Fotoğrafçı Kenan Nihat Elçi: İnsansız kareler eksiktir
Fotoğrafçı Kenan Nihat Elçi, “Fotoğraf aslında beyinde çekilir, makine bir kayıt cihazıdır” diyor.  Elçi, Bingöl ve çevresinin heybetli doğasını ve kültür ögelerini fotoğraf fotoğraf tarihe işliyor.
28.08.2016

Mustafa Ergün

IMPNews- Çoğu zaman bir makalenin, bir şiirin, bir romanın anlatamadığını bir fotoğraf karesi anlatmaya yetiyor. Bu anlamıyla toplumda her ne kadar “gereksiz bir uğraş” olarak görülse de fotoğrafçılık; fotoğraf, anı yakalayabilen ender uğraşlardan biri. Fotoğrafçı Kenan Nihat Elçi, “Fotoğraf aslında beyinde çekilir, makine bir kayıt cihazıdır” diyor.  Bingöl ve çevresinin heybetli doğasını ve kültür ögelerini fotoğraf fotoğraf tarihe işliyor Elçi, “Aslında sadece fotoğraf çekmiyorum, ait olduğum kültürün insanlarının hikayelerine de tanıklık ediyorum” diyor.

Fotoğraf sanatçısı Elçi, Bingöl’de halen Noter Başkatibi olarak çalışıyor. Aynı zamanda BİFSAK Yönetim Kurulu Başkanı olan Elçi, yeni başlayanlara, “Fotoğrafçılık insanın düşsel derinliğini, planlı hareket etmesini, ayrıntıları, farklılıkları görüp okuyabilmesini ve sorunlarla başa çıkmadaki başarısını artırır. İnsan sosyal bir varlıktır. Fotoğrafçılık insanın sosyalleşmesi için önemli bir araçtır.  Mutluluk da sosyalleşmenin özünde gizlidir” diyor.

Kenan Nihat Elçi’nin fotoğrafçılık serüvenini ve bölgede fotoğrafçılığı konuştuk.

-Fotoğrafla hikayeniz nasıl başladı?

1973 yılında Bingöl de doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Bingöl’de tamamladım. 2003 yılında Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun olup 2012 yılında aynı üniversitenin Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü’nü tamamladım. Fotoğrafla olan hikayem küçüklüğümden kalma bir olay diye düşünüyorum. Çocukken resim sanatına karşı bir ilgimin olduğunu hatırlıyorum, sürekli resim çizerdim ders kitaplarımın, defterlerimin arasında mutlaka resim karalamalarım vardı. Bu durumun bende fotoğrafçılığın alt yapısını oluşturduğunu düşünüyorum. İlk fotoğrafımı 2005 yılında çektim. 1990 yılında başladığım Bingöl 1. Noter’de halen Baş Katib olarak görevimi sürdürmekteyim. Aynı zamanda BİFSAK (Bingöl Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Kulübü Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı’yım.

-Çektiğiniz fotoğrafların çoğu Bingöl ve bölge illerinde çekilmiş, bunun özel bir nedeni var mı yoksa yaşadığınız coğrafya ile mi ilgili?

Evet, genelde Bingöl ve çevre illerde yoğun çalışmalar yapıyorum. Bu durum sanırım biraz kişinin aidiyetiyle alakalı bir durum. Yaşadığım coğrafyayı seviyorum ve önemsiyorum. Bu minvalde İbni Haldun’un güzel bir sözü var, ‘coğrafya kaderdir’ diye. Bunu sanırım ben de içselleştirdim. Şunu da bilmemiz gerekiyor, bu coğrafya fotoğraf olarak oldukça bakir bir coğrafyadır. Halen keşfedilmesi gereken çok yerler olduğunu biliyorum.

-Fotoğraflarınızda hep kır yaşantısı göze çarpıyor, neden böyle?

Fotoğraf çekerken zamanla şunu fark ettim; Aslında sadece fotoğraf çekmiyorum, ait olduğum kültürün insanlarının hikayelerine de tanıklık ediyorum. Onları tanımaya çalışıyorum, sürekli iletişim kurmaya çalışıyorum. Haliyle kendimi içinde insan olan, kültürü ve doğal hayatı yansıtan karelerin içinde daha çok buluyorum. Bu çalışmalar beni daha çok mutlu ediyor. Doğal yaşama kırsal alanları bir nevi fon olarak eklediğinde daha etkili fotoğraflar çıkar düşüncesindeyim. Şunu da iyi biliyorum: insan ve kültür öğelerini içinde barındıran fotoğraflar yakalamak daha zor oluyor. Çünkü birçok kültür zamanla yok olmaya doğru gidiyor. İçinde insan olmayan fotoğraflarımın hep bir tarafının eksik olduğunu, insan temalı çalışmalarımın fotoğraflarıma ayrı bir güç ve dinamizm kattığı kanaatindeyim.

-Denklanşöre basmak için kadrajda aradığınız veya olmasını istediğiniz bir şeyler var mı? Bir fotoğrafta uyulması gereken kurallar nelerdir sizce?

Kadraj dediğimiz olay boş bir kağıttan ibarettir. Bunu en güzel ve etkili şekilde doldurmak gerekiyor. Bunu doldururken hayatın her alanında olduğu gibi burada da bir takım kurallar vardır. Öncelikle bu kurallara hakim olmak gerekir. Fotoğraf bas-çek olayı değildir. Bunu sahip olduğunuz makineye teknik olarak hakim olmakla birlikte yine fotoğrafçılıkta bilinmesi gereken bir sürü kompozisyon kuralları vardır. Fotoğrafta 1/3 kuralı, altın oran, kontrast ve grafiksel yönlendirmeler beni daha çok etkilemektir. Fotoğrafçılıkta kurallara uyulmasından yanayım. Fotoğrafta biçim, içerik, estetik ve kompozisyon kurallarına bağlı her fotoğraf iyi bir fotoğraftır diye düşünüyorum.

-Bölgede fotoğrafçılık yapmak desek neler söylersiniz. Yaşadığınız bölge fotoğrafçıların ilgisini yeterince çekiyor mu ve çalışmalar yürütülüyor mu?

Bu bölgenin gerek fotoğrafçılık olarak gerekse sinema olarak oldukça zengin bir yer olduğunu düşünüyorum. Bunu zamanla anlayacağız. Şimdi ki fotoğrafçılar yeni keşifler yerine kariyer ve sıçrama yapma derdindeler. Maalesef fotoğrafçılarımız Fas, Tunus, Hindistan vs gibi fotoğraf olarak zengin yerlerde fotoğraf çalışmalarına katıldıklarında kendilerini bir sınıf daha yukarıda görebiliyorlar. Oysa ülkemizde çekilmesi gereken milyonlarca fotoğraf ve sinema karesi var. 

-Fotoğraflarınızda bir şiirsellik göze çarpıyor, neden?

Naturel olan her yaşam bir şiirdir. İnsan da bu şiirin ham maddesidir. Haliyle içinde güçlü ifadeler bulunduran her fotoğraf bir şiire gebedir. Kişinin gözlerini, yüreğini, duygularını ve düşüncelerini aynı hizaya getiren her fotoğraf aynı zamanda iyi bir şiirdir. Bunu çok tekrarlıyorum: “İçinde insan olmayan her fotoğraf karesi biraz eksik, biraz yarımdır.” Evet, insanı ve sevgiyi yücelten olguları daha çok önemsiyorum. 

-Yeni başlayanlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Yeni başlayan arkadaşlara öncelikle mutlaka bir kurstan geçmelerini tavsiye ediyorum. Sonrasında bol bol fotoğraf bakmalarını, bol bol fotoğraf okumalarını ve bol bol fotoğraf çekmelerini öneriyorum. İmkanları dahilinde makine ekipman almalarını tavsiye ederim. En iyi makinenin insanın algıları olduğunu bilmelerini isterim. Fotoğraf aslında beyinde çekilir. Makine bir kayıt cihazıdır. Yüksek maliyetli makineler ise kaliteyi artıran bir unsurdur. Bu minvalde fotoğraf algılarını geliştirmeleri, ayrıntıları ve farklılıkları görebilme yetenekleri hayatlarına başka bir boyut katacaktır. Her şeyden önce bunun çok güzel bir hobi olduğunu fotoğrafla birlikte hayata bakışlarının değişeceği kanısındayım. Gönülden seçtiğimiz ve tutkuyla bağlandığımız bu alan kendimizi daha güçlü ifade etmemizi sağlar. Bir emek verdiğimizde, biz farkında olmadan yeni yollar keşfedip hiç bilmediğimiz yeteneklerimizin ortaya çıkmasını sağlarız. Fotoğrafçılık insanın düşsel derinliğini, planlı hareket etmesini, ayrıntıları, farklılıkları görüp okuyabilmesini ve sorunlarla başa çıkmadaki başarısını da artırır. İnsan sosyal bir varlıktır. Fotoğrafçılık insanın sosyalleşmesi için önemli bir araçtır. Mutlulukta sosyalleşmenin özünde gizlidir. Işığınız bol olsun.

(M.E)

YORUMLAR (0 Yorum)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. <br> Yazılanlardan BasHaber sorumlu tutulamaz.