Enerji bloklaşması karşısında Batı ve enerji ihtiyacı
Günümüz dünyasının en önemli sorunlarından biri gelecek açısından sorun yaratma ihtimali olan enerji tedarikinin sorunsuz biçimde gerçekleşmesidir.
27.12.2016

Yusuf Ziya Döger

Günümüz dünyasının en önemli sorunlarından biri gelecek açısından sorun yaratma ihtimali olan enerji tedarikinin sorunsuz biçimde gerçekleşmesidir. Bunun için enerji potansiyeline sahip olan devletlerin bloklaşmasına izin vermek istemeyen tutumum görülmesi gerekir. Henüz açıkça buna yönelik politik düzlemde karşı çıkışı ifade eden bir açıklama net biçimde ortaya konulmuş değildir.

Ancak Rusya, İran ve Türkiye arasında imzalandığı iddia edilen “Gizli anlaşmanın” Mosad tarafından alelacele Kürdistan Bölgesel Yönetimine iletilmesi bunun kabul edilmeyeceğine dair veri olarak alınması gerekir. Avami bir deyimle “bayram değildi seyran değildi” İsrail bunu Batı adına gelecekteki enerji tedarikçisine bildirdi ki, İsrail kendi varlığının devamını Ortadoğu’da bir Kürd devletinin varlığına bağlı olacağını gören bir devlet. Bir de buradan bakmak gerekir.

Dolayısıyla İsrail’in Batılı müttefiklerine olup bitenin ne anlama geldiğini açıkça söylediğini düşünüyorum. Bu nedenle Bat’ının bu bloklaşmaya sessiz kalmayacağı aşikardır. Ancak ABD’de henüz koltuğa oturmamış bir başkan var ve tutumu net olarak bilinmediğinden Batılı bir siyasetçi kalkıp bu konuda önceden bir şey ifade etmek istemiyor kanaatindeyim.

Şu soru önemli: Batı'nın enerji sorunu yaşadığı bir dünyada enerji tedarikçilerinin bir blok altında toplanmasını kabul etmesi mümkün mü? Bence hayır.

O zaman Batı asla tedarikçi pozisyonunda olma potansiyeli olan Kürdleri bu bloğa yem etmeyecektir diye düşünüyorum. Batı’nın DAİŞ sorunu gün yüzüne çıktığı andan bu yana Federal Kürdistan ve Rojava Kürdistanı’na sağladığı desteği yoksa nasıl izah edeceğiz. Bizler için (Ortadoğu toplumları) temayül olarak önce sorunun yaşanır olması gerekir. Sonra yaşanan sorun üzerinden çözümler üretmeye çalışan toplumlarız ki, bu tarihsel bir vakıadır.

Mezopotamya toplumlarının ve İslam toplumunun tarihsel gelişimi dikkate alındığında bunu net biçimde görmekteyiz. Oysa Batı toplumlarında önce olası durum üzerinden gelişen bir analiz mantığı vardır. Bugün de olup biten budur.

Arap Baharı’ndan bugüne yaşananlar dikkate alındığında Batı kritik eşik yaşanmadan müdahale etmemektedir. Aynı durum burada da geçerlidir. Bu aslında şu mesaja yöneliktir. Biz sorunlarınızı kendi aranızda çözme taraftarıyız. Ancak yaşadığınız sorunları çözme becerisi göstermediğiniz gibi bu sorunlar bizim kapımıza dayanmaktadır. Bu da bize müdahale meşruiyeti vermektedir.

Rusya, İran ve Türkiye arasında imzalandığı iddia edilen anlaşmaya buradan bakmanın faydalı olacağını görüyorum. Çünkü bu anlaşmanın yansımalarına bakıldığında Ortadoğu’daki sorunları çözüm üretme yerine derinleştirme potansiyeli taşıdığı açıkça görülmektedir. Ki Kürdlerin arasında bloklaştırılarak çatıştırılmalarını öngören bir yansıma var. Mosad’ın alelacele haber verdiği durum ise budur.

Neçirvan Barzani’nin ifade ettiği Şengal sorunu ise bence Batı’nın bu bloklaşmada Kürdlere biçilen rolü kabul etmediğinin göstergesidir. Batı acele biçimde buna tepki koymak yerine birilerine söyleterek bloklaşmaya itilenlere (Kürd yapılarına) mesaj vermektedir. Amberin Zaman röportajını tam da bu kritik süreçte yaptı. Bunu dikkatten kaçırmamak gerekir.

Net olarak şunu söyleyebilirim. Kim kiminle gizli anlaşma yaparsa yapsın. Hiç mühim değil. Elbette sonuçları sorunlar üretecektir. Ama bildiğim bir tek şey var o da dünyada asla kimse Ortadoğu’da Türklere Neo Osmanlıcılığa yeltenecek bir destek vermeyecektir. Bunu Arap Baharı’nın sonuç tezahürlerinde gerçekleşen süreçte net biçimde görmüşüz.

Sonuç olarak Türkiye’nin bloklaşmaya dahil olma hevesi ve hesapsız atılımı ise yaşanacak olası gelişmelere yönelik analizlerin sonucu değildir. Yaşanmış sorunların sonucudur. Bu sonucun günlük politik argümanlar üzerinden geliştirildiği ise şu iki açıklama da net biçimde görülmektedir.

Bu nedenle iki ay önce "Lozan’la yetinmemeliyiz" diyenler, bugün "Durursak kendimizi Sevr koşullarında buluruz”demektedirler. Bunu kamuoyu yönlendirmesi biçimine sokma işi ise, Cumhurbaşkanı Danışmanı Kalın'a bırakıldı ve açıklamasını ise kamuoyuna sarf edilmiş sözler olarak algılamalıyız.

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz