Sesi ile ışık saçan müzisyen: Rênçber Ezîz
Rênçber Ezîz, Kürd müziğine “Bingol Şewtî”, “Ez Xortê Kurd im”, “Way Way Ninna” ve daha birçok eser kazandırarak ilk defa Kürdçe’nin Dimilkî lehçesi ile kilamlar söyleyerek bir çığır açar.
12.08.2018

Faruk AKSİN

Kürd müziğine hayat veren halk ozanı Rênçber Ezîz’in ölümünün üzerinden 30 yıl geçti. Rênçber Ezîz, Kürd müziğine “Bingol Şewtî”, “Ez Xortê Kurd im”, “Way Way Ninna” ve daha birçok eser kazandırarak ilk defa Kürdçe’nin Dimilkî lehçesi ile kilamlar söyleyerek bir çığır açan sanatçılardan.

Rênçber Ezîz, 1953 tarihinde Bingöl iline bağlı merkez Wusfan (Aşağı Akpınar) köyünde dünyaya gelir. Yaşamının daha ilk yılında, o dönemlerde salgın olarak görülen bir göz hastalığına yakalanır. İmkânların kısıtlı olması, köy ve kasabalarda doktorların olmaması Ezîz’in gözünü kaybetmesine neden olur. Ezîz’in tedavisi koca karı ilaçları ile yapılmaya çalışılır ve yanlış tedavi neticesinde 1 yaşındayken gözlerini kaybeder. Aynı yıl içerisinde ailesi ile birlikte Bingöl'e gelir ve Dere-i Kasaran Mahallesi’nde yaşamaya başlar. Çocukluk yıllarını ağabeyi ve kardeşlerinin yardımlarıyla sürdürür. Çevre köylerdeki akrabalarını ziyarete gittiğinde köydeki ağaçların en üst dallarına çıkıp, Bingöl'de yaşanmış acı olaylar üzerine kendisinin derlediği ağıtlar ve kasideler söyler. 1968 yılında medrese eğitimine başlar ve kısa bir sürede Hafız'ül Kur’an olur. 1971 Bingöl depreminde yüzünü hiç görmediği, hatırlamadığı annesini kaybeder. Bir yıl sonra da İstanbul Çemberlitaş Mevlithane Mektebi’ne gider.

O yıllarda bir yandan dini eğitim gören, diğer yandan müzikle ilgilenen Ezîz, aynı yıllarda köylüler cemiyeti ile tanışır. Köylülere ait engelliler okuluna giderek okuma ve yazmayı öğrenir. Daktilo yazmaya başlar. İçinde gem vuramadığı duyguları ise onu müziğe yönlendirir. Üstün meziyetleri ile kısa bir sürede bağlama çalmasını öğrenir. Altı Nokta Körler Cemiyeti’ndeki müzisyenlerle birlikte turnelere katılır. İstanbul'un çeşitli yerlerinde halka açık mekânlarda programlara katılarak müzik eğitimini ilerletir. Toplumsal sorunlara karşı oldukça hassas olan Ezîz, 1977 yılında kendi bestelerini yaparak mesajlar vermeye başlar. 12 Eylül 1980 askeri darbesini iğneleyici sözlerle eleştiren Ezîz, dönemin muhalif müzisyenleriyle de tanışır ve onlarla beraber şarkılar söyler.

Hapiste bir grup arkadaşı ile

 

Hapis ve sonrası sürgün

Giderek sevilen ve çok dinlenilen Ezîz, 1977 yılında siyasi propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklanır. 7 ay 9 gün hapis yatan Ezîz, 1978 yılında hâkim karşısına çıkar. Ezîz, mahkemeye çıkarken avukat istemediğini belirterek kendi savunmasını kendisi yapmak ister. Savunmasında komünizm propagandasından dolayı yargılandığını ve komünizmin pratiği olmayan bir doktrin olduğunu belirten Ezîz’in savunması şöyledir: “Komünistler diye nitelendirdiğiniz ülkeler bile komünist değil, daha sosyalist devlet düzenine geçiş sürecini yaşıyorlar. Hiçbir sosyalist düzen sosyalist inşa sürecini tamamlamadan komünist düzene geçişi sağlayamaz. Onun içindir ki, komünizim şuan için bir ütopyadır ve bir ütopyaya gönül verdiğim için yargılanıyorum. Bir ütopyanın hayalini sevmek suç olmamalı. Bir ütopyanın propagandasını yaptığım için, bir ütopyanın taraftarı olduğum için suçlu muamelesi görüyorum. Bir ütopya sevgisi mi sizi ürkütüyor?”  Savunmasını yaptıktan sonra tahliye olan Ezîz, memleketine döner. Cezaevinden çıktıktan sonra da üzerindeki baskılar devam eder. Siyasi mülteci olarak 1978 yılında Almanya’ya sürgüne gider.

Bu dönemde yaşanan bazı olayları kilamları ile dile getirmek Ezîz’in yaşarken edindiği şöhrete minik bir katkı niteliğindedir. Ülkesinde yasaklarla ve baskılarla boğuşmak zorunda kalan Ezîz, yerleştiği Almanya’da müzik hayatına kaldığı yerden devam ederek toplumsal sorunları irdelemeye devam eder. Rênçber Ezîz, Almanya’da; Zazakî, Kurmancî ve Türkçe eserlerden oluşan “Hesreta Azadî/Özgürlüğe Özlem” isimli ilk orijinal albümünü çıkarır. O yıllarda Kürdçe şarkı söylemek bir yana, kaset ve plak bulundurmak bile neredeyse imkansızdı. Bu yüzden eserleri yasaklanan Ezîz’in eserleri teyplerde amatör şartlarda el altından kopyalanarak çoğaltılır. Bu eserlerin ana eksenini yurtseverlik, aşk, toplumsal sorunlar ve ülkeye duyulan hasret oluşturur. 

Anadiline olan bağlılığı ve yurtsever kimliği onu politik meselelere iterken, diğer yandan Bingöl’e ait olan birçok şeyi de eserleri arasına katmayı başarır. 'Bingol Şewtî' ağıdını, evinin önünde öldürülen Gerilla Zeki için seslendirir ve bu eser Kürd müziğinde halen sembolik anlamlar taşımaktadır.

Bingol şewtî mij dûmane/ Megrî megrî dayê megrî /Bîngol şewtî mij dûmane/ Zemanê xerab em têda ne/ Esker ketin nav gundane/ Bîngol xerab em têdane/ Zekî kuştin ber malan e / Megrî megrî dayê megrî…

Kimlikteki adı Rênçber değil, Mehmet Hanefi Berdibek’tir. Aslında Mehmet Hanefi Berdibek kendisinden iki yaş büyük olan ve ölen abisinin adıdır. Rênçber Ezîz, Kürdlerde yaygın olan ‘Nüfus Müdürü’ fobisinin kurbanlarından sadece birisidir. Hayatta olmayan abla/abi kimlikleriyle yaşama merhaba diyenler geleneğindendir Rênçber Ezîz.

Şeyh Said ve yoldaşlarına ağıt

Kirdûn Xarpêt gureto/ Diyarbekir paytexto Kirdûn Xarpêt gureto/ Diyarbekir paytexto/Prode Apê mi prode/ Prode dezay mi prode/Lexê bavê mi lexê, lexê kekê mi lêxe/Kurdîstan cennêt Kurdûn o/ Êr ruj rujê cûmîyerdûn o/Wa cûmîyêrd vîyêc meydûn o/Prode biray mi prode/Prode dezay mi prode/ Piryedên biray mi piryedên/Piryedên dezay mi piryedên…

Ulusal duyguların güçlü vurgulandığı bu kilamı 1925 Kürd hareketi anısına Şeyh Said ve yoldaşları için söylemiştir. 

Şüpheli ölüm

Kimi zaman toplumsal acıları, kimi zaman Kürd destanlarını hafızamıza kazıyan Ezîz, kısa ömrüne kocaman bir aşkı sığdırdı. Ülkesine duyduğu aşk dolu bir hikaye bıraktı bizlere. Mum dibine ışık vermezmiş sözünün dünyadaki onlarca tezahürü gibi… Görmeyen gözüyle milyonların gönül dünyasında farkındalık yarattı Ezîz.

Rênçber Ezîz, 1988 yılında Almanya'nın Hannover kentinde yüksek bir binadan, sebebi hala da bilinmeyen bir şekilde ‘düşerek’ hayata veda etti. Politik görüşlerinden dolayı siyasi bir cinayete kurban gittiği en güçlü kanıdır. Ölümünün arkasındaki sır perdesi hala aralanamamış olsa bile, arkasında kalıcı eserler bırakan Rênçber Ezîz’in cenazesi, Bingöl'ün Wusfan (Aşağı Akpınar) köyü mezrasına defnedilmiştir. 

Kendi isteği üzerine mezar taşına şunlar yazılır:

“Ey yolcu dur! 32 sene boyunca aydınlığın yüzünü görmedim. Aydınlığın değerini bil”

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz