1 milyon saklı katil 
Türkiye’nin ‘terörle mücadele ve sınırların güvenliği amacı ile’ döşediği bir milyon kara mayınının halen aktif olduğu bildirildi. 
14.10.2018

Şino DERBAZ

IMPNews - Türkiye’nin ‘terörle mücadele ve sınırların güvenliği amacı ile’ döşediği bir milyon mayının halen aktif olduğu bildirildi. İnsan hakları aktivistlerinin "Saklanmış katiller" olarak adlandırdığı ve gömülü halde 50-75 yıl arası aktivitesini koruyan kara mayınları, dünyada her 20 dakikada bir insanın ölmesine veya sakat kalmasına yol açıyor.

Verilere göre, 2004 yılı ile 2017 yılları arasında Kürdistan’da bin 138 kişi anti-personel kara mayını ya da savaş artığı patlayıcılar nedeniyle yaşamını yitirdi veya sakat kaldı. Bu rakamlara göre her 4 dakikada bir mayınlar nedeniyle 1 kişi ya hayatını kaybediyor ya yaralanıyor. 

Resmi rakamlara göre, 1993-2003 arasında da, 299 asker ve 289 sivil mayın patlaması nedeniyle yaşamını kaybetti, 1524 asker ve 739 sivil de aynı nedenle yaralandı. İnsan Hakları Derneği'nin verilerine göre ise 1990-2002 yılları arasında 512 mayın patlaması olayında 838 kişi hayatını kaybetti, 937 kişi de yaralandı. Yaralananların 214'ü çocuk. PKK’lilerin mayından kaynaklı kayıp ve yaralılarının sayısı ise bilinmiyor. 

Türkiye, her ülkenin topraklarındaki mayınları temizleme ve depolarındaki mayınları da imha etme yükümlülüğü getiren Ottowa Sözleşmesi’ne Mart 2004 yılında taraf oldu. Ottowa Sözleşmesi’ne taraf olan devletler sivillerin korunması için her türlü önlemi alarak mayınlı bölgelere işaret bırakmak zorunda. Bu sözleşmeye taraf ülkeler mayın yüzünden zarar görmüş insanların mağduriyetinin giderilmesine yönelik çalışmalar yapmak zorunda. 

Ottawa Sözleşmesini onaylayan Türkiye, sözleşmeye göre; Hiçbir şekilde mayın döşeyemez; mayınları kullanamaz, mayınları muhafaza edemez ve mayın imal edemez ve onay tarihinden sonra 10 yıl içinde toprağa gömülü kara mayınlarını temizlemekle yükümlülü.

Kara mayınlarının yasaklanması ve temizlenmesi için kampanya yürüten Jody Williams 1997 yılında Nobel Barış ödülünü almıştı. Jody Williams, 29 Eylül - 2 Ekim tarihlerinde Ankara'da düzenlenen İnsan Haklarında Yeni Taktikler Uluslararası Sempozyumu’na da katılmıştı. 

UNİCEF'in "Ulusların Gelişmesi" raporunda ise; dünyada 60'tan fazla ülkede tahmini olarak 116 milyon patlamaya hazır mayın bulunduğu ve her yıl 2-3 milyon mayının döşendiği belirtiliyor.

‘Halen 1 milyon mayın var’

Mayınsız Türkiye Girişimi de geçtiğimiz hafta Diyarbakır’da ‘Türkiye’de Kara mayını Sorunu: Kamusal Farkındalık ve Medyanın Rolü’ konulu bir toplantı düzenledi. Mayınsız Türkiye Girişimi Koordinatörü Muteber Öğreten konuya dair bilgi verdi.

Resmi açıklamalara göre Türkiye, 2011 yılına kadar elindeki 3 milyon mayını imha ettiğini söyleyen Mayınsız Türkiye Girişimi Koordinatörü Muteber Öğreten Kürdistan’daki savaş bölgelerinde halen bir milyon mayın olduğunu vurguluyor.  Türkiye ilk olarak 1950 ile 55 yılları arsında başta Suriye olmak çeşitli sınırlarına mayın döşedi. Öğreten, “Türkiye 90’lı yıllarda da topraklarına mayın döşemiştir. Bunun nedenini de sınırlardan kaçak girişler ve terörle mücadele olarak açıklamaktadır. Buna rağmen Türkiye 2011 yılında elindeki 3 milyon mayını imha etmiştir. Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinin sınırları ile bu bölge içlerinde 1 milyon kara mayının toprağa döşeli halde bulunuyor. Bunlardan 100 bin tanesi ise iç bölgelerde döşeli” dedi.

Mayınsız Türkiye Girişimi Koordinatörü Muteber Öğreten

 

‘En önemli sorun içerdeki mayınlar’

Türkiye, Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi için 2009 yılında önemli bir adım attı. Mayınların temizlenmesi için yasa tasarısı hazırlandı. Tasarıya göre, mayınlı alanlar, 49 yıllığına temizleyen şirketin kullanımına verilecekti. Ancak muhalefetin tepkisi üzerine yasa çıkarılmadı.

Türkiye’nin en önemli sorununun iç bölgelerdeki mayınlar olduğuna dikkat çeken Öğreten, son yıllarda mayın yaralanması vakalarının tamamının iç bölgelerde meydana geldiğini söyledi. Öğreten Mayın Temizleme Projesini, bir Avrupa Birliği Projesi haline getiren Türkiye’nin mayınların döşendiği Iğdır’dan Hakkâri’ye kadar olan alanı, 3 bölgeye ayırdığını ve Iğdır’da mayın temizleme çalışmasının başlatıldığının altını çizdi.

Öğreten,”2014’te tüm mayınların temizlenmesi gerekiyordu ancak hiçbir hazırlığı ekibi programı yoktu. Bunun üzerine uzatma talebinde bulundu ve 2022’ye kadar süre istedi. Türkiye, Suriye sınırında savaşı gerekçe göstererek temizleme yapamadıklarını aktardı. Suriye savaşı başladığından beri sınırdan geçişler sırasında meydana gelen mayın vakaları yıllardır sıfır. Ama iç bölgelerde vaka sayısı çok yüksek. Sınırdaki mayınların nerede olduğu az çok biliniyor. İç bölgelerde meralarda, karakol çevrelerinde çok sayıda mayın var. Bunların temizliği öncelik olmalı. Çünkü bu sözleşme insani bir sözleşme ve insan yaşamını kurtarma amaçlı. Siz de buna böyle bakıyorsanız iç bölgelerden başlayın. Fakat onların yanıtı şöyle; ‘biz sınır temizliği sırasında kendimizi geliştirmiş olacağız. Ondan sonra iç bölgelerde başlatırız. Doğu’yu AB projesi, öbürünü özel şirket, ki ortada şirket yok, iç bölgeleri kendi imkânlarımızla’ dediler ve sona bıraktılar. Bizim talebimiz iç bölgeler öncelik olmalı” diye konuştu.

Mayınsız Türkiye Girişimi verilerine göre, mayınlı alanların temizlenerek kullanıma açılmasının ekonomiye katkısı yaklaşık 30,6 milyon TL katkısı olacak ve bu topraklarda 15 bin kişi için istihdam olanağı sağlanacak.

Kürdistan’daki mayınlı alanlar

Türkiye sınırlarına döşenen mayınlardan 906 bin 494’ü Ermenistan, Azerbaycan, İran, Irak ve Suriye sınırında bulunuyor. Ermenistan, Azerbaycan Irak ve İran sınırına mayınlar 1991-1998 yılları arasında döşendiği görülüyor. Suriye sınırındaki mayınların döşenme tarihi ise 1955’ten başlıyor. Suriye sınırına mayın döşeme süreci 1955-1960, 1993-1997 yılları arasında devam ediyor.

Türkiye’nin Bileşmiş Milletlere vermiş olduğu süre uzatma talebi raporuna göre, “İç bölgelerde bulunan mayın sayısı 100 bine yakın. Bu, 100 bin insanın her an, her saniye mayın patlaması riski altında bulunduğu anlamına geliyor. Bunun yanı sıra, operasyonlar ve çatışmalar sırasında ortada kalan patlamamış askeri mühimmat, savaş artığı denilen patlayıcılar da var. Bu patlayıcılar siviller ve çocuklar için çok vahim sonuçlara neden oluyor. Nitekim özellikle çok sayıda çocuk buldukların bu patlayıcılar sonucu yaşamını yitiriyor veya yaralanıyor. 

İnsan Hakları Derneği geçtiğimiz yıllarda mayın patlamalarının çok sık olduğu bölgelere göre mayın döşeli alanları tahmin eden bir çalışma yayınlamıştı. Buna göre mayınlı alanlar şunlar:

* Diyarbakır ilçeleri olan Lice, Kulp, Hazro üçgeni.

* Şırnak ve Silopi çevresi.

* Mardin ilçeleri Ömerli, savur, Dargeçit çevreleri.

* Siirt'in Şirvan ilçesi, Eruh, Kurtalan, Pervari.

* Ağrı’nın Doğubeyazıt bölgesi.

* Batman'nın Sason ilçesi.

* Bingöl ve Genç, Kığı ilçeleri.

* Van'nın Bahçesaray, Başkale ilçeleri.

* Dersim il çevresi ve bütün ilçeleri, en çok da Pülümür çevresi.

* Hakkari çevresi ve Şemdinli, Yüksekova ilçeleri.

Mayınlar sadece sınır bölgesinde değil, iç bölgelerde özellikle askeri tesislerin etrafında döşenmiş durumda. Diyarbakır, Batman, Siirt, Mardin, Tunceli, Bingöl, Bitlis, Ardahan, Hakkari, Şırnak ve Van’da askeri tesislerin etrafında bulunan toplam mayın sayısı 97 bin 446. Hakkari’de 47 bin 654, Şırnak’ta 24 bin 64, Dersim’de 12 bin 189, Diyarbakır’da 3 bin 636, Bingöl’de 2 bin 387 ve Ardahan’da 2 bin 280 mayın bulunuyor. Bu illerde mayınlar 1991-1997 yılları arasında döşendiği belirtiliyor. Türkiye’de askeri tesislerin etrafında da toplam 100 bin mayın olduğu tahmin ediliyor. 

HPG de mayın kullanmama taahhüdünde bulundu

Öte yandan çatışma bölgelerinde özellikle uzaktan kumandalı mayın kullanan PKK’nin silahlı kanadı Halk Savunma Güçleri’nin (Hêzen Parastina Gel, HPG) Temmuz 2006’da, Geneva Call Taahhüt Belgesi’ni imzalayarak tek taraflı olarak anti-personel mayını kullanmayı bıraktığını açıklamıştı. 

Türkiye yönetimi konuyla ilgili açıklamasında “imzanın ilgili ülke olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bilgisi dışında ve rızası olmadan atıldığını” ve “bu nedenle Türkiye’nin de dahil olduğu bazı taraf ülkelerin anlayışıyla çeliştiği” ve ”haliyle uygunsuz ve kabul edilemez olduğunu” belirtmiştir.

Dünyada mayın kullanımı izleyen Landmine Monitor adlı kurum, Türkiye’den talep ettiği, HPG’nin anti-personel mayını kullanımı ve kurbanlarıyla ilgili kesin tarih ve lokasyonlar gibi somut bilgilere ulaşamadı. Landmine Monitora göre HPG uzaktan kumandalı mayın kullandığını kabul etse de, insanlar ve araçlar tarafından aktive edilen mayın ve doğaçlama patlayıcı düzenekler (IED) kullanmadığını savunuyor. 2008’de, Geneva Call, HPG’nin eylemde bulunduğu bölgelerde rapor edilen mayın olaylarının bir listesini sundu ve PKK’den yanıt istedi. 2008 sonlarında buna yanıt veren HPG, güvenlik güçlerine karşı saldırılarında sadece uzaktan kumandalı patlayıcı kullandığını tekrarladı. Bunun bazı sivil kayıplara da sebep olduğunu kabul etti. HPG, Geneva Call’u bir doğrulama heyeti yollaması için davet etti. Geneva Call, Temmuz 2008'de Türkiye’nin reddetmesi nedeni ile bu misyonun gönderilemediğini belirtti. Bu raporlama döneminde, medyada HPG’nin sorumlu tutulduğu anti-personel mayınlarının kullanıldığı en az 3 vaka bildirildi. 

HPG uzaktan kumandalı mayınlar kullanarak çok sayıda saldırı yapıyor. HPG, geçmiş yıllarda döşediği mayınların neden olduğu kimi sivil ölümleri nedeni ile özür ifade eden açıklamalar yapmıştı. 

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz