Futbolda cinsel şiddet ve cinsiyet ayrımcılığı
Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği tarafından Futbolda Cinsel Şiddet ve Cinsiyet Ayrımcılığı konulu bir sempozyum düzenlendi.
19.05.2017

IMPNews - Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği tarafından Futbolda Cinsel Şiddet ve Cinsiyet Ayrımcılığı konulu bir sempozyum düzenlendi.

13-14 Mayıs’ta Kadir Has Üniversitesi’nde gerçekleşen ve futboldaki cinsiyetçiliğin ve cinsel şiddetin tartışıldığı sempozyumda; kadınların ve LGBTİ’lerin futbolla ilişkisinde yıllardır süregelen ön yargılar, kadın futbolunun gerektiği kadar önemsenmemesi, son dönemde gündeme gelen cinsel istismar ve cinsel şiddet tartışmaları ve tribünlerden eksik olmayan cinsiyetçi söylemler gündeme getirildi.

Sempozyumun açılış konuşmalarını Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Hilal Esmer, Kadınlar için Spor ve Fiziksel Aktivite Derneği’nden (KASFAD) Prof. Dr. Canan Koca ve Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi’nden Emir Güney yaptı.

Kadınlar için Spor ve Fiziksel Aktivite Derneği (KASFAD) ve Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi’nin de düzenleyici olduğu sempozyumda iki gün boyunca çeşitli paneller, atölyeler, forum ve dostluk maçları yapıldı.

Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin ana sponsorluğunda gerçekleşen sempozyumda öne çıkan başlıklar ise şöyle:

Yenmenin erkeklik yenilmenin kadınlıkla temsil edilmesi

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Yrd. Doç. Dr. İdil Elveriş, 25 Ekim 2015’te Fenerbahçe-Galatasaray maçı sırasında bir grup taraftarın tribünde şişme bebeğe Galatasaray forması giydirerek tecavüz etmesinin ve yakmasının ardından çalışmalarını futbol alanına da yönelttiklerini belirtti.

Cinsel suçların her geçen gün daha da artığına dikkat çeken Elveriş, “Yenmenin ‘erkeklik’ ve yenilmenin ‘kadınlık’ ile simgelendiği, gol sevincinin tecavüz marşıyla kutlandığı bir kültürle karşılaştık” dedi. Elveriş, dernek olarak farkındalık yaratmak amacıyla çalışmalara başladıklarını, birçok spor kulübüyle görüştüklerini, stadyumlarda cinsiyetçi söylem içeren birçok olay hakkında şikayetçi olduklarını, bazı davalarda sonuç aldıklarını ve önemli ilerlemeler kat ettiklerini söyledi.

Dernek avukatlarından Aynur Tuncel ise “Futbolda cinsel şiddet içeren suçlarla ilgili suç duyuruları üzerine soruşturma açılması öğretici ve sorgulayıcı. Takip ettiğimiz manken yakma davasında taraftara hem hakaretten hem de kadınları kitlesel olarak aşağıladıkları için ceza verildi” dedi.

Tribünlerde cinsiyetçi söylem önlenebilir mi?

Daha sonra konuşma gerçekleştiren Taraftar Hakları Derneği Başkanı Burkal Efe Sakızlıoğlu “Tribünlerde kullanılan cinsel şiddet dili önlenebilir mi?” sorusuna cevap aradı.

Cinsel şiddet dili sorununun çok boyutlu bir mesele olduğunu ve öncelikle sorunu görünür kılmanın gerekliliğinden bahseden Sakızlıoğlu, “Eğer bir çözüm yolu geliştireceksek bu ancak konuya temas eden tüm kurumların ortak çalışmalarıyla yapılabilir” şeklinde konuştu. “Taraftar Hakları Derneği olarak tribünlerde kullanılan cinsel şiddet dilini önlemeye çalışıyoruz. Taraftarların ayrımcılık içeren tezahürat ve pankartlarıyla ilgili olarak, dönüştürmek istediğimiz taraftar gruplarıyla iletişim halindeyiz” “Erkek egemen futbol yapısını değiştirmek için kadınların sahalarda ve tribünlerde yer alması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

TCK’da Cinsel Suçlar: Birbirlerinden Farkları ve İspatları

İstanbul Bölge Adliyesi 20. Ceza Dairesi Üye Hakimi Ersoy Yüce, “TCK’da Cinsel Suçlar: Birbirlerinden Farkları ve İspatları” başlıklı konuşmasında “Konumuz cinsel şiddet ama ceza kanununda öyle bir suç yok. Ceza kanunundaki karşılığı cinsel suçlardır. 5237 sayılı cinsel suçlarla ilgili kanun 1 Haziran 2015’te yürürlüğe girdi. Eski 755 sayılı cinsel suçlarla ilgili olan kanuna göre oldukça farklı ve daha kapsamlı bir perspektife sahiptir. Eski kanunda cinsel suçun tek sorumlusu fail erkek olmak zorundaydı” dedi.

Aileler çocuklarını kulüplere “eti senin kemiği benim” diyerek emanet ediyor

Avukat/Arabulucu Mert Yaşar “Sporda Çocuk İstismarı ile Mücadelede Karşılaştırmalı Hukuktan Örnekler” başlıklı konuşmasında; “Türkiye’de aileler çocuklarını kulüplere ‘eti senin kemiği benim’ diyerek emanet ediyor. Kulüplerle ailelerin yakın ilişkileri yok. Bu konuda ‘Hakikat ve Araştırma Komisyonu’ kurulabilir. Fakat kurulduğunda da hazırlanan raporların kamuoyundan çekilmemesi gerekir. Sporla ilgili, Adalet ve İç İşleri Bakanlıklarının, akademi ve spor bilimleri fakültelerinin ayrıca cinsel şiddet alanında çalışan STK’ların beraber çalışması gerekiyor. Ayrıca çocuk koruma programları mevzusunda yurtdışından alınacak örneklerin yerelleştirilmesi gerekiyor.” dedi.

Mert Yaşar ayrıca “TFF gelişim liglerinde yer alan takımlar için çocuk koruma programı hazırlamak zorundadır. Ancak sorumluluğu tamamen kulüplere atmış durumda. Çocuk istismarı vakalarında kendisine ihbar edilen vakaların sayısını vermiyor. Kim neden ceza aldı kaç çocuk koruma altına alındı ve soruşturma süreci nasıl işliyora dair bilgiye sahip değil.” dedi. (A.T.K)

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz