Prof. Hakan Özoğlu: Trump, Kürdlere desteği kesmeyecek
Central Florida Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hakan Özoğlu, ABD’nin yeni dönemde de Suriye’de YPG’ye sırtını dönmeyeceğini bu durumun ise Washington – Ankara yönetimi arasından gerginliği arttıracağını savunuyor.
15.11.2016

Yeter Polat

IMPNews- Trump’ın zaferi, adaylık döneminde kullandığı kimi sloganlar ve yaptığı açıklamalar nedeni ile dünyada kimi sol ve marjinal çevrelerde ‘kıyamet’ olarak algılandı. Yeni ABD Başkanı seçim kampanyaları boyunca kavgacı ve eleştiriye kapalı mizacı ile hem ABD kamuoyunda hem de dünyada tepki ile izlendi. Amerikalılar bu uzlaşmaz yeni Başkanın hem iç hem de dış politikada ülkeye ve dünyaya büyük zararlar verebileceği endişesini taşıyor. Central Florida Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hakan Özoğlu, ABD’nin yeni dönemde de Suriye’de YPG’ye sırtını dönmeyeceğini bu durumun ise Washington – Ankara yönetimi arasından gerginliği arttıracağını savunuyor.

Esat yönetiminin işbaşında kalacağını, muhalif güçlerin Esat karşıtlığının yumuşatılacağını bunun yerine, IŞİD karşıtlığının ön plana çıkarılmasının söz konusu olacağını ifade eden Özoğlu, “Bence hem Rusya hem de Trump yönetimindeki ABD, Türkiye’nin itirazlarına rağmen Suriye’deki Kürd unsurlarını hem silah hem de politik olarak destekleyecek. Türkiye’nin kaygılarına cevap vermek için ise kapalı kapılar ardında Suriye Kürdistanı’nın Irak Kürdistanı gibi özerk bir bölge olmasına izin verilmeyeceği sözünü vermeleri çok zor değil. Tabii hatırlamak gerekir ki verilen sözlerin yerine getirilmesi zorunluluğu Türkiye’nin yaptırım gücü ile doğru” orantılı olacaktır diyor. 

Türkiye’deki Kürdlerin durumu konusunda yeni yönetimin Obama yönetiminden daha değişik bir politika izlemeyeceğini söyleyen Özoğlu, “Hatta Türkiye’yi memnun edici pragmatist bir söylem uygulama ihtimali bence hiç uzak değil. Ama yine de Trump’ın kişiliğinde yatan şaşırtıcı hamle yapma özelliğini kesinlikle göz ardı etmemek” gerekir dedi.

- Trump’ın zaferi, adaylık döneminde kullandığı kimi sloganlar ve yaptığı açıklamalar nedeni ile dünyada kimi sol ve marjinal çevrelerde ‘kıyamet’ olarak algılanıyor. ABD’de ‘kıyamet’ koparacak bir yetkilendirme sistemi olmamasına rağmen bu endişe neden gelişti?

Seçim propaganda dönemlerinde rakipler genellikle eğer seçilmezlerse kıyametin kopacağı, bu seçimin tarihin en önemli seçimi olduğu konusunda bir algı operasyonu yürütürler. Bu yıl Trump için koparılan kıyamet yeni bir şey değil. Bu sadece sola ait bir yaklaşım da değil. Trump’ın uzlaşmaz ve itici kişiliği sol değil sağ kesimde de büyük rahatsızlık yarattı. Clinton’un TV’lere verdiği reklamlarda son zamanların en ürkütücü senaryoları gerçekleşecekmiş havası yaratıldı. Mesela Trump gibi mizacı kavgacı ve en küçük bir eleştiriye bile büyük tepki gösteren birinin hem iç hem de dış politikada ülkeye ve dünyaya büyük zarar verebileceği görüşü hakim oldu.  Bence bu görüş kesinlikle yersiz değil; fakat ABD’de ki yetkilendirme sistemi ve güç dengesi buna engel olabilir kanısı hala hakim. Bence bu iç politika için daha geçerli, dış politika da ABD Başkanlarının ellerinde manipüle edebilecekleri pek çok koz bulunuyor. Yani Trump’ın kıyamet koparma gücü var.

- Trump’ın Müslümanlara ve Müslüman ülkelere yaklaşımı, ABD’nin Ortadoğu siyaseti üzerinde nasıl bir etki yapar? Trump’ın Yahudi karşıtı antisemit olduğu iddia ediliyor. Antisemit iken ABD Başkanı olması gerçekten mümkün mü? ABD ile İsrail ilişkileri yeni dönemde nereye gider?

Bence Trump için İslam karşıtı demek doğru olmaz. Çünkü İslam’ın ne olduğunu bildiğini sanmıyorum. Aynı şey Yahudiler için de geçerli. Trump için antisemit demek de doğru olmaz. Bence Trump bir ideologdan ziyade bir oportünist. Dış politikada belli kırmızıçizgileri ve ilkeleri olduğunu sanmıyorum. İş adamı olmasından kaynaklanan özelliği her şeyi pazarlık öznesi yapması ve ideolojisinin rüzgara göre yön değiştirme özelliği var. Bilindiği gibi yıllarca kayıtlı bir demokrattı. Cumhuriyetçi partiden adaylığını koymasının sebebi o grup seçmenini daha kolay ikna edebileceğine inanmasındandı. O yüzden sadece Müslüman oldukları için bir ülkeye tavır alacağını sanmam ama İsrail ile ilişkilerinin Müslüman ülkelerle olanlardan çok daha iyi olacağına şüphe yok.

- Trump’ın Türkiye hakkında nasıl bir siyaset izleyeceğini kestirebilir miyiz? Eski dengeler devam mı eder veya Erdoğan’ın İslami tandansı nedeni ile ilişkiler gerilir mi?

Trump’ın özellikle izleyeceği hiç bir siyaset konusunda bir öngörüde bulunmak için çok erken. Bunun en büyük sebebi kendisinin de Türkiye ve Ortadoğu konusunda çok üstünkörü bilgiye sahip olması. Erdoğan’ın İslami tandanslı olmasının Türkiye’ye bir fayda sağlamayacağı kesin ama bir zararı da dokunacağını sanmıyorum.  İlişkilerin gerilme nedeni daha çok uzlaşma yeteneği ve geleneği olmayan iki liderin kişisel çatışmalarından kaynaklanabilir. Obama’ya oranla Trump’ın bire bir ilişkilerde hiç de diplomatik olmayacağını kestirmek çok güç olmasa gerek. Bence burada asıl merak edilmesi gereken konu Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin Trump hükümetine karşı nasıl tepki vereceği. Bunu yaşayıp göreceğiz. 

- Trump’ın bir yandan ABD’yi içine kapatacağı daha çok iç sorunlarla uğraşacağı ve dünyadaki kriz bölgelerine müdahale etmeyeceğine dair söylemler kullandı. Ancak ABD’nin şu anda meşgul olduğu en önemli politik ve askeri sorun IŞİD sorunu. ABD Irak ve Güney Kürdistan’da ciddi bir IŞİD karşıtı koalisyona öncülük yapıyor. Bu durumda ABD’nin Irak ve Güney Kürdistan’daki IŞİD karşıtı etkinlikleri ne olacak?

Trump’ın ABD’yi içine kapatacağı görüşüne katılmıyorum, özellikle Ortadoğu’da daha da müdahaleci olma olasılığı var bence. Irak ve Suriye’de ABD için ok zaten yaydan çoktan çıktı. ABD’nin müdahale etmekten başka çaresi yok, yoksa orada ABD’nin kaybettiği imajının ortaya çıkmasına izin vereceğini sanmıyorum.  Bence Irak’ta daha da müdahaleci olacak ve askeri zaferi iç politikada kullanmak isteyecek. IŞİD hedefi bu iş için biçilmiş kaftan olarak önünde duruyor. Radikal İslamcılara bir ders vermek için IŞİD’in yok edilmesi konusunda öncülük ettiği koalisyonda daha etkin bir hale geçebilir. Şu anda çatışma alanında olan ABD askerlerinin sayısını artırabilir. Obama yönetimi Musul’un temizlenmesini 20 Ocak’taki Başkanlığın devir töreninden önce tamamlamak istiyor. Şehir savaşı çok zaman alan ve cana mal olan bir şey olduğu için bu gerçekleşmeyebilir. Trump için başlanmış işin bitirilmesi konusunda bir tereddüt olmayacağı kesin. Obama yönetiminin tersine daha riskli askeri manevralara girebilir.  

- Trump’ın Kürdistan meselesini fazla bilmediği, ancak Kürdlerin IŞİD karşıtı mücadelelerine sempati beslediği söylenmekte. Yeni dönemde ABD’nin Kürdistan siyasetinde bir değişiklik beklenebilir mi? Aynı durum Suriye siyaseti için de geçerli. Suriye’de ABD’nin IŞİD karşıtı operasyonlarında temel müttefiki YPG güçleri. Trump’ın Suriye’den çekilip orayı Rusya, İran ve Türkiye’ye terk etmeyeceğini söylersek, Suriye’de Kürd-ABD koalisyonunun durumu ne olacak? 

Kürdler ve Kürdistan konusunda Trump’ın ne gibi bir politika izleyeceği bu konu ile ilgilenen herkes için bir merak konusu. Benim konuya vakıf ABD’li yetkililerle yaptığım görüşmelerden edindiğim intiba kimsenin bu konuda kesin bir şey söylemeye yanaşmaması. Politik bir geçmişten gelmediği için bu konular hakkında söylediği ve verdiği sözler yok Trump’ın. Hatta biliyoruz ki çok uzun olmayan bir zamanda Trump verdiği bir demeçte İran’ın el Küdüs güçleri ile Kürdleri karıştırdı. Bir demecinde ben “Kürdlere sempati besliyorum” derken, bir başkasında Saddam’ın kullandığı kimyasal silahlara atfen, “çok yaygara koparıldı” demişti. Yani Trump’ın Kürdler konusunda bir politikası yok. 20 Ocak tarihine kadar sürecek olan Obama yönetiminden Trump yönetimine geçiş sürecinde kendisine pek çok seminer verilip bu konularda bilgilendirilecek. Bu dönem içinde kendisine Ortadoğu’dan sorumlu danışmanlar seçeceğini biliyoruz. Bu isimler belli olmadan Kürdistan siyasetinin ne olacağını bilmek için kahinden öte bir şey olmak gerekir. Buna Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık ilan etme arzularına göstereceği tepki de dahil. Bugünkü konjonktürde Musul temizlense bile Irak’ta bağımsız bir Kürdistan fikrinin Barzani yönetimi tarafından ortaya atılacağı bile şüpheli. Musul’daki IŞİD mücadelesi bölgeye menfaatleri birbiri ile çatışan pek çok dış gücü getirdi. Buna Türkiye, İran, ABD ve Rusya da dahil.  Trump’ın Suriye’den çekileceği ve orayı Rusya ve Türkiye’ye teslim etmeyeceği de gerçek. Orada da federasyon planları masaya gelebilir. Tabii buna en büyük tepkiyi herhalde Türkiye verir. Benim anladığım kadarı ile ABD Suriye’de YPG’ye arkasını dönmeyecek, bu da Trump yönetimi ile Erdoğan yönetimi arasında ipleri gerecek.  Perde arkasında pek çok pazarlığın yapıldığı ve yapılacağı kesin ama ben Türkiye’nin ABD’ye Suriye için pazarlık konusu yapabileceği pek çok şeyin elinde kalmadığını düşünüyorum. Kaldı ki Rusya da Suriye’deki Kürdleri Esat yönetimi ile işbirliği, hiç olmazsa barış yapmaya ikna edebilir. Tabi bir de İran var. Onların pozisyonu da bağımsız bir Kürdistan’dan ziyade kullanılabilir parçalara ayrılmış Kürd hareketlerini desteklemek yönünde olacaktır. Trump bu düğüm yumağını çözebilir mi göreceğiz.

-Kürdlerin yakın zamanda Irak da bağımsızlık ilanı ve Suriye’de federasyon gibi planları var. Ve saatler bir nevi ABD seçimlerine ayarlanmıştı. Musul’da Kürdler hedeflerine de ulaştı ve işgal altındaki topraklarını kurtardı. Eğer Barzani bağımsızlık ilanına giderse Trump yönetiminin tavrı ne olur?

Trump’ın Ortadoğu, Türkiye ve Kürd politikaları konusunda tahmini olarak şunları söylemek mümkün. Yeni Amerikan yönetimi dış politikada Rusya ile daha rahat pazarlık yapacaktır. Bu rahatlık özellikle Suriye politikasında kendisini gösterebilir. Esat yönetiminin işbaşında kalması ve muhalif güçlerin Esat karşıtlığının yumuşatılıp, IŞİD karşıtlığının ön plana çıkarılması söz konusu olabilir. Bence hem Rusya hem de Trump yönetimindeki ABD, Türkiye’nin itirazlarına rağmen Suriye’deki Kürd unsurlarını hem silah hem de politik olarak destekleyecek. Türkiye’nin kaygılarına cevap vermek için ise kapalı kapılar ardında Suriye Kürdistanı’nın Irak Kürdistanı gibi özerk bir bölge olmasına izin verilmeyeceği sözünü vermeleri çok zor değil. Tabii hatırlamak gerekir ki verilen sözlerin yerine getirilmesi zorunluluğu Türkiye’nin yaptırım gücü ile doğru orantılı olacaktır. Ne Rusya ne de ABD Türkiye’nin elinde kalan son pazarlık kozlarından biri olan Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya geçişlerinde zorluk çıkarmama ile pek ilgilenmeyeceklerdir. Artık Avrupa ülkeleri bile bu şantaja karşı alternatifler üretmeye başlamışlardır sanıyorum.  

Irak Kürdistanı konusunda ise geçenlerde bir yemekte sohbet imkanı bulduğum Irak Kürdistanı hükümetinin Washington temsilcisi ABD’deki yeni yönetime ve ABD halkına Kürdistan’ın bağımsızlığının bu jenerasyon içinde gerçekleşeceğini gayet net bir şekilde söylemeye devam ettiklerini belirtti. Bunun için Trump yönetiminden destek beklediklerini de sözlerine ekledi. Kürd temsilci ABD’nin Musul’daki askeri operasyonlar bittikten sonra bile Peşmerge’ye silah ve mühimmat yardımına devam etmesini istedi. Kürdlerin ABD’nin Irak’taki en önemli müttefiki olduğunu ABD’nin gayet iyi bildiği kanısı ortalıkta hakim. Yine de ABD’nin geçmişte Irak Kürdlerini defalarca ortada bıraktığını unutmamak lazım.  

ABD’de 1991 ve 2003’de Irak Kürdistan’ında görev yapmış ve sonra emekli olmuş bazı generallerin ve idarecilerin Kürdistan’a sempati ile baktığını biliyoruz ama bunun yeni yönetime bir lobi faaliyeti olarak yansıması pek olası görünmüyor. Buna ek olarak Barzani hükümeti petrol gelirlerinin düşmesi, Irak merkezi hükümetinin Kürdistan’a vermesi gereken petrol payını vermemesinden dolayı profesyonel lobicilik faaliyetlerini sürdüremiyor. Aslında biliyoruz ki bu zorluk Irak Kürdistanı’nda kendini çok daha belirgin olarak gösteriyor. IŞİD tehdidinden kaçan ve sayıları bir milyon civarında bulunan ve içlerinde Suriye Kürdleri’ni de barındıran mülteciler Peşmerge kontrolü altındaki bölgelerde yerleşmiş vaziyette. Bu da Kürd şehirlerinin alt yapısına ve verilen hizmetlere büyük ağırlık oluyor. İşte Irak Kürdleri bu konuda da Trump yönetiminin yardım elini Birleşmiş Milletler’den daha aktif olarak uzatmasını talep edecektir.  

Türkiye’deki Kürdlerin durumu konusunda yeni yönetimin Obama yönetiminden daha değişik bir politika izleyeceğini söylemek güç. Hatta Türkiye’yi memnun edici pragmatist bir söylem uygulama ihtimali bence hiç uzak değil. Ama yine de Trump’ın kişiliğinde yatan şaşırtıcı hamle yapma özelliğini kesinlikle göz ardı etmemek gerekir.

(M.E)

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. <br> Yazılanlardan BasHaber sorumlu tutulamaz.