Mahçupyan: Türkiye PYD devletine razı mı geliyor?
Yazar Etyen Mahçupyan bugünkü yazısında, “Türkiye’nin yeni pozisyonu muhtemel bir PYD devletine razı gelmek, ancak aradaki sınırı kimseye bağlı ve bağımlı olmadan korumak şeklinde değişiyor mu?” diye soruyor.
23.06.2017

IMPNews - Yazar Etyen Mahçupyan bugünkü yazısında, “Türkiye’nin yeni pozisyonu muhtemel bir PYD devletine razı gelmek, ancak aradaki sınırı kimseye bağlı ve bağımlı olmadan korumak şeklinde değişiyor mu?” diye soruyor.

Mahçupyan, Karar’da yer alan “Gerçekçi politikaya yaklaşıyoruz” başlıklı yazısında Türkiye’nin Suriye ve Rojava politikasında değişim sinyalleri olduğunu belirtiyor.  

Türkiye’nin Rojava’da özerk bir oluşumu halen bir tehlike olarak görmeye devam ettiğini ifade eden Mahçupyan, “Ancak görünen o ki Türkiye bu ilkeyi korumakla birlikte, bir miktar tutum değiştiriyor ve Suriye gerçekliğini daha fazla dikkate almaya başlıyor” diyor.

‘ABD, PYD konusunda haksız sayılmaz’

Bu değişimin temelinde ABD’nin Rakka Operasyonu’nuTürkiye yanlısı muhalefetle değil, YPG öncülüğündeki Demokratik Suriye Güçleri’yle gerçekleştirme tercihinin yattığını söyleyen Mahçupya, “Hükümet uzun süre ABD’yi ikna edebileceğini sandı ama bu maalesef gerçekçi bir talep değildi. Çünkü ABD, Türkiye yanlısı muhalefetin askeri açıdan PYD kadar ne güçlü, ne de güvenilir olduğunu düşünüyor. Sahadaki verileri dikkate aldığınızda haksız oldukları söylenemez… Belki ABD’yi Rakka konusunda ikna ederek PYD’nin ortadan kalkacağı bir Suriye’ye doğru gidilebileceği hayal edilmişti ama bu hiçbir zaman gerçekçi bir alternatif olmadı” ifadelerini kullanıyor.

Erdoğan’ın sözleri

Türkiye’nin yeni bir söyleme geçtiğini kaydeden Mahçupyan, Erdoğan’ın haziran başında muhtarlarla yaptığı toplantıdaki, “Bizden sınırlarımız boyunca, gözümüz göre göre bir terör devleti kurulmasına sessiz kalmamızı bekleyenler kusura bakmasınlar. Bizi hiç tanımamışlar demektir... Bundan sonra da topraklarımıza Suriye tarafından en ufak bir saldırı olursa sağa sola bakmadan gereğini yaparız, kimse endişe etmesin” sözlerini alıntılayarak şu değerlendirmeyi yapıyor:

Birinci cümle geçmişten bu yana gelen kırmızıçizginin bir kez daha vurgulanmasıydı. Yani bir PKK/PYD devletine hiçbir şekilde izin verilmeyeceğinin altını çiziyordu. Ancak sonraki cümle karşı taraftan bir saldırı olduğu takdirde müsamaha gösterilmeyeceğine işaret etmekle yetinmekteydi. Ne var ki eğer birinci cümle geçerli ise, ikinci cümleye ne gerek vardı? PYD devletinin varlığına bile karşı isek, oradan gelecek saldırıya razı olmayacağımızı niye söyleriz? İkinci cümlenin ima ettiği durum zaten birinci cümlenin bağlamına mündemiçtir. Diğer taraftan eğer sadece ‘saldırı’ durumunda karşı koyacaksak, saldırıyı yapanın ‘varlığına’ karşı değiliz anlamı çıkmaz mı? Velhasıl soru şu: Acaba Türkiye’nin yeni pozisyonu muhtemel bir PYD devletine razı gelmek, ancak aradaki sınırı kimseye bağlı ve bağımlı olmadan korumak şeklinde değişiyor mu?  

‘PYD oluşumuna hayır denmeyebilir’

Mahçupyan devamla Erdoğan’ın geçen haftaki, “Geçen ayki ziyaretimde Başkan Donald Trump’a yaptığım uyarılara rağmen, ABD Rakka operasyonunu PYD/PKK ile gerçekleştirmekte ısrar etti… Ama şunu da söyledik: Eğer ülkemize en ufak bir taciz olacak olursa biz kimseyle bunu danışmayız, konuşmayız, gereğini de yaparız” sözlerini hatırlatarak şunları ifade ediyor:

Yani haziran başında kullandığı cümleye yer vermedi. ‘Bir terör devleti kurulmasına sessiz kalmamızı bekleyenler kusura bakmasınlar’ türünden kategorik bir uyarı seslendirmedi. Onun yerine Rakka operasyonunda ABD’nin tercihini, doğrudan sınırda olası bir tacize bağladı. Diğer deyişle ABD’ye ‘sen kimle istersen ortak ol ama dikkat et ortakların doğru davransın mesajı verildi’. Bunun Suriye’de oluşacak yeni yapılanma açısından anlamı, ‘doğru davrandığı takdirde’ bir PYD oluşumuna ‘hayır’ denmeyebileceğidir.

(A.T.K)

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz