'Küçük Prens, kaybedilmiş çocukluğa bir güzelleme'
Küçük Prens kitabını, “yetişkinler için bir yaşam klavuzu” olarak tanımlayan İlef Öğretim Görevlisi Mehmet Sobacı, “kaybedilmiş çocukluğa bir güzelleme olarak tanımladığım Küçük Prens, bence yetişkinler için yazılmış bir kitap” diyor.
20.09.2016

Mustafa Ergün

IMPNews- Küçük Prens kitabını, “yetişkinler için bir yaşam klavuzu” olarak tanımlayan Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden (İlef) Öğretim Görevlisi Mehmet Sobacı, “kaybedilmiş çocukluğa bir güzelleme olarak tanımladığım Küçük Prens, bence yetişkinler için yazılmış bir kitap” diyor.

Küçük Prens’i, farklı dil ve lehçelerde basılmış baskılarından bir koleksiyonu olan Sobacı, anne-babalardan servis sürücülerine kadar, çocuklar adına karar veren tüm yetişkinlerin yılda en az bir kez okuması gerektiğini söylüyor.

Sobacı, BasHaber’e tüm dünyada 150 milyondan fazla satan ve 306 dil ile lehçede basılan Küçük Prens’i ve kendi koleksiyonunu anlattı.

Öncelikle İlef’in sakallı Küçük Prensi Mehmet Sobacı kimdir ve Küçük Prens’le nasıl tanıştı?

Öncelikle şunu söylemeliyim; "Küçük Prens değil, pilotum..." Yıllar önce bana 'Küçük Prens' diyen bir öğrenciye söylemiştim bunu... "Küçük Prens ben değilim; sizsiniz... Ben burada uçağımı onarmaya çalışırken siz geliyorsunuz; benden birer koyun resmi çizmemi istiyorsunuz... Ben size içine baktığınızda neyi görmek istiyorsanız onu göreceğiniz birer kutu çiziyorum. Ardından siz gidiyorsunuz, bense uçağımla boğuşmayı sürdürüyorum" demiştim. Sonrasında bu pilot rolüne çok ısındım...

Küçük Prens'le tanışmam 12 yaşımda, ortaokul 2. sınıftaki halimle oldu. "Tekerleğin değmediği yer" olarak adlandırılan ilçeme, muhtemelen sürgünle gönderilmiş bir Türkçe öğretmeni sayesinde... Salih Çağdaş, bize bu kitabı derslerde bölümler halinde okumaya başlamıştı. Kitabın sonunu çok merak ediyordum; ancak bir sonraki dersi beklemeye de sabrım yoktu. 7 bin nüfuslu ilçemdeki iki kırtasiye/kitapçı dükkanında da yoktu kitap. Abisi siyasi nedenlerle İngiltere'ye sığınmış bir arkadaşımdaysa ciltli, çok güzel bir baskısı vardı. O kitabı elimde nasıl tuttuğumu anımsıyorum. Bir de arkadaşımı ne kadar kıskandığımı... Sanırım, ateş o yıllarda düştü içime... Sonrasında bir yangına dönüştü... Salih öğretmen, beni Küçük Prens'le tanıştırmakla kalmadı, Türkçe'yi ve sözlü kültürü sevmeme de yol açtı... Yaşam çizgimdeki seyri belirleyenlerden biri oldu.

Küçük Prens gibi kitapları insan büyüyünce daha iyi anlıyor, ancak çocukken okumak da dünyaya bakış açısını değiştiriyor tabi. Sizce Küçük Prens’i kimler okumalı?

Küçük Prens bana kalırsa bir çocuk kitabı değil. Yazarın desenleri kitabın çocuk kitabı gibi algılanmasına yol açan bir talihsizlik kanımca. Kitabın ilk baskısını duyuran basın ilanında şöylesi bir metin var: "Okuyanların % 100'ü diyor ki: Bu kitap çocuklar için/çocuklar için değil. Okuyanların % 100'ü diyor ki: Bu kitap yetişkinler için/yetişkinler için değil. Okuyanların % 99'u diyor ki: Bu kitap benim için!"

Kaybedilmiş çocukluğa bir güzelleme olarak tanımladığım Küçük Prens, bence yetişkinler için yazılmış bir kitap. Ülkemizin yüz akı, Türkiye'nin felsefe hocası Loanna Kuçuradi, "Issız bir adaya düşsem, yanıma yalnızca bu kitabı alırdım" diyor Küçük Prens için. Bundan "bu kitabı çocuklar okumasın" sonucu çıkarılsın istemem... Ancak, kurgusu ve temposu nedeniyle çocukların çok ilgisini çekmeyebilir (ayrıcalıklı çocuklar vardır doğal olarak). Küçük Prens'in asıl tadı 15 yaşından sonra anlaşılır diye düşünüyorum. Sonrasında da her yıl yeniden okunması gereken bir kitap. Anlaşılmadığından değil, daha iyi anlaşılması için... Küçük Prens'in gezdiği gezegenlerde yaşayanlara benzemeye kalktığımız için yeniden okunmalı.

Özellikle anne-babalar, nineler ve dedeler, yakın akrabalar, öğretmenler, kantinci amcalar/teyzeler, servis sürücüleri, çocuklar adına karar veren tüm yetişkinler... Kısaca, çocuğa değen herkesin, yılda en az bir kez okuması gereken bir kitap.

Türkiye’nin kitap okuma oranı ortalamanın epey altında. Buna karşın Küçük Prens Türkiye’de en çok basımı yapılan kitaplardan, bunu neye bağlıyorsunuz?

Exupery-d'Agay Vakfı'nın başkanı Olivier d'Agay, Küçük Prens'in en çok basımının yapıldığı iki ülkenin Kore ve Türkiye olduğunu söyleyip "Küçük Prens insanların kalbiyle konuşuyor; o yüzden seviyoruz" demişti. Tüm dünyada 150 milyondan çok satan bir kitaptan söz ediyoruz. Hopa Lazcası'na çevrilen ikinci yazınsal yapıt. Toba Adası'nda İncil'den sonra basılan ikinci kitap. Dünyadaki serüveni böyle. Türkçe'de en çok basılan kitaplardan biri olmasında (benim kayıtlarıma göre 200'ü aşkın yayınevi ve çevirinin 400'den fazla baskısı var) "100 Temel Eser" listesinde yer almasının da etkisi var. Çok özenli ve değerli kitapların dışında basılan çok sayıda kitabın neredeyse "çöp niteliği" taşımasının nedenlerinden biri bu olabilir. Merdiven altı basımevlerinde alel-acel hazırlanıp basılmış, çevireni ya da basım tarihi belli olmayan yüzlerce kitap var. Uluslararası koleksiyonerlerin çoğu Türkçe baskılara çekingen yaklaşıyor bu nedenle.

Küçük Prens’te ilmek ilmek işlenmiş bir felsefeyi hissediyor insan. Küçük Prensi iyi bilen biri olarak nasıl bir kitap olarak tanımlıyorsunuz?

Ben "yetişkinler için bir yaşam kılavuzu" olarak tanımlıyorum Küçük Prens'i... Terk etmek zorunda bırakıldığımız çocukluğumuza bir güzelleme olduğunu düşünüyorum. Küçük Prens'in ayak izlerine basarak ilerlersek, kayıplarımızın bir bölümünü geri kazanabileceğimize inanıyorum.

Küçük Prens’in farklı dillerde basılmış kitaplarından oluşan bir koleksiyonunuz var. Bundan biraz bahseder misiniz? Nasıl başladınız bu koleksiyona?

Küçük Prens'i yeni evlenen arkadaşlarıma, öğretmen adayı arkadaşlarıma hediye ediyordum çokça zamandır. Sonra bu kitabın koleksiyonunu yapmaya karar verdim. Ancak, -gariptir ki- bu kararı hangi tarihte verdiğimi ve kitaplığa koyduğum ikinci kitabı anımsamıyorum. 1980'lerin ortasında başladığımı sanıyorum. Öyle bakılınca 30 yıllık bir öykü bu... Yaşadığım sürece devam edecek...

Kaç dilde basılmış hali var sizde ve hangi diller eksik?

Küçük Prens bugüne değin 306 dil ve lehçede basıldı. Bunlardan 266'sı koleksiyonumda var. 40'ı bende olmayan dil/lehçe olmak üzere 50 kitap arıyorum (mehmetsobaci.com adresinde "my wish list" sekmesinde bu kitapların listesi var). Koleksiyondaki Türkçe kitap sayısı ise 371. Türkçe'de de yaklaşık 40 kitap arıyorum...

Bir de koleksiyonunuzu sergilediniz birkaç kez. Nasıl bir tepkiyle karşılaştınız?

Diğer koleksiyoner arkadaşlarla 6 sergi açtık bugüne kadar... Bunların üçü Ankara'da (Tayfa Kitapkafe ve Kentpark'ta), ikisi İstanbul'da (Zorlu AVM ve Capitol AVM'de), biri ise İzmir'de (Point Bornova) gerçekleşti. Tüm sergilerden unutulmaz anılar ve fotoğraf kareleri var... Çocuklarına Küçük Prens'i tanıtmaya gelen ebeveynlerin kendi çocukluk anılarıyla karşılaşmalarını keyifli izledik. Küçük ziyaretçilerimizle diyaloglar ve sergi defterlerine yazdıkları izlenim yazıları pek çok güzel anı oldu bizim için. Capitol'deki sergimize yazarın kız kardeşinin torunu ve Exupery-d'Agay Vakfı'nın başkanı Olivier d'Agay dünyanın en büyük koleksiyoneri Jean-Marc Probst ile geldi. Capitol AVM sergiyi de barındıran etkinlik için 2 ayrı yarışmada toplam 10 uluslararası ödül kazandı.

Koleksiyon yapma merakınız nasıl başladı ve başka koleksiyonlarınız da var mı?

Pek çok çocuk gibi pul ve para koleksiyonum vardı eskiden. Bir de kalem koleksiyonum oldu. Üniversite öğrencisiyken oturduğum gecekondudan çalındı bunlar. Derken Küçük Prens Kitaplığı gelişti. Son dönemde maket uçak ve fil toplamaya başladım. Ancak onlar henüz koleksiyon niteliği taşımayacak kadar az.

Türkiye’deki koleksiyonerlik hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ülkemizde çok sayıda ve farklı koleksiyonlar olduğunu düşünüyorum. Kibrit kutularından peçetelere, ıslak mendillerden günlük yaşam objelerine, önemli sanat yapıtlarından bilim ve sanayi öznelerine varıncaya kadar çok renkli bir alan olduğunu biliyorum. Örneğin siz eski İLEV Başkanı Haldun Cezayirlioğlu'nun takvim ve efemera (günlük yaşam belgeleri) biriktirdiğini biliyor muydunuz?

Küçük Prens dışında hangi çocuk kitaplarını beğeniyorsunuz? Çocuklara okunacak bir kitap listesi hazırlamak zorunda olsaydınız bu listede hangi kitaplara yer verirdiniz?

En başa Küçük Kara Balık'ı yazmalıyım. Alice Harikalar Diyarında, Peter Pan hemen peşinden gelmeli... Çocuk Kalbi, Şeker Portakalı, Sevdalı Bulut bu listenin üstlerinde yer almalı... Jules Verne'in tüm kitapları, günümüz yazarlarından Feridun Oral'ın kitapları bu listenin olmazsa olmazları... Mezunlarımızdan Göknur Birincioğlu'nun kitaplarına da bu listede yer verirdim...

Peki, sizden sonra koleksiyonunuza ne olacak?

Bir grup koleksiyoner arkadaşımla birlikte Küçük Prens Müzesi'ni kurmak ve bu kitapları orada sergilemek istiyoruz. Müze kurulursa, yalnızca kitapla sınırlı olmayacak büyük olasılıkla... Küçük Prens odaklı her şey (filmler, ses kayıtları, objeler, sanat eserleri, Küçük Prens üzerine yazılmış kitaplar, tezler vb) bu müzede sergilenebilecektir.

(M.E)

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. <br> Yazılanlardan BasHaber sorumlu tutulamaz.