Acı ırmağı 
Hep bu soruyu sorarım durmadan, bıkmadan, usanmadan. Acı çekmek midir yaşam? Evet Tanrım, yaşamın sadece acı çekmek olduğuna inanan kaç çocuk gördüm.
12.08.2018

Metin ÇİYAYİ

Hep bu soruyu sorarım durmadan, bıkmadan, usanmadan. Acı çekmek midir yaşam? Evet Tanrım, yaşamın sadece acı çekmek olduğuna inanan kaç çocuk gördüm. Umutları bacaklarının arasındaki sızıya sıkışmış. Boşa düşmüş başları, sarsılan omuzları ve kendi kara gölgesine sarılan kim bilir kaç çocuk gördüm. Korkudan birbirine bile sokulamayan kundakta yaşlanmış bebekleri.

Açı çekmenin diri diri yakılmak olduğunu ve bir o kadar da, belki de yakılmanın bir kurtuluş olduğu bu zamanda sana da elveda diyeceğim. An gelir ki, sanki yakılmak için için cız... edersin. Bu cehennem sıcağında üşürsün ve o an ateşin bütün bedenini sarmasını istersin. İşte tam da şu anda yakılmak istiyorum. Bütün vücudumun cayır çayır yanmasını istiyorum. Ateşin tenimi yakmasını ve de ben o yanık kokusunu ciğerlerime çekmek istiyorum. Kendi yanık kokumla sarhoş olmak istiyorum. Ve bütün benliğimle vücudumun eridiğini hissetmek istiyorum. Alev ilk saçlarımda başlasın, yok yok ayak uçlarımdan hatta tırnaklarımdan başlasın, sonra da yavaş yavaş vücudumu okşayarak sarsın. O an Kürdili bir melodi eşleğinde serin bir rüzgar fısıldasın türkümü ve ben kendi bedenim içinde kendimi seyrederek alevlerle bütünleşeyim.Bu arada , tam da o anda güneş de doğsun . Sabah meltemi ve de güneşin muhteşem kızıllığında, o anda hemencecik ben eriyerek senin sonsuzluğuna kavuşayım. Ben senin ruhunda ve aydınlığında kaybolayım. İşte o an... Adabı mahşerde senden hiç bir hak talep etmem Tanrım. Yeter ki sen bu son olacak duamı kabul et.

Kaç dakika sürer benim alevim sevgili Tanrım. Ben o kokuyu çekerken, vücudum ateşle arınırken, ve ben ateşin kızına dönüşürken sen ne düşünürsün tanrım..? Kaç dakikada yandığımı mı? Yoksa ne kadar acı çektiğimi mi? Korkma Tanrım benim ateşim senin ki kadar acımasız değil. Beni dirhem dirhem eritir ve her dirhemim bir muma dönüşür ve her mumum kimsesiz bir Kürd kızının karanlık mezarında meşale olur. Benim ateşim senin cehennemin gibi olmaz, olamaz...

Tanrım, ben acılardan zevk alan bir psikopat değilim. Sadece benim gibi olan binlerce insan gibi, o göz sürmelerinden süzülüp sana ulaşabilen bir acı ırmağıyım. Acının ırmağı ve de o ırmağın içinde bir damlayım. Ateşle sınanmış dansım, ateşe aşinalığım ondandır, senin kızın olmamdandır. 

Güneş doğmak üzere ve ben yola çıkıyorum Tanrım. Güneşin kızıllığını hisseder hissetmez arınacağım. Güneşe sarılıp her şeyi unutacağım. Unutabilir miyim acaba? Ya unuturum ya da Güneşin önünde güneşe sarılarak son nefesimi veririm. O an, ne seni ne de senin kullarından olan o vahşet garabetlerini hatırlamayacağım. Sadece senin nuruna sarılıp sana isyan edeceğim. 

Tanrım, senin bütün merhametini alacağım ve onu kimsesiz Kürdlerin yüreğine serpeceğim, yoksa o kadar acımasız bir halk olacağız ki ;neye dönüşeceğimizi ne sen tahmin edebilirsin ne de ben, benim sevgili büyük Tanrım.

Ne dersin sevgili Tanrım, o kadar hakkım yok mu? Bak sana uzun uzun işkenceleri anlatmayacağım. Aslında sana da anlatmıyorum. Kendi kendime konuşuyorum ve seni kendimin bir parçası saydığımdan senin aydınlığında kendi varlığımı kutsuyorum bir nevi... Henüz ölmedim ve ne gariptir ki daha ölmedim, teslim olmadım. Bedenime bakma, titremelerime, ağlamama ve isyanıma bakma sen,... "Bak ki bu insanlık utansın" diyen ben, bu Kürd kızı bir defa daha direniyorum.

Direnirken akan gözyaşlarım, nedense hep kendiliğinden akıyor. Ne beni ne de titreyen dudaklarımın yalvarışlarını dinlemiyor. İstem dışı bir halde bedenim sarsılıyor. Senin adına, yine senin adına devlet olanlar senin istemin dışında ve senin gölgende her türlü zulmü bizlere reva görüyorlar. Görsünler görmesine de, keşke bu kadar alçalmasalar ve bir kurşunla bitirseler bu rezil hale getirdikleri yaşamı. Son nefesimizi verirken sevdiklerimizin hayaline sarılır ,sonra da o sonsuz yolculuğumuza çıkarız. Ne keder ne gam, belki kısa bir an ve kısacık bir korku hepsi bu.

Elleri bedenlerimize her değdiğinde, nedense bizim etlerimiz lime lime kesilir ve ardından tuz basılırcasına acı çeker. Yok yok… acılarımızı anlatmaya o da yetmez. Vücudumuz öyle çok yanar ki, bu bir ateş yanığı değildir sanki... Ne üfleme acısını azaltır ne de buz. Bu öyle bir andır ki, ne kaçabiliyorsun ne üfleyebiliyorsun ne de su dökebiliyorsun. Hiçbir şey o ateşi söndüremiyor, söndürmeye gücü yetmiyor. Sen acı içinde deli divane gibi yok, yok başı kesilmiş tavuk gibi titrerken, eli senin vücudunda olan o vahşet garibesi ise, zevkten dört köşe olmuş sana bakarak gülüyor. İnan Tanrım o an o deyyus bize mi, insanlığa mı, sana mı dayatıyor bu acıyı? Sen bilmiyorsan ben hiç bilmiyorum Tanrım?

Vahşi bir deyyusun salyalarının kurbanının bedeninde gezmesi kadar acı veren başka bir işkence var mıdır? Sen ne dersin onu bilmem ama bence yoktur. Beş yaşında olan ve daha tuvalete gitmesini bile bilmeyen bir masumun bedeninde gezen o kırılası ellerin, bademleme, şekerleme diyerek onu okşamasından ve salya sümüklerini o bedende dolaştırmasından daha vahşi ne olabilir ki? Belki bir aslan tarafından o an vücudu paramparça edilse bu kadar korkmayacak, bu kadar titremeyecek. Aslan belki de bir pençe darbesiyle onun nutkunu kesecek. Ve de gerisi hayvanlar alemi, ve bu durumu esasen siz de biliyorsunuz bizde. Ya bizim çektiklerimiz? Her an, her saat ve her dakika ölümü beklemek. Ölümü beklemekten korkmayıp tecavüz dehşetini yaşamak. 

Tecavüz figüranları

Ne dersin sevgili Tanrım bizim nefes almayı bile unuttuğumuz şu günlerde, yoksa sen bizi insanlık aleminin tecavüz figürleri olarak yarattın da bizim mi haberimiz yok...? Yok tabii ki! Biz kimiz ki? Koskocaman Tanrı’nın işi yok da bir kaç milyar insan içinde hasbel kader yaratılmış bir kaç Kürd yetiminin tasasını mı tutacak? Derin derin nefes almaktan korkuyoruz. Neden mi? Her derin nefes aldığımızda, her derin ah çektiğimizde ve her hayale kapıldığımızda mutlaka başımıza kötü birşey geliyor.

 

 

 

 

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz