Kuyu yolculuğu
Yürürken yolu yaratarak yürürüz. İçine yürüdüğümüz kendimizin derinleridir aslında. Peki, var mıdır insanın kendi derinine inme hali? Sanmam ki içinin dehlizlerinden korkmayan olsun. Budur belki de hep yola koyan bizi.
02.08.2018

Firdevs DARA

Yürürken yolu yaratarak yürürüz. İçine yürüdüğümüz kendimizin derinleridir aslında. Peki, var mıdır insanın kendi derinine inme hali? Sanmam ki içinin dehlizlerinden korkmayan olsun. Budur belki de hep yola koyan bizi. Uzak olan kendimize varmak istemekle korkmak arasında sıkışan bir yol hali. Hep olan ve hep olacak olan. Rahme doğru bir yürüyüş gibi… Kıvrımlı hatların baş döndürücülüğünden inatçı bir dümdüzlüğe doğru uzayan yol halimiz. Revan olunan yolun içimiz olma hali aslında. Kıvrımlı, karanlık, kimi zaman yanıltıcı aldatıcı ve kimi zaman daha derine doğru yutan yol hali.
 Kendimizin aynasından küçülüşümüzü en çıplak yanlarıyla görme halidir yol. Cezbediciliği yanılsamanın bir başka yüzü olan. Ve kendimizden kaçış sandığımız oysa en çok kendimize karşı uzandığımız yol hali. Bir arayışın sonsuz uzaması... Ne aradığımızı bilmeden çıktığımız ve yanlış varsaydığımız yolun bizi getirdiği bir uçurumun hakikatine atlama cesareti kimi zaman. Başkaldırının ilk hali. Küçük patikalardan suyun eşsiz özüne ulaşma isteği. 
Bir devinimin yaratacağı olası  cezbedeciliğe kapılma isteğinin karşı konulamaz çekiciliği. Esas yolcunun ruh olduğunun farkına varılmadan girilen yolun kişiyi bir coğrafya üzerinde deneyimleme şansı verdiği ruh yolculuğu… Ruh ve bedenin kol kola yaptığı eylemin tatlı sertliği. Kendinden kaçarken kendi içine doğru akan, yüzleşen, kızan  kırılan kendine karşı. İçsel kaçışların arayışların sonsuz durağı…

Bütün yollar önceden yol olmuştur. Yenilenemezliği bundandır belki de. Yolun gizil güçleri sonsuzdur. Tek bir noktadan –kendimizden, başlayıp aynı anda bütün öteki yolların türediği noktalar bütünlüğü. Yol tılsımlı bir çağrıdır. Hakikat sözü verir fakat hakikati nerede görmek istediğine karar verme sorumluluğunu sana bırakır. Hakikate, içimizde ki yollara eğilmek isteyelim yeter ki. Orada, içimizde yürünmeyi bekler, yol halinde. Zamansızlığın kışkırtıcı uzaklığı yürümeye cesaret ettiğimiz anda yolcusuna gösterdiği özenle duruverir karşımızda. İçine eğil ve kıvrımlı hatların düzensizliğinde esas olan sana doğru yürü.

Yol yoldur bütün hayatlara adım olan. Her yolun kırılıp döküldüğü dönemeçleri vardır. Varlığımızın özüne en çok benzeyen içimizin yolları vardır. Baş döndürücü yolların sır dolu sokaklarında kaybolmak isteme arzusu vardır. Gizil kuyulara inme deviniminin iç gıdıklayan korkusu. Neyle karşılaşacağını bilen, bir bilinmeyene usulca yürüme heyecanı. Ürkütmek istemeden, yumuşak dokunuşlarla süzülmek kuyu yolculuğuna. Orada keşfedilmeyi sabırla bekleyen ruhun derin karmaşası envai çeşit kokuyla bekler. Kül kokusu, toz kokusu, küf kokusu, kum kokusu, kuyunun yollarına narin köpükler saçan deniz kokusu. Koku yolları arşını başlarken kısa adımlarla yapılan uzun soluklu yolculuğun kaçınılmaz derinliğine düşmek. Kara, yağmura tutulmuş yolların ışıksızlığında kaybolmanın hazzı. Kuyuya baş aşağı düşerken kendini gökte bulmak sanrısı. 

Yollar sadece gelmeyecek olanlar için genç kalacaktı…

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz