Türkiye, dünya ekonomisi için artık risk 
Türkiye ekonomisinde son günlerde yaşanan olumsuz gelişmeler, medyanın gündemi olmaya devam ediyor. The New York Times gazetesinin internet sitesinde manşetten verilen makalede Türkiye ekonomisinin artık küresel bir risk olduğu belirtiliyor.
11.08.2018

IMPNews - Türkiye ekonomisinde son günlerde yaşanan olumsuz gelişmeler, medyanın gündemi olmaya devam ediyor. The New York Times gazetesinin internet sitesinde manşetten verilen makalede Türkiye ekonomisinin artık küresel bir risk olduğu belirtiliyor. Gazete yazarlarından Jack Ewing imzasıyla yayımlanan makaleyi, Ahval sitesi Türkçesi çevirdi:

"Uzun yıllardan beri jeopolitik bir hararet noktası olarak bilinen Türkiye, Cuma günü dünya ekonomisi için de bir risk olduğunu gösterdi.

Türk Lirasının değerindeki, Başkan Trump’un attığı bir twitle iyice hızlanan düşüş finans piyasalarının sarsılmasına, gelişmekte olan piyasa ekonomilerinden yaygın bir şekilde para çıkışına ve zaten yeterince istikrarsız olan bir bölgenin biraz daha istikrarsızlaşmasına neden oldu.

İç siyasi istikrarsızlık, artan enflasyon ve hapiste tutulan Amerikalı bir rahip yüzünden Trump ile yaşanan ihtilaf el ele vererek, Dolar karşısında rekor bir düşüş göstererek %20 değer kaybeden Türk Lirasını paramparça ettiler.

Türkiye ekonomisi dünyadaki en büyük 17. ekonomisi ama Trump’un ticaret şavaşı küresel ticareti sarsıp, kadim ittifakları yaralar ve ekonomik büyümeyi küresel ölçekte tehdit ederken, Türkiye’nin ekonomisi de kötüleşiyor.

Yabancı yatırımcılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın popülist, otoriter hükümetinin sorumsuz ekonomik politikalar izlediği ve merkez bankasının bağımsızlığını zedelediği yönünde yaygın bir endişe de hakim. Yorumcular ülkenin gerekli adımları atarak ekonomisini daha istikrarlı bir zemine oturtmasına engel olan şeyin bu olduğundan endişe ediyorlar.

Trump, Türkiye’den ithal edilen demir ve alüminyum üzerindeki gümrük vergilerini ikiye katladığını ve sırasıyla %50 ve %20’ye çıkardığını açıklayarak, Türkiye’de zaten kötü olan durumun daha da kötüleşmesine neden oldu. Bu hamle Türkiye’nin Amerikalı rahip Andrew Brunson’u serbest bırakmayı reddetmesine karşı bir misilleme olarak yorumlandı.

Bu hamleyle Türkiye’de üretilen demir-çelik, Amerikan pazarından fiilen çıkması anlamına gelecek bir şekilde fiyatlandırılmış oldu. Türkiye’nin demir-çelik ihracatının %13’ü Amerikaya yapılıyordu.

Trump “Bu noktada Türkiye ile ilişkilerimiz iyi değil” dedi. Trump’un İran ve Suriye ile komşu olan bir NATO müttefikine karşı takındığı bu düşmanca tavır, Türkiye’nin sorunlarının bölge dışındaki ekonomilerde de istikrarsızlık yaratma riskini arttırdı.

Türk Lirasındaki düşüş, Türkiye’ye yatırım yapmış Asya ve Avrupa bankalarıyla ilgili kuşkular da doğurdu ki, tüm dünya borsalarında gözlemlenen düşüşlere katkı sunan unsurlardan biri de buydu.

2010 yılında Yunanistan’ın tetiklediği kriz gibi, Cuma günü Türkiye’de yaşananlar da orta ölçekli bir ekonominin ülke içinde yaşadığı sorunların dünya çapında sarsıntılara yol açarak, finansal istikrarı çok uzaklarda da riske sokabileceğini gösteren bir örnek oluşturdu.

Türk lirasındaki keskin düşüş ve Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik güçlüklerle ilgili endişeler Tokya, Frankfurt ve Paris borsalarının ana endekslerinde %1’in üzerinde düşüşlere neden oldular. Satış furyası Amerika’ya da sıçradı ve hisse fiyatları yarım puan düştüler.

Hisse senetleri en çok değer kaybeden firmalar, Türkiye’ye yatırım yapmış bankalardı. İtalyan UniCredit, İspanyol BBVA bankalarının hisseleri öğleden sonra seanslarında %5’in üzerinde düşüş kaydettiler, Fransız BNP Paribas bankasının hisseleri ise %4’lük değer kaybı yaşadı.

Erdoğan Cuma günü yaptığı konuşmada ülkenin sorunlarından yabancıları sorumlu tutmaya devam ederek yatırımcıları teskin etmiş olmadı. Erdoğan’ın ulusal televizyon kanallarından yayınlanan saldırgan yorumları, Liranın değer kaybına yol açan ve enflasyonun %16’ya dayanmasına yol açan politikalardan vaz geçmeyeceğine yönelik bir işaret olarak yorumlandı.

Erdoğan, vatandaşları, Türk lirasındaki düşüşle, yastık altında tuttukları dolarlarını satarak mücadele etmeye davet etti ama bu tavsiyeye uyacak insan sayısı epey az olacaktır, zira nakit para, fiyat artışları karşısında sığınılacak en güvenilir limandır.

 

Sonuç olarak Türkiye bir kısır döngüye sıkışma riskiyle karşı karşıya.

Türk lirasının değer kaybetmesi nedeniyle Türkiye ithal ettiği petrole ve diğer ürünlere daha fazla para ödemek zorunda kalacak. Bu da enflasyonun yükselmesine neden olarak, Türk Lirası’nın daha da fazla düşmesine yol açacak. Merkez bankasının faiz oranlarını hızlı bir şekilde yükseltmemesi ve kamu harcamalarının azaltılmaması durumunda ülke hem yüksek enflasyonla, hem de ekonomik daralma ile karşı karşıya kalacak. Bu iki hamleyi ise Erdoğan şu ana dek ısrarla reddetti.

Türkiye aynı zamanda yatırımcıların gelişmekte olan piyasalardan nasıl kaçtıklarına ilişkin de canlı bir örnek sunuyor. Yatırımcılar Amerikada daha emin bir şekilde para kazanabilirler zira Amerikan Merkez Bankası FED faiz oranlarını artırıyor. Aynı zamanda ekonomik korumacılık, dünyanın geri kalanını da giderek daha riskli bir yer haline getiriyor.

Ekonomik sorunlarının ötesinde Türkiye’nin Amerika ile diplomatik ilişkileri de büyük ölçüde bozuldu.

Washington Brunson’un tutuklu olarak ev hapsinde tutulmasını cezalandırmak amacıyla Erdoğan hükümetinin iki bakanına yaptırım uyguladı ve Ankara da buna misilleme yaptı. Türkiye ve Amerika yönetimlerinin temsilcileri bu hafta Amerika’da bir araya geldiler, ama ihtilaf çözülemedi.

Deutsche Bank analistleri Jim Reid ve Jeff Cal bu hafta “eşlik eden diplomatik sorunlar ülkelerin varlıklarına zarar veriyor” diye yazdılar.

“Çin, Türkiye ve Rusya gibi halen Amerika ile bir diplomatik savaş içindeki ülkeler, piyasalarda zor durumda görülüyorlar.”

Ama Türkiye’nin Amerika ile ilişkilerinden daha derin sorunları da var.

Erdoğan bu sene, kısmen ekonomideki kötüye gidişin işaretlerini görmüş olduğu için, baskın seçim yapma kararı aldı. Türk Lirası, seçim kampanyası döneminde dahi düştü.

Türk Lirasındaki sert düşüş Erdoğan’ın ekonomik modelinin temelleri hakkındaki endişeleri yansıtıyordu. Bu model, Erdoğan’ın muhaliflerinin, yandaşları zengin ederken ülkeyi borç batağına sürüklediğini söyledikleri, aç gözlü inşaat sektörüne dayanıyor.

Erdoğan’ın Haziran ayında kazandığı seçimlerde çok geniş yürütme yetkilerini ele geçirmesinden bu yana, inatçı başkanın kendisinden başka kimseden akıl alamadığna ilişkin kaygıların arttığı bir ortamda, Türk Lirası daha da düştü.

Piyasalar, Yunanistan vakasında yaptıkları gibi, bugün de Türkiye’nin dünya ekonomisindeki önemi ile orantısız bir tepki verdiler.

Yatırımcılar Asya ve Avrupa’daki bankaların Türkiye’deki hisse senetlerine ve tahvillere çok fazla yatırım yaptıkları için zarar görmesinden endişe ediyorlar.

Ama Erdoğan bu tür kaygıları önemsemiyor. Perşembe günü yaptığı bir konuşmada “unutmayın onları dolarları varsa, bizim milletimiz var, Allahımız var” dedi.

Ama konuşması sosyal medyada hemen hicvedildi. İskender Baydar, attığı bir twitte “ev sahibi kirayı istediğinde ‘senin evin varsa bizim de Allahımız var’ diyerek ödeme yapılabiliyor mu” diye sordu."

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz