‘ABD, Erdoğan’ın yakınlarını hedefleyebilir’
ABD Vatandaşı Brunson'ın serbest bırakılmaması Ankara-Washington hattındaki gerilimi oldukça tırmandırdı. Uzmanlar, ABD'nin Erdoğan'ın yakınlarını hedefleyebileceğini söylüyor.
27.07.2018

IMPNews - İki yıldan bu yana Türkiye’de tutuklu bulunan ABD Vatandaşı Pastör Andrew Brunson'ın serbest bırakılmaması Ankara-Washington hattındaki gerilimi oldukça tırmandırken Blomberg'e göre ABD makamları Erdoğan'a yakın iş adamlarını hedefleyebilir. ABD Başkanı Donald Trump ve Yardımcısı Mike Pence, Twitter üzerinden yaptıkları açıklamalarda Brunson'ın derhal serbest bırakılmaması durumunda Türkiye’nin sonuçlarına katlanacağı yolunda uyarılarda bulunması ardından, ABD Senatosundan ekonomik yaptırım girişimleri başladı. Senato Dış İlişkiler Komisyonu Türkiye'nin uluslararası kuruluşlardan kredi almasını kısıtlayan bir tasarıyı kabul etti. Türkiye'yi ekonomik anlamda sıkıştırmaya yönelik bu hamle, gelişebilecek sürecin ilk adımı olabilir. Uzmanlar artık Türkiye yönelik ABD baskısının nereye kadar gidebileceğini tartışıyor. 

Türkiye’ye Magnitsky Yasası

Washington-Ankara geriliminin, uluslararası kuruluşları da dahil edecek bir boyuta taşınmasının ardından Amerikan medyası çarpıcı iddialara yer veriyor. New York Times, ABD'nin Rus yetkililerin ABD'deki mal varlıklarının dondurulmasını ve bazı Rus vatandaşlarının ABD'ye girişini yasaklayan kapsayan Magnitsky Yasası'nın benzerinin Türkiye'ye de uygulanma ihtimaline işaret etti. Bloomberg’in haberine göre de ABD'nin yaptırımlarının Erdoğan hükümetine yakın iş adamlarını hedef alabileceğine işaret ediliyor. 

Amanda Sloat: ABD ekonomik baskıyı arttıracak

Şimdi tartışmaların eksenini ABD'nin Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırımlar konusunda ne kadar ileri gidebileceği sorusu oluşturuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın eski müsteşar yardımcısı Amanda Sloat da, Trump yönetiminin rahip Andrew Craig Brunson’ın serbest bırakılması için öncelikle Türkiye üzerinde ekonomik baskıyı arttıracağını ifade ediyor.

Son aylarda gerçekleştirilen temaslar sonrasında ABD yönetiminde Brunson’ın serbest bırakılacağı yönünde bir izlenim oluştuğunu, bunun gerçekleşmemesinin büyük hayal kırıklığına yol açtığını söyleyen Sloat, “Sorunların diplomatik kanallar aracılığıyla çözümü için ABD çaba harcadı. Ancak sorunlara diplomasi yoluyla çözüm sağlanamaması nedeniyle alternatif yollara bakılıyor ve Almanya ile Rusya’nın yaptığı gibi ekonomik önlemleri devreye sokmak en olası seçenek olarak görünüyor” diyor.

Sloat, "Tansiyonun düşürülmesi için yeniden diplomatik kanalların devreye sokulması gerekmekte. Umalım ki bu gerçekleşsin” diyor.

Amanda Sloat da DW’den Değer Akal’a verdiği demeçte, ABD Kongresinin Ulusal Savunma Yetki Yasa Tasarısı ile ilgili adım atmasınını güçlü bir ihtimal olduğunu söyleyerek, ‘bu tasarıya tutuklu ABD vatandaşları ve Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 füze savunma sistemi yine Türkiye’nin F-35 konsorsiyumundaki katılımıyla ilişkilendirildiğine dikkat çekiyor. Sloat, F-35’lerin teslimatının engellenmesi ve Türkiye’nin uluslararası finans kuruluşlarından borç almasına kısıtlama getirilmesinin hedeflendiğine inanıyor. Sloat, ABD’nin Türkiye’ye borç verilmesine destek olmamasının Türkiye’nin uluslararası alanda borçlanmasını kısıtlayacağını ve işin ciddileşebileceğine de vurgu yapıyor. 

Dr. Volkan Özdemir: ABD, Türk ekonomisinin kırılganlığından faydalanıyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın "geniş kapsamlı ekonomik yaptırım" tehdidiyle Washington'ın Türkiye'nin uluslararası kuruluşlardan kredi almasını engelleme hamlesini Sputnik'e değerlendiren Enerji Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü (EPPEN) Başkanı Dr. Volkan Özdemir ABD’nin ne tür uygulamalara girişebileceğini şöyle sıralıyor: 

“Sözleşmesi yapılan F-35 gibi uygulamaların Türkiye'ye verilmesi engellenebilir. Şahıslar hedef alınabilir. Veya varlıkların dondurulması hedeflenebilir. Ancak ben bu aşamada, sadece şantajların olacağını, daha ileriki aşamalarda bunların olabileceğini düşünüyorum. Neticede bu bir bahaneler süreci. Önce Rahip Brunson bahane edilerek yaptırım tehdidi geldi. Peki bu yaptırımların hedefi ne? Türkiye'nin Amerikan çizgisine geri dönmesi… Bunun somut yansıması da Türkiye'nin Suriye ve özellikle İran meselesinde Amerika'nın istediği noktaya gelmesi. Ben bunların olmasını zor görüyorum. Ancak bunun karşılığında Türkiye'ye bedel ödeteceklerdir. Bu bedel, varlıkların dondurulmasından Türkiye'ye yönelen finansal para akışlarının kesilmesine kadar uzanabilir. ABD, ekonomik kriz çıkarmaya yönelik olarak bu yaptırımları uygulamak isteyecektir.”

Washington Post: Brunson’un tahliyesi Ebru Özkan ile takas

Bu arada Türkiye’de tutuklu olan ABD Vatandaşı Pastör Brunson’un tahliye edilerek ev hapsine alınmasının arkasında takas olduğu iddiaları yapılıyor. Washington Post gazetesi, Türkiye ile ABD arasındaki Pastör Andrew Brunson krizinin perde arkasında 'takas anlaşması'nın yattığını iddia eden bir haber yayınladı. 

Habere göre ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki 'takas' anlaşması, 11-12 Temmuz tarihleri arasında Brüksel'deki NATO zirvesinde yapıldı. Haberde, Brunson'ın serbest kalması karşılığında ABD Başkanı Trump da İsrail'de tutuklu bulunan Türkiye vatandaşı Ebru Özkan'ın Türkiye'ye dönmesi için aracı olduğu belirtiliyor.

Ancak Reuters'a konuşan ve ismi verilmeyen "üst düzey bir Türk yetkili" ise iddiayı "tamamen asılsız" diyerek yalanladı. Anadolu Ajansı da bir Türk yetkilinin, "İsrail'de düzmece terör suçlamalarıyla gözaltına alınan Ebru Özkan'ın salıverilmesi karşılığında Andrew Brunson'ın serbest bırakılmasına yönelik Türkiye ile ABD arasında anlaşma yapıldığına yönelik haberler tamamen asılsızdır" dediğini belirtti.

Trump, Ebru Özkan'ın serbest bırakılması için 14 Temmuz'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu aradı. "Hamas'a para ve kıymetli eşya vermek" suçlamasıyla 11 Haziran'da tutuklanmış olan Özkan, 15 Temmuz'da İsrail tarafından serbest bırakıldı. Özkan serbest bırakılmasından 10 gün sonra da, 25 Temmuz'da, 2 yıldır İzmir'de cezaevinde tutulan Pastör Brunson'ın cezası ev hapsine çevrildi.

Kılıçdaroğlu: Tramp’ın yaptığı müttefikliğe aykırı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da ABD- Türkiye arasında yaşanan gerginlik ile Twitter adresinden yaptığı açıklamada "ABD Başkanı Trump ve ekibinin, ülkemize yönelik tehdit içeren sosyal medya mesajları müttefiklik hukukuna aykırıdır" diyerek Trump'ın tehditlerinin müttefikliğe aykırı olduğunu, ‘ona bu cesareti veren Türkiye'deki tek adam rejimi’ olduğunu ifade etti. 

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz