Olivia ile Dijan’ın kardeşlik öyküsü
Mültecilere yönelik her türden aşağılayıcı, kırıcı, ırkçı yaklaşımların dünya üzerinde yaygın olduğu şu zamanlarda Gazetemiz yazarı Sosyolog Prof. Dr. Ferhat Kentel ve eşi Çiğdem Kentel Afrikalı sığınmacı bir aileye evlerini açarak büyük bir duyarlılık örneği gösterdiler.
14.10.2016

Dilan Almaz

IMPNews- Mültecilere yönelik her türden aşağılayıcı, kırıcı, ırkçı yaklaşımların dünya üzerinde yaygın olduğu şu zamanlarda Gazetemiz yazarı Sosyolog Prof. Dr. Ferhat Kentel ve eşi Çiğdem Kentel Afrikalı sığınmacı bir aileye evlerini açarak büyük bir duyarlılık örneği gösterdiler. Mültecilere dönük ırkçı yaklaşımların arttığı son yıllarda gösterilen bu duyarlılık aynı zamanda topluma bir mesaj.

Nijeryalı Omokemi Abejide İstanbul’a birlikte yerleştiği eşini 2013 yılında 2 aylık hamile iken kaybetti. Ekonomik imkansızlıklardan kaynaklı Tarlabaşı’nda eskiden kömürlük olarak kullanılan bir ev kiralayan Abejide, kızı Olivia ile birlikte hayata tutunmaya çalışır. Evin rutubetli olması Olivia’nın sağlığını olumsuz yönde etkiler. Ekonomik sıkıntılar yaşayan Abejide bir süre fuhuşa zorlanmak ister ve dayanamayıp 8 aylık hamile iken intihara kalkışır. Siyahi oldukları için de ırkçı yaklaşımlara hedef olan Abejide ve Olivia’nın zorluklarla dolu hayatı Kentel ailesinin tesadüfi ziyaretiyle değişir. Olivia artık rutubetli evde değil Kentel ailesinin evinde akranı Dijan ile aynı kreşe giderek büyür. 

Sosyolog Prof. Dr. Ferhat Kentel ve eşi Çiğdem Kentel ihtiyaç sahibi insanlara yardım etmek için Tarlabaşı’na gitmiş ve orada gezerken Abejide ve hasta yatağında yatan minik Olivia’yı görürler. Abejide ve Olivia’nın kötü yaşam koşullarını değiştirmek isteyen Kentel çifti ziyaret esnasında Abejida ve Olivia’yı kendi evlerine götürüp, onlarla yaşamalarını teklif ederler. Sosyolog Kentel, Olivia ve annesini gördükleri anı anlatırken durumun vahameti ortaya çıkıyor: “Duvarlar rutubetli değil adeta ıslaktı. Ve çocuğun ciğerleri ötüyordu.” Prof. Dr. Ferhat Kentel, yaşadıklarını BasHaber’e anlattı.

Olivia ve annesinin yaşadığı koşulları görür görmez eşinin kendisine onlara evlerini açmayı önerdiğini aktaran Kentel, şöyle anlatıyor: “ Tarlabaşı’na ihtiyaç sahibi insanlara yardım etme niyetiyle gittik. Orada evleri gezerken kömürlükten bozma izbe gibi bir evde gördük Abejide ve Olivia’yı. Onları öyle gördükten sonra dönüp gidemezdik. Ben duygusalım ama eşim benden daha duygusal. Görür görmez, ‘evimizi açalım’ dedi. Ve o an orada onları misafir etmeye karar verdik. Sonra geldik evde onlar için birtakım hazırlıklar yaptık ve sonrasında yanımıza yerleştiler. Türkiye konumu itibarıyla sürekli mülteci alan bir yer. Mülteci meselesine toplum olarak her birey duyarlılık geliştirmeli. Birey olarak hayatımızı, ekmeğimizi mültecilerle paylaşmamız gerekiyor.”

‘Olivia bana baba eşime anne diyor’

Ellerindeki her şeyi paylaştıklarını dile getiren Kentel, Olivia’nın kızı Dijan’la çok iyi anlaştığını ve kendisine baba eşine ise anne dediğini ifade ediyor. Toplumdan genelde olumlu tepkiler aldıklarını söyleyen Kentel, ırkçı yaklaşımların sona ermediğine dikkat çekiyor. Kentel devamla şöyle söylüyor: “Kimileri bizi görüyor, selam veriyorlar. Ama yanımızda duran insanlara göz ucuyla tebessüm dahi edilmeyen durumlar oldu. Kimisi de ‘Aman ne tatlı siyah çocuk’ diyerek Olivia’yı sevdi. Yani artık bu durumlara alıştık bu yüzden de daha net duruyoruz. Bu böyle ister kabul edin ister etmeyin diyoruz artık.”

‘Feyiz alınmasını bekleriz’

Yaptıkları davranışın ‘reklam’ olarak algılanmaması adına uzun süre basına demeç vermediklerine vurgu yapan Kentel, toplumun bu tür davranışları destekleyip, içselleştirmesi gerektiğini söylüyor. Suriyeli mültecilerin durumunu hatırlattığımız Kentel şu karşılığı veriyor: “Etrafta binlerce Suriyeli var, felaket durumunda olan insanlar var. Devletin, hükümetin, STK’lar ve birey olarak herkesin sorumluluğu var, herkesin sahip çıkması lazım. Bu durumda olanlara yardım etmemiz gerekiyor.” Evde İngilizce ve Türkçe konuştuklarını ifade eden Kentel, Kızı Dijan ile Olivia’nın çok iyi anlaştığını da sözlerine ekliyor.

Olivia ve annesine ev tuttuklarını çevrelerindeki insanların da yardımıyla hayatlarını idame edebildiklerini aktaran Profesör Kentel, yaşadıkları üzücü bir olayı şöyle anlatıyor: “Pendik civarlarında ihtiyaç sahibi, çocuğuyla yaşayan durumu kötü bir kadın daha olduğunu öğrendik. Dedik ki gelsin Abejide ve Olivia’nın yanına yerleşip birbirlerine destek olsunlar. Ama o kadıncağız bu yardımı ‘Ben kara bir kadınla aynı evde oturmam’ diyerek reddetti. Yani toplumun tüm katmanlarında gündelik hayatın içinde bir ırkçılık var. En ihtiyaç halinden bile daha güçlü halde bir ırkçılık. Bu durumda tabi insanın moralini bozuyor.”

Kardeş gibi büyüyen 2 çocuk

Yaşadıkları duygunun çok güzel ve nadide bir duygu olduğunun altını çizen Kentel, ırkçılığın sona ermesi gerektiğini vurgulayarak, şunları belirtiyor:“Teorik olarak biliyoruz ama pratik olarak ben şunu yaşadım; o paylaşma duygusu çok güzeldi. Bizim çocuğumuz ve Olivia yani Nijeryalı bir annenin çocuğunun arasında henüz kirlenmemiş, henüz etiketlenmemiş, yapışmamış o önyargıların olmadığı halin ne kadar doğal ve normal olduğunu gösterdiler bize. Çocuklar hep sarmaş dolaş büyüdüler. Renk meselesi hiç problem olmadı. Dijan bazen gazetede siyah bir çocuk gördüğünde ‘Aynı Olivia gibi’ diyordu. Farklı bir ırk farklı bir kategori olduğunun farkında ama aralarında öylesi bir problem yoktu. Hiçbir şey öğrenmedikleri zaman, o en doğal hal içinde ırkçılık diye bir şey yok. Haliyle bu ağırlığı üzerimizden atmamız gereken bir takım etiketler var. Bunlardan kurtulmamız gerek.”

(M.E)

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan imp-news sorumlu tutulamaz