Türkiye'de çocuk istismarı rutin suç!
Çocuklara yönelik her türden istismarın olmadığı bir gün, bu türden haberlerin vicdanımızı rahatsız etmediği bir zaman dilimi yok neredeyse. Türkiye’de çocuk hakları ve en yaygın suç olarak istismar gündemin rutin konulardan biri.
12.08.2018

Dilan ALMAZ

Çocuklara yönelik her türden istismarın olmadığı bir gün, bu türden haberlerin vicdanımızı rahatsız etmediği bir zaman dilimi yok neredeyse. Türkiye’de çocuk hakları ve en yaygın suç olarak istismar gündemin rutin konulardan biri. Savunmasız çocuklar her dönem, her türden istismara maruz kalıyor. Küçük yaşta ağır koşullarda sigortasız ve düşük ücretlerle çalıştırılaran çocuklar fiziki istismara maruz kalırken, taciz ve tecavüze uğrayarak da cinsel istismara maruz kalıyor. Suriye savaşının da en büyük mağduru olan çocuklar, kötü muamele ve işkencenin ilk sıradaki muhatapları oluyor. Çocukların maruz kaldığı istismar şekilleri incelendiğinde Türkiye’de son zamanlarda bölgede yaşanan çatışmalardan kaynaklı yoğunca bir çocuk hakkı ihlali söz konusu. Eş zamanlı olarak çocuklara yönelik cinsel istismar vakıaları da ürkütücü seviyede artıyor. Son zamanlarda kurulan koruma amaçlı dernekler ve kurumlar mağdur olan binlerce çocuğu savunmak için oldukça yetersiz kalıyor. Toplumun çocuğa yönelik ilgisiz tutumu, bilinçsizlik, devlet kurumlarının çocuğu korumaması, hak ihlalleri ve istismarların artmasının nedenlerinden. Türkiye cezaevleri de çocuklar için bir hayli tehlike arz ediyor. Devlete ait çocuk esirgeme kurumlarından yoğun istismar haberleri geliyor. Çocukların korunaklı olması gereken bu yerlerde istismara uğramaları, gözetim-denetim zafiyetine işaret etmesinin yanı sıra yasaların işlevsizliğini de açıklar nitelikte. Son olarak çeşitli vakıflarda ortaya çıkan tecavüz vakaları, çocuklara yönelik cinsel istismar suçunu yeniden gündeme getirdi. 

Cinsel istismar yüzde 90 arttı

Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 34 ve 35. maddelerinde taraf devletlerin çocukların cinsel istismarına karşı da her türlü önlemi alma sorumluluğunda oldukları ifade edilmiş. Fuhuş şebekeleri kimsesiz veya evden kaçmış ya da aileler tarafından tekedilmiş çocukları hedefliyor. Dünyada da son yılarda çocuklara yönelik taciz veya şiddet uygulamalarının yüzde 90 arttığı kaydediliyor. Tecavüzcülerin tahminen yüzde 5'i ortaya çıkarken yüzde 95'i gizli kalıyor. Ensest ilişkilerin ise binde biri ortaya çıkıyor. Adliyelerdeki 4 tecavüz davasından biri çocuklarla ilgili. Adalet Bakanlığı’nın son yıllardaki verilerine göre, her ay adli tıp kurumuna 650 çocuk cinsel istismarı vakası gönderiliyor. Konunun güncelliğini ve aciliyetini koruması nedeni ile bu konuda bir süre önce hazırladığımız; çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarının artışını, bu olayların önlenebilirliğini, hukuki yaptırımları sorduğumuz uzmanların görüşlerini aktarıyoruz.

Psikiyatr Cem Taylan Erden

 

‘Yetişkinler çocukları arka bahçeleri olarak görmemeli’

Çocuğa yönelik cinsel istismarın önlenmesinin yetişkinlerin sorumluluğu altında olduğuna dikkat çeken Psikiyatr Cem Taylan Erden, “Yetişkinler öncelikle çocukları kendi arka bahçeleri gibi görmekten vazgeçmeliler, kendi zorluklarını çocuklara yansıtmayı bırakmalılar” dedi. Öncelikle istismarın devamından korunarak ve sonrasında psikolojik bir tedavi ve rehabilitasyon süreci ile çocukların ruhsal yaralarının iyileştirilmesinin mümkün olabileceğini belirten Taylan Erden,  istismara uğrayan çocuğun tekrar istismara uğramaması için korunmasının önemine vurgu yaptı. Çocuğa yönelik istismar suçu işleyenlerin küçük bir kısmının psikiyatrik anlamda hasta olduğunu belirten Erden, şunları söyledi: “Yapılan çalışmalarda istismarcıların yüzde 40’lık bir kesiminin pedofili olduğu saptanmıştır. Pedofili olgularının hepsi çocuğa cinsel istismarda bulunmaz. Bu nedenle istismar olgusunu sadece psikiyatrik bir vaka gibi ele alamayız. Bir tedavi sürecinden bahsediyorsak bu ancak cezaevi sürecinde bir rehabilitasyon programı gibi olmalıdır.”

Av. Gazel Bayram

 

Cinsel istismarı önlemenin tek yolu: Eğitim

Çocuğa yönelik şiddetin sürekli var olduğunu ancak yeni yeni görünmeye başladığını ifade eden Çocuk Alanında Çalışan Avukatlar Ağı üyelerinden Av. Gazel Bayram, kamusal alanlarda çocuklara yönelik cinsel istismarın yapılması ve bunların adli mercilere ulaşması ile beraber daha fazla görünür kılındığını belirtti. Cinsel istismar vakalarının yüzde 80’inde somut verilerin bulunamadığına ve bu sebepten de faillerin büyük bir kısmının beraat ettiğini dile getiren Bayram, “Aklı başında bir yerel mahkeme ile karşı karşıyaysanız eğer, mahkeme somut veriye ulaşmak için ısrar eder. Ama yok değilse somut veri arayışına girmez ve fail beraat alır” dedi. Türkiye’nin bu konuda en ağır cezaları öngören bir yasaya sahip olduğunu ifade eden Bayram, failler hakkında beraat kararı veren mahkemelere atıfta bulunarak şunlara dikkat çekti, “Mahkemeler, mağdurun beyanlarını dikkate almıyor ve faili koruyor. Asıl sorun önleyici ve koruyu tedbirlerin alınmamasından kaynaklanıyor. Toplumun bilinçlendirilmesi, çocuklara cinsel eğitim verilmesi, toplu alanlardaki denetleme görevi devletin yükümlülüğündedir. İstismara maruz kalmadan önce önlem adı altında hem toplumsal bilinç artırımına yönelik, hem milli eğitim müfredatı üzerine hem de yerelde çalışmalar yaparak bu istismarlar önlenebilir.”

‘Mağdur korunmuyor’

Kanunların istismar mağduru çocukları korumadığını dile getiren Avukat Bayram, çocukların korunmasına ilişkin yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “Çocuk istismara maruz kaldıktan sonra tedavi ve psikolog kontrolüne alınmıyor. Ve istismar mağduru olmaya devam ediyor. Ya da ileride o da istismarcı oluyor. Bu anlamda korumacı bir tedavi metodu yok. Yurtlarda, vakıflarda kalan, eğitim gören çocukların cinsel eğitiminin yanı sıra, burada görev yapan idarecilerin, personellerin tamamı titiz bir eğitimden geçip, seçilerek konumlandırılması lazım.”

Cezaevlerinde cinsel istismara uğrayan çocukların durumuna da değinen Bayram, çocukların yetişkinlerin bulunduğu koğuşlarda kalmaması gerektiğini hatta ve hatta çocuk cezaevlerinin tümden kapatılması gerektiğini belirterek, “Koğuşlarda 15 yaşında olan ve 18 yaşında olanın arasında cüsse ve bedensel gelişim olarak uçurum fark oluyor, bu da fiziksel istismarı beraberinde getiriyor. Çocuklar, koğuş içerisindeki koşullardan rahatsız olup bunu dile getirdiklerinde gardiyanlar tarafından hırpalanıp, istismara uğruyorlar. Önceki yıllarda Pozantı ve Şakran Cezaevleri örneklerinde olduğu gibi cinsel istismara da uğruyorlar” diye konuştu. Çatışma ortamlarında da çocukların kamu çalışanlarının istismarlarına maruz kaldığını ileri süren Bayram, bu vakaların ise memurlar tarafından yapıldığı için adli mercileri yansıtılmak istenmediğini ve bu olayların ise sosyal medya aracılığıyla öğrenildiğini ifade ederek, “Memurunu koruyan bir devlet anlayışı ile karşı karşıyayız” dedi. 

Pedagoji Derneği Başkanı Mehmet Teber

 

‘Doğru tedavi istismarın izlerini silebilir’  

Cinsel istismar travmalarının en derin travmalar olduğuna dikkat çeken Pedagoji Derneği Başkanı Mehmet Teber, bu durumun yetişkinlere olan güveni kırabileceğini belirterek, “Çok farklı alanlarda korkular gelişebilir. Çocuk bu eyleme müsaade ettiği düşüncesi ile aşırı suçluluk duygusu geliştirebilir. Kendini çirkinleştirmeye çalışabilir, hızlı kilo alımına gidebilir. Ya da bunlar başına geldiği için bir an önce büyüyüp çok süslü olgun bir kız gibi görünmek isteyebilir. Küçük çocuklarda alt ıslatma, cinsel konulara merak, çocukluk mastürbasyonu, korkulu rüyalar, depresif durum gibi çeşitli sorunlar görünebilir” diye ifade etti. Gerekli tedavilerin uygulanması halinde istismara uğrayan çocukta meydana gelen travmaların izlerinin büyük ölçüde silinebileceğini hatırlatan Teber, çocuğun ileriki yaşlarında yaşaması muhtemele olan sorunları şöyle açıkladı: “Cinsellik ile ilgili haberler, taciz haberleri, bu konuyu ele alan eğitimler, çeşitli mekânlar istismarı tetikleyebilir ve çocukluğun birikmiş duyguları yeniden ortaya çıkar ve kişiyi esir alır. İşte o an bu istismarın ele alınıp çözülmesi gereken bir andır.”

Çocuklara mutlaka mahremiyet eğitiminin verilmesi gerektiğine vurgu yapan Teber, “İyi dokunuş ve kötü dokunuş hakkında çocuğumuzu bilgilendirmek gerekir. Sonrasında çocuklarımızla öyle güven dolu ilişkiler kurmalıyız ki, çocuklarımız bir travma yaşamaları durumunda gelip bize anlatsınlar. Çoğu çocuk korkutulduğu ya da korktuğu için cinsel istismarı anlatmamayı tercih eder” diye kaydetti.

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz