Evet, Hayır, Boykot ve Kürdler için 4’üncü yol
Kürdler referandumda ‘demokratik Kürd hattı’ oluşturabilir mi? Böyle bir hat mümkünse; bu hat Kürdlerin görünürlüğünü sağlayabilir mi? Türkiye’deki toplumsal kesimlerin yararına bir çıkış başarılabilir mi?
03.04.2017

Aziz Yağan / Yazı-Yorum

Kürdler referandumda ‘demokratik Kürd hattı’ oluşturabilir mi? Böyle bir hat mümkünse; bu hat Kürdlerin görünürlüğünü sağlayabilir mi? Türkiye’deki toplumsal kesimlerin yararına bir çıkış başarılabilir mi?

Kürdler adıyla, varlığıyla, tarihiyle, diliyle, kültürüyle yasadışı bir toplum değildir. Kürdler uzlaşmacı ve dayanışmacı geleneğe sahiptir. Kürdler kendilerini ve şehirlerini odağına alan, kendilerine yaslanarak politika yapmak isteyen politik yapılanmalara karşı değildir. Çoğu bireyimiz de toplumumuzun bugünü ve geleceğimiz için tartışarak; endişe ve önerisini paylaşır.

İnsanlarımızın bölgemizi terk etmesini engellemek gerekiyor. Bunun için de bölgemizde sosyal, siyasal, ekonomik, eğitim, kültürel ve mekansal alanda iyileşmeyi ve değişikliği sağlayacak güçlü, kararlı bir anlayışın toplumsallaşması gerekiyor.

Kürdlerin güncel ve tarihsel sorunlarına, taleplerine odaklanan bir mekanizma oluşturulamıyor. Bu mekanizmanın yokluğu yüzünden şiddete, ölümlere, göçlere, yıkımlara, travmalara maruz kalıyoruz, değerlerimize saygısızlık yapılıyor. Bir araya gelemeyişimiz enerjimizin ve zamanımızın heba olmasına neden oluyor. 

Büyük bir fırsat olmasına rağmen, ne yazık ki, Kürdlerin sorunlarının ve taleplerinin tartışılmadığı, anayasada önerilen değişikliklerin Kürd toplumuna ne gibi etkilerinin olacağının dile getirilmediği bir referandum süreci yaşıyoruz. AKP’nin ve MHP’nin #Evet’inden bir Kürdün #Erê’sinin farkı nedir ve AKP ile MHP bu farkın farkında mıdır, farkın derdinde midir? Aynı şekilde CHP, HDP ve Vatan Partisi’nin #Hayır’ından bir Kürdün #Na’sının farkı nedir ve yine CHP, HDP ve VP bu farkın farkında mıdır, farkın derdinde midir?

Eğer Evet, Hayır ve Boykot’çular Kürd toplumunun güncel ve tarihsel kaygılarını göremiyorsa ya da görmezden geliyorsa, bizim de kendi seçeneğimizi oluşturmamız son derece doğal değil midir? Buna hakkımız yok mu? Elbette var ve referandumda #Erê, #Na ve #ûBoykot’tan farklı yani ‘dördüncü seçeneği’ ortaya koyup, avantajlarını tartışmamız ve uygulamamız mümkündür.

7 Haziran 2015 seçiminde 53 milyon 741 bin 838 seçmenden 7 milyon 322 bin 008 kişi sandığa gitmezken; 1 Kasım 2015 seçimlerinde 54 milyon 049 bin 940 seçmenden 6 milyon 845 bin 836 seçmen sandığa gitmedi. Yüzde olarak seçime katılma 7 Haziran’da %86.38 iken (sandığa gitmeme %13.62), 1 Kasım’da %87.33 oldu (sandığa gitmeme (%12.67). Son iki seçimde de yaklaşık 7 milyon seçmenin sandığa gitmediğini farz edelim.

Sorularımızdan birkaçı şöyle sıralanabilir;

1-Son iki seçimde sandığa gitmeyen yaklaşık 7 milyon seçmenin tümü seçimi #ûBoykot ettiği için mi gitmemiştir? Uykuya dalmış, misafiri gelmiş, canı gitmek istememiş, istediği halde bir engel çıkmış, seçimi unutmuş olabilirler mi?

2- Son iki seçimde sandığa gitmeyen 7 milyon seçmen hep aynı kişiler midir?

3- Sandığa gitmeyen 7 milyon seçmen içinde siyasal nedenle seçimi protesto yani #ûBoykot edenlerin sayısı kaçtır?

4- Sandığa gitmeyen 7 milyon kişi içinde Kürd seçmenlerinin sayısı kaçtır?

5- Sandığa siyasal gerekçelerle gitmeyen Kürd seçmenlerden kaçı kimlik ve kültürel huzursuzluğu yüzünden sandığa gitmemiştir? (Aynı soru #Eré ve #Na içindeki Kürd seçmen sayısı için de geçerlidir.)

6- Kürdlüğü yüzünden seçimi #ûBoykot eden seçmenlerle bağı olan, seçim sonrasında onlara kılavuzluk eden bir siyasal bir parti var mıdır?

7- Seçim sonucundaki #ûBoykot oranı üzerinden #ûBoykot önerenler bir değerlendirme ile sayının sorumluluğu alınabilir mi? Bu mümkün müdür?

8- Önümüzdeki referandumda Kürd seçmenlerin kaçının #ûBoykot çağrısı yapan partilerin kararına uyarak sandığa gitmediği belirlenebilir mi?

9- #ûBoykot çağrısı yapan birey ya da partilerin seçim sonucunda boykot eden seçmenlere karşı bir sorumluluğu, planı olabilir mi? Hiç oldu mu? Örneğin bu referandumda da yine 7 milyon seçmen sandığa gitmezse #ûboykot öneren Kürd birey ve partiler bu sayının kaçını kendi hanelerine yazabilirler?

10- Kürdlüğü yüzünden seçimi #ûboykot eden seçmen sayısına dayanarak meşruiyet edinen siyasal bir yapı mevcut mudur?

11- Sandığa gitmeyen seçmenlerin gerekçesi belli olmadığı ve sayıları tasnif edilemediği için sayı kat katartsa bile görmezden gelinmeyecek midir? (Tıpkı 2010 referandumunda olduğu gibi; sandığa gitmeme örneğin Diyarbakır’da %65.2, Hakkari’de %90.96 idi. Referandum sonucunda %57.88 evet ve %42.12 hayır oyu çıkarak anayasa değişiklikleri kabul edildi.)

Yukarıdaki soruların geçerli yanıtları, daha önemlisi 'siyasi vaadi' olmadığına göre; Evet ve Hayır gibi Boykot da etkisiz seçenek midir, dahası dipsiz kuyu mudur! Hangi boykot Kürd taleplerinin tartışılmasını sağlamıştır? #ûBoykot yoluyla sorunlarımızı görünür kılmak, temsiliyeti sağlayacak sayıyı öne sürmek mümkün değildir.

Kürdler kendi yollarını, yani kendisini ve isteklerini ifade edebileceği yani; ‘demokratik Kürd hattının' zeminini bulmak istiyor mu? Bu zemini oluşturabilecek argümanlara sahip mi?

Son iki sorunun yanıtı evet ise; Kürd toplumu için #rayaNETÊ yani ‘geçersiz oy’ bereketli bir dönüm noktası, bir başlangıç noktası olabilir mi, bir çıkış sağlayabilir mi, ilk kez ‘Kürd hattı' oluşturulabilir mi? #rayaNETÊ sandığa gitmeyi ancak oyumuzu geçersiz hale getirmeyi gerektirir.

Bir sonraki yazıda ‘sandığa giderek oyu geçersiz hale getirme’ seçeneğinin  nedenini, etki alanını, etki ömrünü, gücünü, moralini ve bereketini sayısal veriler yardımıyla tartışmaya çalışacağız. Böylece, Kürd seçmenlerin ve siyasi partilerin ‘#Erê, #Na ve #ûBoykot’ tercihlerini ve sonuçlarını ‘#rayaNETÊ’ önerisi üzerinden yeniden değerlendireceğiz. (M.E)

YORUMLAR (1 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz
dersimi 3.4.2017
Kürt birligi referendumdan bagimsiz sekilde ele almak gerek ve bizim acil hemde cok acil bir ihtiyacimizdir!!! Referendumda ise Kürtler despotik bir anayasa yerine getirilmek istenen Turbo-Despotik anayasayi durdurmalidir. Cünkü Bu ana yasa gecerse birdaha kimse Yeni anayasadan bahs edemez cünkü distatörlügün BIR TEK ANAYASASi var. Eger bu anayasa durdurulursa Demokratik olmasada Demok bir Anayasa ihtimali halen var olacaktir. Onun icin hep beraber NA NA NA diyelimki bizi gözardi eden hicbir anayasa referendundan gecmez mesaji verelim.