütüdür. Grup “Fatehin” ismiyle de bilinmektedir. Besic üyeleri Devrim Muhafızları liderliğinde keşif kuvvetlerinin bir parçası olarak Suriye’de bulunmaktadır. Besic gönüllüleri, işçi, öğretmen, din adamı, öğrenci ve kamu çalışanı gibi çok çeşitli meslekteki insanlardan, kadın ve erkeklerden oluşmaktadır. 

İran, 21 Mart 2018’de sona eren kara kuvvetleri bütçesinin üçte biri Devrim Muhafızları ve Besic’in operasyonları için harcamıştır.  General Gholam Hossein Gheybparvar tarafından komuta edilen Besic Güçleri 2011’den bu yana Suriye’de savaşmaktadır. Uzmanlar 2015’in ortalarından itibaren Suriye’de aktif olan Devrim Muhafızı ve Besic üyesinin 7 bin kadar olduğunu tahmin etmektedir. 8 Temmuz 2015 yılında yaptığı konuşmada Hüseyin Hamedani 2012 yılında Suriye’de oluşturulan Ulusal Savunma Güçleri’nin İran’ın Besic güçlerini örnek alarak oluşturulduğunu söylemiştir.  İran Devrim Muhafızları Ordusunun ayrılmaz bir parçası olan gönüllü paramiliter güçler, Suriye’de savaşması için Şii gönüllüleri toplamakta ve Esed rejimine destek için Suriye’ye gönderilmekte ve Esed’i destekleyen milisleri eğitmektedir. 

Suriye'de ölen Besic gönüllülerinin cenaze töreni

 

Besic Örgütünde de Suriye’deki çatışmada 50 İranlı gönüllü öğrenci öldürülmüştür. Besic Gücü, Ocak 2016’da Halep’in güneyindeki rejim yanlısı operasyonları desteklemede ve yine Şubat 2016’da El Zahra ve Nubl kasabalarının yeniden ele geçirilmesinde doğrudan rol oynamıştır. Sahada yüksek rütbeli komutanlarını kaybeden İran’ın önemli Besic komutanlarından; Nadir Hamid Kuneytra’da, Jabbar Drisawi ve Asfar Sherdel Halep’te, Hussein Badba ise Deraa’da öldürülmüştür.

ABD Hazinesi, 16 Ekim Salı günü, Devrim Muhafızları için çocuk asker sağlama ve eğitmede mali yardım sağladığı, ekonomik kazançla bölgede terörü ve teröristleri desteklediği, insan haklarını ihlal ettiği ve çocukları Esed rejimine destek için Suriye’ye gönderdiği iddiasıyla Besic Gücüne yaptırım kararı aldı.  

Hizbullah milisleri Suriye savaşında ele geçirdikleri bölgeleri yönetiyor

 

Lübnan Hizbullahı

1980’li yılların başında İran desteğiyle Lübnan’da kurulan Hizbullah, Suriye’de İran Devrim Muhafızları’ndan sonra Esad saflarında savaşan en önemli ve güçlü Şii milis gruptur. Hizbullah’ın seksenli yıllara dayanan Esad rejimiyle olan ilişkisi, son senelerde ‘direniş ekseni’ adı altındaki bölgesel ittifakla daha derin ve organik hale geldi. Hizbullah, ayaklanmanın henüz ikinci ayında, Mayıs 2011’de, lideri ve genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın bir konuşmasında ‘Esad rejimini desteklediğini ve teröristlere karşı savaşacaklarını’ açıkladı.2011 ve 2012 yıllarında Suriye’de Hizbullah’ın rolünden bahsedilmiş olsa da, örgütün Mayıs 2013’te Suriye’deki çatışmalara katıldığı tarih olarak kabul ediliyor. Zira daha önce Esed ordusunun altında hareket eden Hizbullah askerleri, bundan sonra bağımsız operasyonlar yapmaya başladılar. 2013 yılı ortasında Esed rejiminin geniş bir alanda kontrolü kaybetmeye başlamasıyla beraber Hizbullah cephelerde daha aktif bir şeklide görünmeye başladı. Aktif savaştığı ilk cephe, 2013 yılının Mayıs ayında Humus eyaletinde Lübnan sınırına yakın ve stratejik bir yere sahip olan Kusayr ilçesi oldu. Humus’ta muhalefeti bastırması ve Kusayr savaşının ardından, Hizbullah, Şam ve Halep cephelerinde de Esed saflarında yer almaya başladı. Özellikle güney Halep’te ve Kalamun bölgesindeki Zabadani ve Madaya’da Hizbullah’ın rolü çatışmanın seyri için kritik oldu. Suriye’deki Hizbullah mensubu sayısının 3 ila 4 bin arası olduğu tahmin ediliyor. Hizbullah’ın zaman içerisinde savaşçı sayısını arttırdığı kimi analistler göre bu rakamın 7 bin ila 10 bin arasında olduğunu tahmin ediyor.

Kasım 2012 yılında Hizbullah ve Esed rejimi arasındaki irtibat subayı olan ve Suriye’deki Hizbullah operasyonlarını koordine eden komutan Muhammed Nasif’in (Abu Abbas) ‘görev’ sırasında öldüğü açıklanmıştı. Ancak Hizbullah, Suriye’de ölen askerlerin sayısını resmi olarak ilan etmemiş, hatta ilk zamanlarda ülkedeki varlığını reddetmiş olsa da, örgüte yakın medya organlarının o dönemlerde yayınladığı ‘şehit cenazeleri’ sayıları oldukça yüksek. Amerikalı Washington Yakın Doğu Araştırmalar Merkezi’nin yaptığı incelemeye göre 30 Eylül 2012 ile 16 Şubat 2016 tarihleri arasında Suriye’de ölen Hizbullah askerleri 865’e ulaştı. Buna göre ölenlerin sayıları son yıl artış yaşadı, Mayıs 2015’ten sonra her ay yaklaşık 36 Hizbullah mensubunun Suriye’de hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Hizbullah ve diğer Şii milisler son aylarda hem güney Halep cephesinde hem de Kalamun bölgesinde aktif rol oynamıştı.

Ölen Hizbullah mensupları arasında komutanlar da bulunuyor. Örneğin 10 Ekim 2015 tarihinde Suriye’de Hizbullah komutanı olduğu tahmin edilen Hasan el-Hac, İdlib’te hayatını kaybetti. Şubat 2016’de ise Ala el-Busna adıyla bilinen Hizbullah’ın önde gelen askeri liderlerinin Halep cephesinde öldüğü bildirildi.

Hizbullah’ın başta Suriye’ye müdahalesi Esed rejimini desteklemek için geçici bir operasyon gibi gözükse de, zaman içerisinde örgütün ülkedeki varlığı daha kalıcı bir hale gelmeye başladı. Esed rejiminin uzun süre ayakta kalamayacağı ihtimalini göz önünde bulunduran Hizbullah, Lübnan Suriye sınırında bulunan askeri üslerini korumak için sınırın Suriye tarafında kalıcı üsler kurdu. Nisan 2016’da Stratfor merkezi, uydu fotoğraflarıyla Hizbullah’ın Kusayr bölgesinde kalıcı üsler kurduğunu açıkladı.

Bölgede yaşayan halka göre, Kusayr Hizbullah tarafından tamamen ele geçirildi. Şehirde rejim güçlerinin bulunmadığı gibi bölgenin idari ve güvenlik işleri de Hizbullah tarafından yönetiliyor. Kusayr’ın Sünni halkının büyük bir kısmı Lübnan’a göç ederken bölgede Şii köyler göç etmedi, bu da Kusayer’ı Şii bir bölgeye dönüştürme planlarına işaret ediyor. Yerel kaynaklara göre Hizbullah Zabadani’de de benzer bir çaba içerisinde. Genel olarak Lübnan Suriye sınırında rejim varlığı zaman içerisinde zayıfladıkça, bölge adeta orada aktif olarak muhalefetle çatışan Hizbullah’ın kontrolüne geçiyor. Rejimin, önceki yıllardaki gibi gücünü tekrar geri kazanma imkanının çok zayıf olduğu, gelecekte bölgenin tamamen Hizbullah’ın kontrolüne girmesi bekleniyor.

Irak Heşdi Şabi güçleri arasında yer alan milislerin Suriye'de sayılarının 20 bin olduğu sanılıyor

 

İmam El Bakir Tugayı

İsmini Şii inancındaki 5. imamdan alan tugay; İran, Nuceba ve Hizbullah’a bağlı olarak hareket etmektedir. 2012’te ortaya çıkan grup 2014’te Halep’te faaliyetlerine başlamıştır. İran’ın Suriye’deki Milli Savunma Kuvvetleri içindeki Şii milis grubudur. 2006 yılında Lübnan Savaşında Hizbullah yanında yer alan milislerden ve Suriyeli savaşçılardan oluşmuştur. Suriye milliyetçiliği ve radikal Şii ideolojiyi savunan grubun 2000–4000 kadar üyesi olduğu tahmin edilmektedir. Komutanları iki kardeş olan Hamza Bakir ve Halid Bakir’dir. Tugay, Aralık 2017’de yaptığı açıklamada İsrail’e karşı savaş yemini etmiştir. 6 Nisan 2018’de yayımladığı bildiriyle Suriye’deki Amerikan askeri birliklerine saldırı ve cihad çağrısında bulunan grup, İran Devrim Muhafızları Ordusu Kasım Süleymani ile de bölgede yakın ilişki içerisindedir. Suriye ordusu içinde kendisini “ilk yardımcı” olarak nitelendiren el-Bakir, önemli Milli Savunma Kuvvetlerinden biri olarak görülmektedir. 

Tugay, Halep şehrinin kuzeyinde Nübl ve Zehra’daki Şii köylerin kurtarılması ve kuşatılması operasyonlarında yer almış, Suriye’nin doğusundaki kırsal alanlarda ve kıyılarda da faaliyet göstermiştir. Hama, Palmira ve Halep’te konumlanmaktadır. Askeri faaliyetlerinin yanı sıra kontrol ettiği bölgelerde ticari faaliyetlerde bulunmaktadır. Halep kenti içindeki ulaşım sektörünün bazı bölümlerini işleten grup yerel yönetim faaliyetlerinin sağlanmasında da etkilidir. 

Pakistan ve Afganistan'dan Suriye'ye savaşmak için gelen çok sayıda Şii milisi var

 

Zeynebiyyun Tugayı

Zeynebiyyun Tugayı, ismi Muhamed Peygamberin kızı Fâtıma’nın Ali’den olma kızı Zeyneb’e isnad edilen, Suriye’de Esed rejimine destek veren İran destekli bir milis grubudur. 2015 yılında kurulan Zeynebiyyun Tugayı, mezhebi-siyasi sebeplerle Pakistan’dan ayrılıp İran’a iltica eden ya da Kum ve Meşhed gibi şehirlerde medrese eğitimi alan Pakistanlı Şiilerden oluşmaktadır. İran’ın Kum kentindeki Camiatu’l Mustafa el-Alemiye Üniversitesi’nde okuyan Pakistanlı öğrencilerden Zeynebiyyun Tugayı’na yoğun katılım olduğu iddia edilmiştir. 

Halep ve Şam bölgelerinde varlık gösteren grup üyeleri, Suriye’de bulunmalarını Şam’daki Seyyide Zeynep Türbesi’ni savunmakla açıklamaktadırlar. Pakistan Şiilerinin ruhani lideri Hadi Nekevi’nin Pakistan’dan Suriye’ye savaşçı sevkinde etkili olduğu iddia edilmiştir.  Savaşçı sayısı 2 bin olarak tahmin edilen Zeynebiyyun Tugayı komutanlarından İranlı Ali Rıza Cilani 2017’de Suriye’nin Ebu Kemal şehri yakınlarında IŞİD’e yönelik gerçekleştirilen operasyonda hayatını kaybetmiştir. 

Irak'ın Heşdi Şabi milisleri Kasım Süleymani tarafından Suriye'ye yollanıyor

 

İmam Ali Taburları

İmam Ali Taburları, İslami Irak Hareketi’nin silahlı kolu olarak Haziran 2014’te kurulan bu örgüt Haşdi Şabi’nin kolu olarak operasyonlarını yürütmektedir. Taburun 500–1000 arası savaşçısı olduğu tahmin edilmektedir. Lideri Shibl el-Zeydi, İran’ın Suriye’de kullandığı Iraklı Şii milisler arasında en dikkat çeken isimlerdendir. Operasyonları yürüten komutanı ise Ebu Mehdi el-Mühendis’tir, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile yakın ilişki içerisindedir.

Tabur aynı zamanda Hristiyan milislerden oluşan Ketaib Ruhullah İsa İbn Meryem ordusunun eğitimlerinde görev almıştır. Suriye İç Savaşı’nda aktif olduğu alanlar Palmira, Halep ve Ebu Kemal’dir. Son dönemde Hama’nın kuzeyi, Şam, Deyr ez Zor ve Suriye’nin doğu kırsalı/çöl arazisinde konumlanmaktadır. Suriye’de özellikle Şam’da eğitim kampları bulunan grup, Hizbullah el-Nuceba ile beraber hareket ediyor. 

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz