100 yıl öncesine ait ilk Kürdçe ses kayıtları
ABD’li Columbia Records şirketi, Mezopotamya’ya ait ilk ticari ses kayıtlarının bulunduğu koleksiyonun ikinci parçasını yayınladı.
04.05.2017

Mustafa Ergün - mergun@imp-news.com

IMPNews - ABD’li Columbia Records şirketi, Mezopotamya’ya ait ilk ticari ses kayıtlarının bulunduğu koleksiyonun ikinci parçasını yayınladı. Koleksiyonda, Osmanlı döneminde daha çok Kürd illerinden ABD’ye göç eden Kürdlere, Asurilere ve Ermenilere ait Kürdçe, Türkçe ve Ermenice şarkılar ve Mezopotamya’ya ait makamlar yer alıyor.

ABD’li bir kayıt şirketi olan Columbia Records, 1912 yılına ait ses kayıtlarını yayınlamasının ardından, 1916 yılına ait ve Kürdçe, Türkçe ve Ermenice şarkı ve makamların kayıtlarının bulunduğu koleksiyonun ikinci parçasını da yayınladı. Araştırmacı Zeynep Yaş'ın araştırmasına göre 1900'lü yıllarda bölgede birçok araştırmacı köyleri gezip ses ve şarkıları kayıt altına almış. 

Sovyet Rusya’sının da, Kürdlerle birlikte, Mezopotamya ve Orta Asya’da birçok topluma ait sesleri kayıt altına alıp arşivlediği biliniyor. Fakat bugün bu arşivle ilgili ele avuca sığar bilgiye sahip değiliz. Ancak, Sovyet Rusya’da Ermeni, Kürd, Azeri, Orta Asya Türkleri gibi birçok kültüre ait müzikal ögelerin arşivlendiğini biliyoruz.


(Columbia Records'un 2017 yılında yayınladığı ve 1916 yılına ait kayıtların yer aldığı albüm kapağı.)

Bunların yanında Colombia, Polyphon, Baidaphon, Odeon, Sodwa, His Master's Voice gibi Amerikan, İngiliz ve Fransız plak şirketleri tarafından da, özellikle İstanbul, Bağdat, Musul, Halep, Kahire, Tahran gibi yerlerde seslerin ticari amaçla kayıt altına alındığı biliniyor.

Columbia Records’un paylaştığı ses kayıtları, ABD'de yapılan ve bölgedeki seslere ait en eski kayıtların bir koleksiyonu olma özelliğini taşıyor.

Amerika'da ticari anlamda yayınlanan ilk kayıtlar, 13 Şubat 1912'de Columbia Records tarafından New York'ta yapılan 20 şarkıydı. Daha sonraki kayıtlar, o yılın Ekim ayında yapıldı. Eylül 1915'te başka on şarkı kaydedildi. Şubat, Temmuz ve Ağustos 1916'da üç oturum yapıldı ve Eylül 1912 ile Şubat 1916'da toplam 44 şarkı kayıt altına alındı.

Kayıtlarda şarkı söyleyenlerin tamamının Ermeni, Asuri, Suriyeli Hıristiyan ve Yunanlı olduğu belirtiliyor.

1912'den 1919'a kadar Columbia Records, Osmanlı İmparatorluğu'nda kayıt altına aldığı şarkıların sayısını sürekli arttırdı. Şarkılar Kürdçe, Türkçe, Arapça, Ermenice ve Ladino dillerinde söyleniyor. Ardından Columbia’nın rakibi Victor Records da bölgeden sesleri kayıt altına almaya başladı. İki kayıt şirketi 1919 yılına kadar bölgeden sesleri derledi ancak 1919’dan sonra pazardan çekilmeye karar verdi.

Bunun ardından Ermeni girişimci M.G Parsekisyan'ın 1916 yılında "M.G. Parsekian" adıyla kurduğu plak şirketi iki şirketin pazardan çekilmesiyle oluşan boşluğu doldurmaya başlar. Kısa süre sonra, M.G Parsekian'ın da aralarında olduğu küçük bağımsız şirketler buradaki pazarı ele geçirir.


(Columbia Records'un 2015 yılında yayınladığı ve 1912 yılına ait kayıtların yer aldığı albüm kapağı.) 

Columbia Records’un paylaştığı 100 yıl öncesine ait bu kayıtların tamamı akustik olarak kaydedilmiş. Diğer bir deyişle, mikrofonun getirilmesinden on yıl önce tamamen mekanik yöntemlerle sesler kayda geçirilmiş. Şirket, sese sadece hafif bir restorasyon yapıldığını ve performansları kayıt altına alındığı kaliteyle muhafaza ettiğini açıklıyor.

Kerekin Proodian'dan bir kayıt:

Kürdçe, Türkçe, Ermenice, Arapça, Rumca eserler çoğunlukla keman, kanun, piyano ve darbuka gibi enstrümanlar eşliğinde kaydedilmiş.

Kayıtlarda, 1881 yılında Diyarbakır'da doğan ve 1900'lü yılların başında Musul'a giden Xusro Melûl’e ait ve Diyarbakır'da söylenen eserler kaydedilmiş.


(Xusro Melûl)

Süryani bir manav olan ve evde çocukları ile Süryanice konuşan Melûl'un Türkçe ve Kürdçe seslendirdiği şarkılar bulunuyor. Melûl’un ana diliyle söylediği şarkılara ait kayıtlar henüz bulunmuyor.

BBC muhabiri Hatice Kamer'e konuşan Araştırmacı Zeynep Yaş’a göre, 1890'lar sonrasında, İstibdat döneminde bazı ses kayıtlarının oluşturulduğu ancak Anadolu'dan Amerika'ya giden bu diaspora grubunun Türkçe, Kürdçe ve Ermenice kayıtlarının, Mezopotamya'nın ilk makam kayıtları sayılabileceği görüşünde.

Xusro Melûl'e ait bir kayıt:

1890’ların Diyarbakır’ında gayrimüslimlerin bölgeden ayrılmasına sebep olan bazı olaylar geliştiği ve yerel tarihi kaynaklara göre, bir Cuma namazı çıkışında Müslüman esnafa ait bazı dükkanların gayrimüslimler tarafından yakıldığı söylentisi üzerine çarşıda bulunan Ermeni ve Süryani esnafa ait birçok dükkanın yakıldığı anlatılıyor. Dükkanların bulunduğu çarşının adı da o yangından beri Çarşiya Şewitî yani, Yanık Çarşı olarak biliniyor.

Diyarbakırlı bazı Ermeni ve Süryani aileler bu olaydan sonra şehri terk ederek Amerika'da son bulan uzun bir yolculuğa başlar. Diasporaya giden grubun ilk durağı, Dicle Nehri üzerinden sallarla ulaşılan Musul oluyor. Musul'dan Halep'e giden Ermeni ve Süryani grupları, Halep'ten İskenderun'a, oradan gemilerle Marsilya'ya gidiyorlar. Gemilerle aylarca devam bu uzun yolculuğun son durağı da Amerika kıtası oluyor.

Columbia Records’un yayınladığı kayıtları seslendirenler arasında, Manafsha G. Demoorjian, Xusro Melûl, Kerekin Proodian, W. Kamel, Naim Karakand, Georgiades, Marika Papagika, Dikran Effendi, M.G. Parsekiyan, Kaspar Janjanian ve K. Geljookiyan bulunuyor. (M.E)

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz