ABD - Türkiye ilişkileri nereye gidiyor?
Türkiye hükümeti, ABD’nin iki bakanı hedefleyen yaptırım kararının ilişkilerde yarattığı krizi nasıl aşacağı henüz bilinmiyor. ABD’li Pastör Andrew Brunson özgürlüğü konusunda yaşanan kriz, ABD’nin Ankara’ya yaptırımları başlatması ile giderek derinleşiyor. 
02.08.2018

IMPNews - Türkiye hükümeti, ABD’nin iki bakanı hedefleyen yaptırım kararının ilişkilerde yarattığı krizi nasıl aşacağı henüz bilinmiyor. Uzmanlar, ABD ile didişen bir ülke görüntüsünün Türkiye için yıpratıcı olacağını vurguluyor. Ankara-Washington arasında ABD’li Pastör Andrew Brunson özgürlüğü konusunda yaşanan kriz, ABD’nin Ankara’ya yaptırımları başlatması ile giderek derinleşiyor. 

ABD ile geçtiğimiz son dört yılda gerilmeye başlanan ilişkilerin Erdoğan’ın izlediği siyasetin bir yansıması olarak okuyan uzmanlar, bunun bilinçli bir tercih olduğunu savunuyor. Bu siyaset, bir yandan Türkiye içindeki geleneksel ABD/Batı nefretini kışkırtıp seçmen kitlesini “dış düşmana” karşı konsolide edip AKP etrafında toplarken, diğer yandan Erdoğan’ın iktidarı tamamen ele geçirmesi ardından ortaya koyduğu dış siyaset ajandasının yansıması olarak okunuyor.

Ateş Ankara-Washington hattında yaşananları değerlendirmeleri için uluslararası ilişiler uzmanlarının görüşlerine başvuran DW muhabiri Hilal Köylü’nün sorularına verilen yanıtlar. 

“Ankara’nın hesabı tutmadı”

Uluslararası ilişkiler profesörü İlhan Uzgel, ABD’nin yaptırım kararının Türk içişleri ve adalet bakanlarını kapsamasının simgesel özelliği ve önemi bulunduğuna dikkat çekerek “Ciddi bir kriz yaşanıyor ama çözülemez durumda da değil” diyor. ABD’nin Türkiye’ye açıkça Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirlediği bir kabineyle çalışmak istemediği hatta onlara "güvenmediği" mesajı verdiğini düşünen Uzgel, “İş bu noktaya, Türkiye’nin bir hesap hatası yapmasından ötürü geldi. Rahip Brunson’ı ABD ile ilişkilerde koz gibi kullanmak isteyen, bu kozu kullanırken de tüm sorunlu alanlara çözüm üretmeye çalışan Ankara’nın hesapları tutmadı” diyor.

Uzgel, Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı "sert protesto, sert karşılık" açıklamalarına dikkat çekerek bu tür açıklamaları Trump yönetiminin Ankara'ya "çok sert" karşılık verebileceğinin Ankara’da bugüne kadar hesaplanmadığının işareti olarak değerlendiriyor. Bir taraftan da Ankara-Washington hattında yürüyen diplomatik diyaloğa işaret eden Uzgel, “Belli ki bakan Çavuşoğlu muhataplarıyla konuşuyor. Bu konuşmalar ilerletilebilir. Çok geç olmadan, kavga görüntüsünden kurtulunabilir. Yoksa krizin bedeli Türkiye için çok ağır olabilir” yorumu yapıyor.

"Batı'dan koparsa Rusya için de değeri kalmayacak”

Türkiye-ABD ilişkilerini yakından izleyen stratejist Metin Gürcan da Brunson krizinin nereden ve nasıl kaynaklandığı konusunda Ankara’nın uluslararası ilişkiler okumasını iyi yapamadığı görüşünde. Gürcan, "Ankara, Trump’ın da Putin'in de siyaseten nasıl hareket ettiğini, uluslararası düzeyde neyi hedeflediğini çözemedi” diyor. Trump’ın Ocak 2017’de göreve geldiğinden beri dış siyaseti iç siyaset için kullandığını hatırlatarak “Evangelist yapılanma da ABD iç siyasetinde önemli bir rol oynuyor. Brunson krizi neredeyse iki yıldır sürüyor ve Trump iki yıldır bu konuda Türkiye’ye baskı yapıyor. Kriz göz göre göre geldi” yorumu yapıyor. Gürcan’a göre Ankara, ABD yönetiminin iç siyasette ve dış siyasette ne yapmak istediğini anlamadığı sürece kriz daha da derinleşecek.

Putin’in de Türkiye’nin AB, NATO başta olmak üzere tüm Batı kurumlarıyla kavgasını kendi dış politikasındaki pürüzleri kapatmak için kullanmak istediğini anlatan Gürcan, Batı’yla diyaloğunu koparmış bir Türkiye’nin Rusya nezdinde de bir değeri olmayacağını anlatıyor. Gürcan, "Ankara Batı’yla kavga edişini bir alternatif arayışı ya da bir alternatifin hazır olduğu havası içinde yürütmemeli. Açıkçası, kavga etmemeli. Kavga edip de, ilişkileri koparabileceği mesajı vermemeli. Çünkü Batı’yla ilişkisi koparsa Rusya nezdinde de bir değeri kalmayacak” değerlendirmesi yapıyor. Gürcan, Ankara’nın Batı’yı eleştirirken bu eleştirilerini NATO, AB gibi kurumların çatısı altında yapması gerektiğini savunuyor.

"Türkiye yaptırım kararını iyi okumalı"

Türkiye'nin bir dönem Washington büyükelçiliği görevinde de bulunmuş emekli büyükelçi Faruk Loğoğlu da, “Rahip Brunson konusu bir ayrıntıdır. ABD ile ilişkiler sorun yumağından çıkarılmalıdır” görüşünü savunuyor.

Loğoğlu, Washington’dan gelen yaptırım kararını Ankara’nın iyi okuması gerektiğini belirtirken “Trump yönetimi Ankara’nın işin ciddiyetini anlamasını istiyor ve Türkiye’ye bir alan tanıyor. Sert tepkiler sorunları çözmez. Sorunu çözecek olan kavga değil, diplomasi kanallarının zorlanmasıdır” yorumu yapıyor.

Loğoğlu, krizin bu kadar derinleşmesinin arkasında ABD’nin İran’a yaptırım kararına Türkiye’nin direnç göstermeye çalışması olabileceği tahmininde de bulunuyor ve  “İç içe geçmiş ve bedelinin çok ağır olacağı sorunlar Türkiye’nin üzerine geliyor. Türkiye dış politikada kavgayı bırakmalı” diyor.

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz