Akademisyen Çiftçi, Rojava-Şam ilişkilerini değerlendirdi
Rojava ve Şam ilişkilerini değerlendiren Akademisyen Çiftçi, Kürdlerin Halep'ten çıkmasının, Esad ile PYD'nin arasının bozulduğunu göstermediğini söyledi.
03.01.2017

Ahmet Özyeter

Geçtiğimiz hafta Rojava'da, 'Kuzey Suriye Demokratik Federal Sistemi' ilan edildi. Federal Sistem Kurucu Meclis Eş Başkanları tarafından yapılan açıklamada, “Suriye’deki sıkıntıların giderilmesi için kökten bir çözüm gerekiyor. Federe bölge sistemi ise bunun için bir adım niteliğindedir” ifadelerini kullanmıştı.

Bu ilanın hemen ardından Suriye yönetiminde bir açıklama yapıldı ve "Suriye’nin kuzeyiyle ilgili federasyondan söz etmek kabul edilebilir bir şey değildir" yorumu yapıldı. Suriye ve Rojava yönetimi arasında yaşanan 'Federasyon Krizi' karşılıklı eleştirinin ötesine geçmezken, ilan edilen federasyonun muhtevası ayrı bir tartışma yarattı. Federasyon'un yetkileri ve statüsü hakkında bir açıklama yapılmaması akıllara 'nasıl bir federasyon?' sorusunu getirdi.

Rojava'da ilan edilen federasyonu, Suriye hükümetinin olası tepkisini, Türkiye, Rusya,  Suriye ve İran 'yakınlaşmasını' ve bu durumun Kürdlere yansımasını Gazeteci ve Akademisyen Deniz Çiftçi IMPNews'e değerlendirdi. 

Rojava’da ilan edilen federasyon için ne düşünüyorsunuz?

Demokratik özerklik her ne kadar PKK ve ya aynı eğilimde olan PYD ve diğer örgütler tarafından etnik ve bölgesel olmayan bir model olarak tanıtılsa da, aslında pratikte demokratik özerklik daha çok bölgesel yani topraksal bir zemine dayanıyordu. Muhtemelen PKK PYD’de biraz uluslararası ve Ortadoğu konjoktürünü göz önünde bulundurarak topraksal otonomi kelimesinden kaçınıyorlardı. Bu yüzden daha çok demokratik özerklik lafını kullandılar. Fakat pratikte bu her zaman topraksal bir özerklikti. Şimdi federasyon ilan edilmesiyle pratikte olan sadece teoriye uygun hale getirildi. Peki, federasyonun olması neleri değiştirir? Federalizmin, Rojava’ya göre, yasal bir zemine oturtulması Kürdler için şu anlama geliyor:

Federatif bir yapı olduğu için silah bulundurma hakkı var, federatif bir yapı olduğu için belli bir toprak üzerinde egemenliğini kurma hakkı var. Yine federatif bir yapı olduğu için, egemenliğini kurduğu belli bir toprak parçası üzerinde kendi iç sosyal siyasal ve kültürel ilişkilerini kendi içinde sonsuza kadar bir nevi yarı bağımsız sürdürme hakkı var. Ve bu da şunu söylüyor, federasyon ilan edildikten sonra Kürdlerin orada kendi kimliklerini kendi mücadelelerini daha çok güçlendirmeleri anlamına geliyor. Eğer bu federasyon uluslararası güçler tarafından ileride tanınırsa o zaman Kürdlerin şuan ki kazanımları daha güçlü bir şekilde siyasal alanda taban bulacak ve şuanda güney Kürdistan’ın takip ettiği o süreci devam edecek.

'Federasyon, Kürdistan'ın diğer parçaları ile rahat ilişki kurmayı sağlayacak'

Diğer taraftan da şöyle diyebiliriz, eğer federasyon ilan edilmeseydi demokratik özerklik muğlak olduğundan kaynaklı, şu sorun gündeme gelirdi. Madem statün topraksal bir statü değil, neden silahlı güç bulunduruyorsunuz? Çünkü savaş koşulları ortadan kalktığı zaman Suriye’de şu soru gündeme gelir: Artık savaş yok. Rojava üzerinde bir tehlike yok. O zaman silahlı güç bulundurmanın da bir anlamı yok sorusu gündeme gelirdi. Bu soruyu da ortadan kaldırmak için federalizm bir nevi Kürdlerin ileride kendi güvenliklerini sağlama, silahlı güç oluşturma noktasında da önemli bir anlama sahiptir. Ve bu federasyonun kurulması, statü olarak kurulması yanı şekilde Kürdlerin gerek kendi için diğer Kürdistan parçalarıyla gerek uluslararası alan da daha rahat ilişki kurabilmesinin de önünü açar. Çünkü federasyon kurduğunuz zaman bu bir statüdür ve bunun uluslararası alanda karşılığı vardır. Belki tüm devletler bunu tanımaz ama tanıyan devletler nezdinde de federatif bir yapı olarak ilişki kurarsanız bu sizi uluslararası ilişkiler de belli bir noktaya getirir. Ve bu da uluslararası ilişkiler diplomasisinde Kürdlere ait bir masanın oluştuğu anlamına gelir. Federasyon bu çerçevede oldukça önemlidir.

'Güney Kürdistan için bir güvence olabilir'

Bir de işin diğer boyutu var: federasyon kurulması Türkiye, İran Kürdlerini motive eder. Orada kurulması Güney Kürdistan için bir güvence olabilir. Tüm bu çerçeveden ele aldığımızda Kürdler arası ilişkilerin etkilenmesi açısından da önemlidir. Çünkü Kürd sorunu ya da Kürd kavramını kullandığımızda iki kavramın akla gelmesi gerekiyor. Bir etnisite iki toprak. Etnisite ve toprak bütünlüğünün sağlandığı iki temel model vardır: biri ulus devlettir diğeri ise federasyondur. Evet diğer modeller de bunları koruyabilir ama ulus devlet ve federasyon kadar güçlü bir şekilde koruyamaz. Şimdi Suriye’de bir Kürd ulus devleti kurma durumu söz konusu değil dolayısıyla Kürd kimliğini Kürd toprağını ve ya etnisitesini koruyacak en önemli yapı federalizmdir. Bir de işin bu açıdan önemli bir boyutu var.

İlan edilen federasyon hakkında Suriye hükümetinin verdiği tepkiyi nasıl görüyorsunuz?

Şimdi Suriye’deki rejime baktığınızda bu rejimin iki temel karakteri var. Birincisi Bas rejimi altında olan sosyalizmin, yani bas partisi sosyalizmidir. Bunu genelde Suriye’deki aleviler seküler kesimler bu ideolojiyi paylaşır, bu baasçılık etrafında bir araya gelir. Bir de milliyetçilik, bu da Suriye genelinde Arapların Sünni alevi olsun hepsinin ortak paydası gibi bir şeydir. Dolayısıyla Suriye’de olayı Arap sosyalizmi çerçevesinde de ele alırsanız Arap milliyetçiliği çerçevesinden de ele alırsanız her ikisi Kürdlerin topraksal bir statü elde etmesine yani federalizmi kurmasına karşı gelir. Çünkü Arap sosyalizmi de Arap milliyetçiliği de daha geniş anlamda Arap ulusunu dayatan Suriye’nin bir Arap devleti olduğunu kabul eden ve Suriye’nin üniter bir yapısı olması gerektiğini kabul eden, bu üniter yapı içerisinde diğer dini ve etnik kimlikler herhangi bir hak tanımayan bir Arap milliyetçiliği ve sosyalizmidir. Dolayısıyla Esad pragmatik davranıp Kürdlerin federalizm ilan etmesine belli oranda göz yumabilir ama yarın öbürgün savaş koşulları ortadan kalktığı aman Esad’ın Kürdlere saldırması muhtemeldir. Esad, kendi rejimini tanıması karşılığında maksimum Kürd kültürel kimliğinin tanındığı ve anadilinin olduğu bir yapı önerebilir. Bunun ötesinde Esad Kürdlerin önereceği özellikle federasyon tekliflerini kabul etmez. Zaten Esad taraftarı olsun ya da olmasın Aleviler de Sünniler de buna karşı gelir.

Esad'ın YPG'ye Halep'ten çıkın dediği yönünde bir iddia var, bu iddia gerçek ise bu durumu, YPG açısından nasıl okumak gerekir?

Şimdi orayı şöyle bir boyutu var, Halep evet Kürdlerin çok yoğun yaşadığı bir şehirdir. Yaklaşık olarak 50 bin ila 75 bin arasında kürdün yaşadığı bir şehirdir ama Halep bir Arap şehridir, bir Kürd şehri değil. Zaten Suriye’deki Kürd haritasının da içinde yer almayan bir şehirdir. Ama Kürdlerin yoğun bulunduğu şehir olmasından kaynaklı YPG oradaki Kürdleri korumak için yedi mahalleyi kontrol etti. Ama hiçbir zaman YPG’nin burada kalacağım, burayı kanton ilan edeceğim, Rojava’ya katacağım gibi güçlü bir iddiası olmadı. Dolayısıyla YPG’nin orada kalmasının uzun vade de çok bir anlamı yok. Daha doğrusu karşılığı yok.

'Esad ve PYD'nin arası bozuldu gibi okumak yanlış olur'

Ben burada çok yanlış bir tavır görmüyorum Çünkü Kürdlerin Halep’te kalacağız diye diretmesinin bir mantığı yok. Eğer Kürdlerin fiziksel güvenliği noktasında sorunlar varsa ya da hala ciddi tehdit altındaysalar tabii ki kalmaları gerekiyor. Bunu şu şekilde okumak yanlıştır; cihatçılar Halep’i terk etti, Esad ile PYD’nin arası bozuk. Esad Kürdlere saldırıyor. Böyle okumamak lazım ve orası nihayetinde bir Arap şehri ve Kürdlerin de nihayetinde çıkması gerekiyor. Ha bugün Esad Kamışla’dan Afrin’den Haseke’den çıkın derse PYD’ye, o zaman sorun olur. PYD çıkmaz, çıkmamalıdır da zaten.

Bazı analistler Esad'ın IŞİD ve El Nusra'dan sonra Kürd bölgesine yöneleceğini söylüyor siz ne düşünüyorsunuz?

Türkiye eğer Suriye'ye sonuna kadar destek verirse ve Esad'ın Kürdlere saldırması karşılığında Sünni Arapları susturacağını ispat ederse, Esad’ın Kürdlere saldırısı biraz daha erken bir zamana denk gelebilir. Burada şunu düşünmek gerekiyor. Kürdler artık silahsız savunmasız bir güç değil. Cephede tek başına kalan yalnız veya terk edilebilecek bir güç değildir. Gerek Suriye’de gerek Ortadoğu’da ele aldığınızda hem PYD hem PKK üzerinden Kürdleri göz ardı ederek Suriye’de ya da Irak’ta bir yeniden yapılanmaya gitmek zor olabilir.  Kaldı ki Amerika’nın halen Suriye’de iki helikopter üstü bulunmakta. Ve üçüncüsü şuan büyük oranda genişletilmekte. Bunlarda göz önüne alındığında Amerika daha bir süre bölgede kalacak ve bölgede kalmak için Kürdlerle ittifak yapmak zorunda. Ve Amerika’da Kürdleri Esad’ın insafına terk etmeyebilir.

 Ayrıca şu var, bölgede gelişen Rusya-Türkiye-Suriye ittifakına karşılık Amerika’nın da Kürdlerin de birbirine ihtiyacı var. Bu sebeple Kürdler Amerika’ya daha çok yaklaşır ve Amerika’da Kürdlere daha çok alan açar. Bu da diğer bir etmendir. Esad’ın Kürdlere saldırırken biraz daha düşünmesini gerektirecek olan bir etmendir.

'İran, Türkiye'nin cezalandırılmasını istiyor'

Türkiye-Suriye-Rusya ittifakı dedim, İran’dan çok güçlü şekilde bahsetmedim. Evet, İran orada bir Kürd federalizmi istemiyor ama İran Türkiye’nin Suriye’de güçlü bir aktör olmasını da istemiyor. Dolayısıyla İran Kürdlere olan sempatisinden yakın ilişkisinden kaynaklı değil ama Türkiye’nin gücünü Suriye’de dengelemek için de olsa Suriye ile PYD arasında belli bir süreye kadar Türkiye’nin gücünü dengeleyene kadar bir köprü görevi görebilir. Yani Esad’ın Kürdlere saldırmasını, Türkiye’nin gücünü zayıflatana ya da dengeleyene kadar erteletebilir. Aracı rol oynayabilir. Tekrar altını çizeyim, İran Türkiye’nin bölgede güçlenmesini hiçbir şekilde istemiyor, haz etmiyor. Zaten son süreçte Türkiye’nin Suriye’deki muhalif gruplara desteğini de göz önünde bulundurursa İran aslında Türkiye’nin cezalandırılmasını da istiyor. Çünkü Türkiye’yi Suriye’deki savaşın bir nevi bu hale gelmesinde bir faktör olarak görüyor. Dolayısıyla İran Türkiye’nin gücünü dengelemek için Kürdler ile diyalog kapılarını açık tutacaktır. Ve Esad ile PYD arasında ilişkilerin silahlı bir çatışmaya dönmeden devam etmesini sonuna kadar isteyecektir diye düşünüyorum.

Rusya, İran, Suriye ve Türkiye'nin şuan ki durumuna dikkate alırsak Rojava'nın geleceği ne olur?

Bu ittifak şu aşamada Kürdler için tehlike arz ediyor. Ama bu ittifakın gelişmesi hemen alternatif ittifakları da gündeme getiriyor, az önce de söyledim. Şuan Türkiye’nin Suriye’de Sünni Arapları kullanarak orada bir güç olmaya çalışması ve ya bir nevi topraksal Kürd federalizmi olmasın diye Esad’ı tanıması, DAİŞ ve El Nusra gibi diğer İslamcı örgütleri Halep’ten çıkmaya ikna etmesi ya da silahlı direnişten vazgeçirmesi muhtemelen dengeleri oldukça değiştirecektir. Ama burada da her ne kadar Türkiye’nin Suriye’yle ittifakı Kürdler için tehlike ise de, ne Suriye Türkiye'ye güveniyor ne Türkiye Suriye’ye güveniyor. Ne de iki ülke arasındaki ilişkiler stratejik bir noktaya taşınabilir. Çünkü Esad için şuan temel olan şey iktidarını korumak ve iktidarına karşı en büyük tehlikelerden olan İslamcı örgütleri ortadan kaldırmak. Ve bu İslamcı güçleri pasifize edecek tek güç şuan Suriye’de IŞID hariç, Türkiye’dir. Esad’ın buna ihtiyacı var. Türkiye de şunu biliyor, Suriye’de bir Kürd federalizmini engelleyebilecek tek güç güçlü bir Esad, güçlü bir Suriye ve Suriye ordusudur.

'Rusya, Kürdler ve Esad arasında bir ittifak önerebilir'

Türkiye, Kürd kantonları kurulmasın diye Esad’a sonuna kadar destek oldu. Rusya bu noktada çok pragmatik davranıyor. Türkiye’nin de aslında baskısıyla değil ama isteğiyle şuan Kürdlerle diyaloglarını minimize etme noktasına geldi. Ama bu Kürdleri göz ardı ettiği anlamına gelmez. Son dönemlerde Suriye Kürd federalizmine daha çok negatif bir tutum sergiliyor. Güçlü bir Suriye üniterliğinden söz ediyor. Bu da muhtemelen Türkiye Suriye Rusya arasındaki ilişkilerin yansımasından kaynaklıdır. Ama şu da var, Suriye’de dengeler hafif değiştiği zaman Rusya Kürdlerin federalizmini tanır ve inanıyorum ki oradaki üstlerini kaybetmemek için Baas patisinin sürekli iktidarda kalması gerekiyor. Ve Baas partisinin iktidarda kalması için Sünnilerin pasifize olması gerekiyor. Bu dengeleri sağlamak için Kürdler ile Esad arasında bir ittifak da önerebilir ileriki zamanlarda. Bu ittifakın şekli Kürd statüsü noktasında özerklik mi olur federasyon mu olur bilemiyoruz.

(A.T.K)

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. <br> Yazılanlardan BasHaber sorumlu tutulamaz.