Selcen: Esad, IŞİD'le savaştıkça PYD’ye yönelmez
Moskova Bildirisi ile Suriye savaşında yerinden oynayan taşların artık oturup oturmayacağını, PYD’nin içerisinde olmadığı böylesi bir anlaşmanın uygulanabilirlik koşullarını, PYD ve Esad ilişkilerinin geleceğini Aydın Selcen, IMPNews’e değerlendirdi.
10.01.2017

Yeter Polat

IMPNews - Kürd Meselesi’ni yakından izleyen eski Erbil Konsolosu Aydın Selcen, Türkiye, Rusya ve İran anlaşması olarak da bilinen Moskava Bildirisi ile Esat’ın meşru muhataplığının, yani Suriye’nin meşru liderliğinin kabul edildiğini, Nusra ve IŞİD’in terör örgütleri olduğunun altının çizildiğine ve Suriye’nin mezhepçi olmayan, demokratik, laik yapısının korunacağına yer verildiğini ancak, PYD’ye ismen ya da doğrudan atıfta bulunmadığına dikkat çekiyor.

Bu bildiri ile Suriye savaşında yerinden oynayan taşların artık oturup oturmayacağını, PYD’nin içerisinde olmadığı böylesi bir anlaşmanın uygulanabilirlik koşullarını, PYD ve Esad ilişkilerinin geleceğini Aydın Selcen, IMPNews’edeğerlendirdi.

- Moskova Bildirisi sonrasında Suriye savaşında taşlar yerine oturdu denilebilir mi? Suriye ve PYD’nin katılmadığı bu ‘bir tür anlaşma’ ne denli reel olur ve bu uygulanabilir mi? 

Suriye’de Şam direnişle üç belgeye imza attı: ateşkes, ateşkesin gözetimi ve siyasal geçiş sürecine dair niyet beyanı. Türkiye ve Rusya bu uzlaşıya kefil oldular. Bu üçlü uzlaşının uygulanmasına dair görüşmelere Astana’da başlanacak. Trump’ın başkanlığı devralmasının ardından ABD de Astana sürecine katılabilecek.

- Kürdlerin Rojava/Suriye’deki pozisyonuna Moskova Anlaşması ardından Astana’da yer verilmemesi bu anlaşmanın uygulanma şansını, yeni çelişkiler yaratma potansiyelini arttırmaz mı?

Beşar Esat’ın federasyona hatta özerkliğe sıcak bakmadığı açık. Kürdlerin geleceğini bence ABD’nin alacağı tutum belirleyecek. Bu tutumu da belki Rakka’nın YPG’nin omurgasını oluşturduğu SDG güçlerince IŞİD’den alınması etkiyecek. Zira Trump idaresinde Suriye’de siyaseti belirleme ağırlığının Pentagon’da olacağı öngörülebilir. Şam’la PYD’nin doğrudan temaslarının ne durumda olduğunu da bilmiyoruz.

- ABD ve Avrupa neden bu anlaşmada yoktu. Sizce Batı’nın Suriye’den tamamen çekildiği, orayı Türkiye, Rusya ve İran’a terk ettiği gibi bir durum mu söz konusu yoksa adı geçen ülkeler ABD ve müttefiklerini by-pass mı etti?

Rusya ve İran’ın Suriye’de Beşar Esat’a verdikleri destekten siyaseten galip çıktıkları kesin. ABD de varılan ateşkes uzlaşısını desteklediğini beyan etti. AB ise belki on yılı aşkın süredir dış siyasette özellikle Irak ve Suriye konularında ortada yok.

- Türkiye’nin, NATO ve ABD’nin klasik rakipleri ile Suriye’de askeri ve bölgesel anlaşmalar yapması Ankara’nın bu tarihi ittifakı ile ilişkilerine nasıl yansıyacak?

Ankara’nın herkesi aynı anda memnun edemeyeceği açık. Ait olduğu ittifakın hangisi olduğu da öyle. Türkiye Ortadoğu’da ama bir Ortadoğu ülkesi değil. Rusya ve İran’la hem komşu hem yüzyıllara dayalı ilişkileri var. Ayrıca her iki ülkeden doğal gaz alıyor. Dolayısıyla çığırtkan retorikten kaçınarak, akılcı, sağduyulu, dengeli bir dış siyaset izlemek durumunda. Hariciye birikimi ve geleneği de buna müsait.

- Halep'in Suriye ordusunca alınması ardından YPG oradan çekildi, Şam Rejimi İdlib bölgesini de temizlerse Afrin’e dayanır mı? YPG’den oradan da çekilmesini isterse durum nasıl gelişir? 

Ben YPG’nin denetimi altında tuttuğu Şeyh Maksut ve yanındaki Bostan Paşa mahallelerinden çekildiğinin teyit edildiğini görmedim. Şu anda ateşkes geçerli. Nusra ve IŞİD’e karşı olanlar dışında herhangi bir hareketin çok kısa süre içinde beklenmemesi gerekir.

- Halep sonrası Türkiye ile Suriye’nin ilişkileri nasıl gelişir? Rejim ile çatışmaktan vaz mı geçecekler? Şu anda temel hedeflerine ulaşıp Kobanê ile Afrin arasındaki koridoru ele geçirdiler, rejim güçleri ile aralarında sadece Bab merkezi kaldı, IŞİD de iki tarafın baskısı altında fazla direnemez. Ardından rejim güçleri, Türkiye’nin desteklediği ÖSO ve Türk askeri ile karşı karşıya gelecek. Türkiye ne yapacak bu noktada?

Fırat Kalkanı harekatının Bab’ı IŞİD’den alıp, ÖSO denetimine bırakmak olduğu açıklandı. IŞİD Bab’ta Münbiç’e benzer biçimde direnirse alınması aylar sürebilir.

- Veya Kimi Türk yetkililerin dediği gibi Kobanê ve Afrin’e yönelmesi söz konusu olur mu? Olursa askeri ve siyasi sonuçları ne olur?

Dediğim gibi tüm taraflar hali hazırda altına imza attıkları veya kefil oldukları uzlaşıya uymak durumunda. Varsayımlar üzerine konuşmaktan bu aşamada kaçınmak gerekir. 

- Türkiye’nin temel önceliği PYD’nin teritoryal egemenliğini ve askeri gücünü kırmak mı? Veya bir diğer formülasyon ile Ankara’nın önceliği Kürdlerin statü elde etmemesi, eskisi gibi en fazla kimi kültürel haklar ile Suriye bütünlüğü içinde erimeleri mi? 

Ankara, PYD/YPG’yi PKK’nin doğrudan uzantısı terör örgütleri olarak gördüğünü defaatle vurguladı. Ancak PYD/YPG denetiminde Kuzey Suriye’de geniş bir alan olduğu da açık. Kürdlerin Şam ile idari/siyasi ilişkilerini belirli bir aşamada yeniden tanzim etmeleri gerekecek. Şam’ın bir yandan IŞİD’le ve Nusra’yla mücadele ederken kendine tehdit oluşturmayan PYD/YPG’ne yönelik askeri harekata girişmesini beklemek zannımca akıldışı.

Halep’in Suriye hükümetince geri alınması esasen direnişin de sona erdiğini gösterdi. Nitekim ardından Türkiye-Rusya-İran’ın Moskova Bildirisi ve ateşkes geldi.

(A.T.K)

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. <br> Yazılanlardan BasHaber sorumlu tutulamaz.