Ben salağım, ne olduğumu bilmiyorum!
“Salak” olmanın da güzellikleri var tabi. Tabi ki “salak” olmanın kötü yanları daha fazladır. Mesela bir gün önce biri size “HDP’li” diyor tam kendinizi HDP’li sanırken başka biri size “CHP’li” diyor ve bu kez CHP’li olduğunuzu sanıyorsunuz. Çünkü onlar zekidir, bilirler her bir poku.
24.08.2018

Hilal NESİN 

“Estağfurullah salak değilsin”, “Yok yahuuu ne salağı? Nereden çıkardın? İysin iysin” deseniz n’olacak? Ne değişecek! Kalem kırıldı karar verildi.

Keşke bir ben olsaydım ne olduğunu, kim olduğunu, başkalarının engin zekâsı ve bilgisi sayesinde öğrenen. Kendimle ilgili zerre kadar bilgim yok(muş). Hangi partiyi tutuyorum, hangi siyasetçiye ayılıp bayılıyorum, nereliyim, dinim, dilim, ırkım neymiş, siyasi görüşüm dünyaya bakışım… Özetle kendimle ilgili her şeyi onlar biliyor ben bilmiyorum çünkü ben salağım!

“Salak” olmanın da güzellikleri var tabi. Söylenenlere gülüp geçiyorsunuz. İçten gülmekse insanın üretmesine katkı sunuyor. Ama tabi ki “salak” olmanın kötü yanları daha fazladır. Mesela bir gün önce biri size “HDP’li” diyor tam kendinizi HDP’li sanırken başka biri size “CHP’li” diyor ve bu kez CHP’li olduğunuzu sanıyorsunuz. Çünkü onlar zekidir, bilirler her bir poku. Her iki parti de bana yabancı değil. Biri ata partim diğeri koca partim. Rahatsız olmuyorum. Lakin değilsem “değilim” deme hakkım olsun isterim ama o hakkı bana veren kim? Bu arada “neden dediler” diye sorma hakkım da yok malum ben salağım ve soru soramam, üşenmem kendi çabalarımla öğrenirim. Bir gün önce HDP’nin doğru bir eylemi olmuş, onları övmüşüm, olmuşum HDP’li! Bir gün sonra CHP’nin doğru bir söylemi olmuş, onları övmüşüm, olmuşum CHP’li. Doğruya “doğru” denmesini anlamlandırma biçimi; seni oralı yapmak.

Daha da beteri var… Sevmediği birine küfür etmiş, ben “etme” demişim onunla birlik olup ağız dolusu küfür etmemişim ve hemen anında yemişim damgayı. Örnek mi? Atatürk’e küfür etmiş ben, “eleştiriye evet küfre hayır” demişim ve bir anda olmuşum “Ulusalcı” ya da  “Kemalist!”

Öylece kalacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Haberlerde gezinmişim Kürd kardeşimin öldürülüp askeri aracın arkasına bağlanıp sokaklarda sürüklendiğini görmüşüm lanet okumuşum, o anda ulusalcılığım bitmiş, U dönüşü yaptırılmışım ve olmuşum PKK’lı. Ardından Afrin için çırpınmışım olmuşum Kürd. Durum böyle devam ederken bir haber görmüşüm tepki vermişim adamın biri almış Türk bayrağını vermiş ateşe yakıyor. “Kardeşim neden bayrağı yakıyorsunuz insanların değerlerine saygılı ol” demişim, sen misin bunu diyen? Biraz önce PKK’lı olan ben aniden sağcı olmuşum ülkücü olmuşum uluya uluya dolandırılıyorum.

Hal durum buyken bu değil devamı var. AKP’li bir arkadaşımın doğum gününü kutlamışım ve bunu gören biri almış yazıyı “AKP’li Hilal” diye başlık atmış. Hadi gel de anlat o kişinin çocukluk arkadaşın olduğunu… Gel de anlat siyasi görüşü ne olursa olsun beni bağlamayacağını, hala gönülden bağlı olduğum değerlerimin var olduğunu. Ben salağım beni kim dinler?

İlimden sevdiğim bir abim var, çok iyidir çok hoştur tek kusuru vardır BBP ile MHP arasında gel gitler yaşaması. Buna bir de son zamanlarda İYİ Parti eklenince kafası aşure kazanına döndü. “Abi gel gitler yapma gel gitme” desem de anlamıyor. Kıracak, ağzıma geleni sayacak değilim. Gözünü açtığında aldığı eğitim onu bu noktaya ölesiye bağlamış fakat özünde iyidir yemin ederim bak iki gözüm önüme aksın özünde iyidir. Sözleri fena pistir. Bu kusurunu yüzüne şaka yollu vursam da hasta olsa ilk koşan ben olurum. Onunla olan dostluğumu yıllardır kimseye anlatamam. “Adımı da göz ardı etmeden BBP-MHP’li diyenler mi dersiniz” diyeyim gerisini siz anlayın neler neler dediklerini. Haaa bu arada başım sıkışsa “bacım” diye herkesten önce koşan da odur. Şimdi bunlar öyle diyor diye ilimin, özü güzel, görüşü ona göre iyi bana göre kötü olanını elimin tersiyle iteyim mi? Hiç kimseyi düşüncesinden ötürü ötekileştirmediğinizde sizi bekleyen risk budur. Siz her an her şey olabilirsiniz. Siz “olmam” deseniz kaç yazar? Onlar sizi ocu bucu şucu yapmış yazılı sözlü eline diline dolamıştır artık...  

Kendimi bir annesinden, bir babasından, bir abisinden, bir ablasından dayak yiyen ele avuca sığmaz evin yaramaz küçük erkek çocuğu gibi şapşala dönmüş durumda hissettiğim anlar o kadar çoktur ki...

Kimin ne, neci olduğuna karar veren mercilerin KCK’dan FETÖ’den ondan bundan şundan, sudan sebepten, susuz sebepten tutuklanmış insanlara yapılanlara kızmalarını ise anlamam imkansız. Zira dün onlardı benim ve herkesin ne neci olduğunu söyleyen, söylemekle kalmayan inatla bas bas bağıran. Hani onlara desem ki “savunduklarınızı mahkûm edenlerden ne farkınız var? Ayna da mı yok evinizde arada bir bakasınız? Bakıp kendi suratınızda onların suratını göresiniz.” Anlarlar mı beni? Sanmam ben salağım…

Türkiye Cumhuriyeti’nin adı uzun bir süredir “İftira Cumhuriyeti.” Körle yattık hepimiz şaşıyız. Ama öyle 16 yıldır filan şaşı değiliz, bakın tarihimize evvel zaman içinde kalbur samandan beri atalarımız da bizim gibi körle yatıp şaşı ölmüşler. Acımtırak gerçeğimiz budur. İftira atarak yaşamak yaşam bicimiz olmuş. “Bugün Allah için ne yaptın?” gitmiş “Bugün Allah için kime iftira attın?” sözü gelmiş başköşeye kurulmuş.

Bu çokbilmişler gözlerine kestirdiklerini atarlar ağızlarına, dişleriyle çiğneye çiğneye 24 saat geçmeden sabah sağcı, öğleden sonra solcu, yatarken İslamcı yaparlar. Sabah bir uyanırsınız bakarsınız ki aaa o da ne? Siz uyurken HDP ile uyumuş, CHP ile cilveleşmiş, AKP ile kikirdemiş, MHP ile kişnemiş, tüm partilerde fink atmışsınız. Kendini sağcı sanan aslında solcuymuş, İslamcı sanan laikmiş, ulusalcı geçinen Kürdçe ağıt yakıyormuş, köklerinizin aksi yönünde seyir almış bir seferisiniz ama uyuyorsunuz. Durumdan haberdar değilsiniz. Güne karma karışık bir şey olarak başlarsınız, acemi kızın köftesi gibi içinize kıyma hariç her şeyi doldurmuşlardır.  Demem o ki; bu güruh o kadar yetenekli ki, ben de onların sayesinde siyasi görüşümü belirleme gereği duymuyorum. Yan geldim yatıyorum, keyfim beyde yok. Nasılsa onlar benim ne olduğumu söylerler. Haaa her gün ayrı bir şey söyler ama olsun hiç önemli değil. Kendilerini değiştirme girişimlerini unutan, kendilerine milim yatırım yapmayan ama başkalarının üzerinde türlü oyunlar oynayan, olmaz dolaplar çevirenler zeki, ben salağım. Ben ne olduğumu onlardan daha mı iyi bileceğim değil mi? Haddimi biliyorum! 

Bu arada son kitabım 8 hayat kadının yaşamından kesitler olacak. Sekiz hayat kadını ile bire bir görüşerek kaleme aldığım bir kitap. “Görüştüğüm” dedim yani hani yedim içtim, oturdum kalktım, kıymetli değerli arkadaşlarım oldu hepsi de. Buradan bir selam yollayayım onlara da. Bu kitap piyasaya çıktıktan sonra beni ne mi bekliyor? Yok canım daha neler. Gerçekten mi? Yani yine ben salak mı olacağım, ne olduğumu bilmeyeceğim?

İyi bir salak olarak şunu söylemeliyim ki; bilmişler ordusunun siyasi görüşü de yoktur. Sağcı, solcu, İslamcı, falan filan hepsi aynı çatı altında toplanmıştır. Kendinden olmayanlara yeni bir kimlik bulma çalışması içindelerdir. Ama öyle böyle bir çalışma değil bilim adamları onların yanında halt etmiş. Bu çalışma azimlerini ülkenin ilerlemesi için yapsalardı şimdi biz çok fazla ileri gitmiştik haddinden fazla ileri gitmiş Mars’ta bulunan sudan çay yapmış içiyor olacaktık. Abartmıyorum vallahi öyle. İnce belli bardak ile uzayda ohhh mis mis…

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz