Cennetin gölgesinden kan bataklığı Ortadoğu’ya - 1
Dünyanın hiçbir coğrafyası Ortadoğu kadar savaşlara, politik çetrefile sahip olmamıştır.
10.01.2017

Yazı-Yorum / Nurullah Alkaç

IMPNews - Dünyanın hiçbir coğrafyası Ortadoğu kadar savaşlara, politik çetrefile sahip olmamıştır. Ülkelerin ‘iç’ ve ‘dış’ politikaları, ‘açık’ ve ‘gizli’ antlaşmaları, ‘yumuşak’ ve ‘sert’ göçleri, ‘dostluk’ ve ‘düşmanlık’ları hep birbiriyle bağlantılı, birbiriyle iç içe olmuştur. Bu yüzden Ortadoğu’ya ait bir kavram/olay/durum/grup/devlet analiz edilmeye çalışıldığında mutlaka birçok seçeneği, birçok olasılığı göz önünde bulundurmak gerekir. Ayrıca bunlara ‘süper göçlerin’ ve ‘dış mihrakların’ etkisini dahil etmek de lazım.

Ortadoğu diğer bir adıyla ‘İslâm coğrafyası’ için bazı gerçeklikleri kabul etmek gerekir:

Bütün ülkelerin çıkarları vardır. Bu çıkarlar din, dil, ırk ve mezheplerden üstündür. Küresel ekonomilerin boyunduruğu altındadır. Ülkelerin ‘kardeşlik’, ‘dostluk’ söylemleri, reel politik düzlemde hiçbir gerçekliğe sahip değildir.

Ortadoğu’daki ülkelerin hepsi Rusya ve ABD’nin hegemonyası/istihbarat teşkilatlarının etkisi altındadır. Aynı şekilde bütün ülkeler, silahlarının çoğunu bu iki ülkeden almaktadır. Bu iki ülkenin silah satışının sürekliliği için her zaman kaos ve savaş gereklidir. En çok on yılda bir savaş yaşanmış, yaşanmaya devam edecektir. Müslüman ülkeler, samimi bir şekilde çaba sarf etmediği sürece, barış hiçbir zaman Ortadoğu’ya gelmeyecektir.

Ortadoğu’da; devletlerin yanında devletimsi yapılar, gruplar, örgütler belli oranda söz sahibidir. Farklılıkların doğal kabul edilmemesi, baskı altında tutulması, silaha başvuracak kesimlerin oluşumuna uygun neden yaratmaktadır. Halkların çoğunluğu mezhep ve ırkçılık ideolojisine sahiptir. ‘Radikal İslâm’la yaftalanmakta, insanların hunharca öldürülmesi meşru görülmektedir. Gerçeklerden bihaber olan, içlerinde ırkçılığı en pis zehrini taşıyan insanlar bile hala ‘İttihâd-ı İslâm’la avunmaktadır. Oysa samimî bir çaba, farklılıkların zenginlik olarak görülmesi, kendini üstün görme sevdasının son bulması, birçok sorunun halline kolaylıkla zemin oluşturacaktır. İslâm coğrafyasının, en az 100 yıl boyunca birbiriyle savaşmasına neden olabilecek binlerce unsur yerleştirilmiştir. Müslüman ülkeler birleşmediği sürece, Orta Doğu ‘kan bataklığı’, Batı ise ‘petrol ağası’ olmaya devam edecektir.

Bütün ülkelerin en çok korktuğu, arasının iyi olmadığı hatta düşman olarak gördüğü ülke kendi komşusudur. Buna karşın en iyi ‘dost’ ülke ise ya Rusya, ya da ABD’dir. Oysa Rusya her zaman ‘para’ ya bakarken; ABD için İsrail hariç, hiçbir ülke ‘stratejik müttefik’ olabilecek kadar önemde değildir. Ortadoğu’da yaşanan/yaşanabilecek önemli kırılmaların, hadiselerin neredeyse tamamı, Büyük Ortadoğu Projesi’ne gizlenmiş İsrail’in Nil ile Fırat’ı sınır kabul eden ‘Vaat Edilmiş Topraklar’ hedefini taşımaktadır.

Hiçbir ülke yöneticisi, ABD ve Rusya’nın çıkarlarını hesaba katmadan karar veremez. Yönetim kademelerinde çalışan insanların büyük çoğunluğu ülkelerine, insanlarına, inançlarına kolaylıkla ihanet edebilecek kişiliktedir. Gerçekten hizmet edenler, ya anlaşılmamıştır, ya harcanmıştır, ya da mezarlara emanet edilmiştir. Bu iki ülkeye rağmen hiçbir lider yaşamayacağı gibi, hiçbir ülke huzura da kavuşamaz.

Ortadoğu’da fakir ile zengin arasındaki uçurum giderek derinleşmektedir. Zenginlerin çoğu ithal insanlardır. Küresel şirketlerin ‘baba’larıdır. Yerli sanayi daha da geriye gitmiştir.

İnsanlarda bireysel ve toplumsal bilgi eksik; konuşmalar, yazılar dedikodu manşetleriyle doludur.

Birçok ‘İslamî’ grup/cemaat; parti, medya organı, yardım dernekleri/vakıfları, eğitim kuruluşları, aslında Batı’nın desteğiyle gizli bir şekilde kurulmuş yan istihbarat birimleridir. Bunların diğer amacı da, İslamî değerleri yok etmek, Batı kültürüne hazırlamak ya da Hıristiyan/Musevi inancıyla doldurulmuş bir Müslümanlık anlayışını yerleştirmektedir.

Bütün ülkelerde, halkları tarafından konuşulan diller ya yasaklıdır, ya da kıymetsizdir. Ne yazık ki, Batı dillerinin çoğu eğitim sistemlerinde ‘zorunlu’ olarak öğretilmektedir.

Ülkelerin eğitim sistemleri, ders müfredatları, siyaset adamları, yazarları-çizerleri, din adamları uyduruk tarihsel ihanetleri anlatmakla meşgul. Eğitim kurumu gerçek anlamda insanların bilgili ve hoş görülü olmasına imkan tanımamaktadır. Ayrıca eğitim kaliteleri çok düşüktür. Batılıların kurmuş olduğu üniversiteler, araştırma merkezleri sayılmazsa her hangi bir bilgi üretilmemektedir.  

Ayrıca önümüzdeki en on yıl boyunca Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi ve NATO’dan çıkartılması mümkün değildir. Bunun yanında Türkiye’nin Ortadoğu’daki gücünü daha da artıracaktır.

Dikkatimizi çeken yukarıdaki hususlar, Ortadoğu’ya dair okumalarda yabana atılacak ve görmezden gelinecek kadar kıymetsiz maddeler değildir.

(Devam edecek.)

(A.T.K)

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz