Irak pis kokuyor!
Irak yönetimleri ülkenin bütünlüğünden, yurttaşlıktan, “vatan ve millet olmaktan” söz ederken İngilizler onlara şöyle diyordu: “Siz kutsal kitap hatm edin ve günde beş vakit yerlere eğilme ritüelleri yapın, doğal zenginliklerinizin değerlendirilmesi işini de bize bırakın.” 
05.08.2018

Moro MIROZIN

Kaynayıp duran bir siyaset kazanı olarak Irak bir muamma değil elbette, aksine etik diye bir şey tanımayan dünyada işler çok basit yürüyor: Ekim 2017 Kerkük geriliminde, komşu ülke istihbaratlarıyla birlikte, tamamen yabancıların silahlarıyla kendi ülke insanlarına savaş açan ve aynı hafta içinde Kerkük petrollerini İngiliz şirketlerine teslim eden bir yönetim var Irak’ta. Jonathan Swift daha 18. yüzyılda İngiliz Kralı’na “lazımlık iskemlesi” diyordu, zamane İngiliz soylularının pek süslü olmayan bir komidin biçimindeki lüks ev tuvaleti. Şimdinin Irak yönetimleri, siyaset adı altında bu İngiliz yönetim tarzını yüzyıllar öncesinden miras alırken gururlular ve Irak’ın bütünlüğünden, yurttaşlıktan, “vatan ve millet olmaktan” söz ederken İngilizler onlara şöyle diyordu: “Siz kutsal kitap hatm edin ve günde beş vakit yerlere eğilme ritüelleri yapın, doğal zenginliklerinizin değerlendirilmesi işini de bize bırakın.” 

Dünyanın en önemli petrol yataklarının bulunduğu Irak’ta, hangi şehirde sokağa çıkarsanız çıkın, altyapı sefaleti gözler önünde. En azından çarşılarda sokaklarda pis suların ve hatta bazen lağımların yol boyunca aktığını görmek zorundasınız. Başınızı kaldırdığınızda ise, birbirlerine dolanmış çeşitli çap ve markada elektrik telleri, en iddialı elektrik mühendisini bile hayretler içinde bırakacak kadar pespayedir ve elektrik enerjisinin bayağı önemli bir yüzdesi bu hatlarda kaybolur. Bu sokaklardan o kentlerin valileri ve politikacıları da geçer; tanrı onları da aynı göz ve kulaklara mahkum ettiğinden, sizinle aynı sefaleti görebilir ve aynı lağım kokusunu mecburen alabilirler. Ama bir farkınız vardır ki, onlar bundan utanmazlar. Normal şartlardaki orta halli bir çiftçinin ahırına gösterdiği özeni, Iraklı yöneticiler şehirlerine göstermemekte kararlıdırlar. Fakat bunların evlerine giderseniz, çoğunun eşyalarının yaldızlı ve hatta altın kaplama olduğunu görebilirsiniz. Yine de, çevrelerine kalın beton duvarlar örer, hatta korkularından, en dış hatlara da keskin tel örgüler ve beton bloklar yerleştirirler. 

Iraklılar'ın bundan haberi yok gibidir ne hikmetse, ancak gerçek şu ki Irak’ın güneyinde bir okyanus vardır. El-Fau limanından dünyaya petrol ihraç ederler. 

Uygarlığın doğduğu Irak topraklarında, uygarlık doğduğu zamanlarda Araplar yoktu, herhalde daha güneydoğudaki ve batıdaki çöllerde ikamet ediyorlardı. Ancak buradaki uygarlık cereyanının, onların bölgeye gelişiyle birlikte kesildiği herkesin malumudur. Yüzyıl öncesinden başlayarak, yalnızca elde ettikleri petrol gelirleriyle, dünyanın en müreffeh ülkesini kurabilirlerdi; ama ne hikmetse bu geliri rüşvete dönüştürmekte istikrarlı bir ustalık gösterdiler ve gelirlerinin önemli bir bölümünü de, topraklarını işgal ettikleri Kürdleri yok etmek için harcadılar. 

12 Mayıs’ta yapılmış olan Irak genel seçimlerinin sonucunda, Şii parti ya da cepheler ezici çoğunluğu elde etmişti. Muqteda Sadr’ın öncülük ettiği ve komünistlerle ittifak yapmış olan Sairun cephesi birinci (54 kürsü), açıkça İran destekli ve yanlısı Hadi Amri öncülüğündeki Fetih İttifakı ikinci (47 kürsü), mevcut başbakan Haydar Abadi’nin Nasr İttifakı ise üçüncü oldu (42 kürsü). Önceki başbakan Nuri Maliki’nin partisi olan Kanun Devleti 26, KDP ise 25 kürsü elde etti. YNK 18 kürsü elde ederken, diğer partiler ikişer-üçer kürsü kazandılar ve ortaya son derece parçalı bir tablo çıktı. 

Bu tabloda, Şii bir ağırlık olmaksızın hükümetin oluşması mümkün değil. Daha da önemlisi, başta General Kasım Süleymani olmak üzere, İran devlet adamlarının da açıkça giriştiği lobi çalışmaları, Irak’ta İran etkisi ağırlıklı bir hükümet dışında herhangi bir seçenek mümkün değil. Yalnızca “İrancı” olan yeni vekillerin sayısı 140’ı aşıyor ve kendileri dışındaki diğer parçalanmışlığın aksine, bunlar kendi içlerinde örgütlüler. Öte yanda ise Irak’ta Amerikan öncülüğündeki bir Koalisyon Gücü bulunuyor ve Amerika’nın İran ile gerilimi de havayı biraz daha bulandırıyor. Şimdiye dek bir hükümet oluşmadı. Bunun yerine, Bağdat ve Basra ağırlıklı bir sokak hareketliliği bir aydan fazla bir zamandır devam ediyor. İran, gücünü ve etkisini göstermek için her araca başvururken, Amerikan etkisi negatif rakamlara çekilmiş görünüyor. 

Her zamanki gibi kaostan en çok faydalanan da yolsuzluk, rüşvet, ahlaksızlık ve terör: Irak’ın kaderi değişmemekte direniyor. Yolsuz yöneticiler için puslu hava en elverişli durum olduğundan, kimse ülkenin düze kavuşması için kılını kıpırdatmıyor. Daha da kötüsü, bu tutumun bir karakter olarak kitlelere de yayılması. Bireyler ve topluluklar, kişisel veya grupsal çıkar sağlamadıklarında hiç birşey yapmamayı tercih ediyor. 

Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi de bütün bu karmaşadan etkileniyor elbette. Ekim 2017’de komşu ülkelerin ve Birleşik Krallığın demokrasilerine ve özgürlüklerine nasıl saldırdıklarını gördüler. Bunu önceden de biliyorlardı, ancak bu yüz yıllık kötülüğün potansiyel bir vehimden soyunarak bir realite olarak ortaya çıkmasını başarıdan saymaları için haklı nedenleri vardı. Yine de, Kürdistan Bölgesi’nde, Irak’ın bu yüzyıllık bulanık havasından çıkmayı çıkarlarına uygun görmeyen önemli kesimler var. Kürdi bir jargonla konuşmak gerekirse, “ihanet ulusun yaşamında hesap edilmesi gereken önemli bir güçtür”; nitekim bağımsızlık yanlısı herkes bu hesabı etmeksizin önünü görmenin mümkün olmadığını son bir yılda çıplak gözle görmüş bulunuyor. 

Irak’ın komşuları akıncı güçlerini ülkenin kalbine kadar ulaştırmış durumda. Türkiye Şengal ve Kandil operasyonlarından söz ederken; İran’ın generalleri Irak’ta seçimlerin gidişatını Irak halkından daha fazla etkilerken, ve Koalisyon Güçleri üslerini ısrarla korurken, bu gerçek daha fazla belirginleşiyor. Ve herşey küreye yayılacak büyük bir yangına o kadar elverişli ki, sokaktaki çöpleri toplamanın bile siyasal bir anlamı olduğundan, belediyeler mümkün olduğunca temizliği ağırdan alıyor. Irak pis kokuyor.

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz