Bu ayın (Ekim) sonunda Almanya Başbakanı Angela Merkel İstanbul'a gidecek. Rusya ve Fransa devlet başkanları da ayni tarihte İstanbul'da olacaklar. Ev sahipliğini Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan yapacak. Buluşmanın nedeni: Suriye’de sona yaklaşan savaş ve ülkenin yeniden inşası.

İsrail ve ABD’nin tepkisine neden olmasın diye İran İslam rejimi şimdilik Suriye Zirvesi’nin dışında, kapının önünde bekletiliyor.

Adı geçen bu devletler ABD dışında Suriye savaşında doğrudan rol oynayan, hem rejime ve hem de karşıtlarına askeri ve finansman desteği verenler arasında bulunuyor. Bu devletler bölgede yıllardır yaşanan yıkımdan sonra şimdi de ektikleri tohumların ürünlerini toplayacak. Türk rejiminin ve cihatçıların Irak ve Suriyede’ki Kürd bölgelerine karşı başlattığı saldırı ve işgallerin arkasında da bu devletlerin büyük bir sorumluluk ve destekleri var. Kontrollü bir aşamadan sonra şimdi de savaşın sona ermesini istiyorlar. 

Savaş sahasında özgürlükleri ve hatta ‘dünyanın istikrarı’ için savaşan Kürdler savaşın galipleri için şimdi de ‘bölgede istikrarı bozanlar’ olarak algılanıyor. 

Kürdleri verdikleri sözlerle ‘aldatan’ bu devletlerin arasında Almanya hükümeti Güney’de yapılan bağımsızlık referandumunu da ‘istikrarı bozan bir girişim olarak’ nitelemiş ve Peşmerge’ye verdikleri eski model silahları bile geri istemişti. 

Putin rejiminin Rojava Kürdlerine arasıra ‘olumlu mesajlar’ iletmesinin arkasında da tamamıyle bir ‘Rus hilesi’ bulunuyor. Türk, Arab ve Farslarla aynı gemide olan Putin rejimi de Rojava yönetimini ve Kürdleri ‘ABD işbirlikçileri yarı devlet kurmak isteyen ve istikrarı bozan güç’ olarak görüyor ve Esad’a teslim olmalarını dayatıyor. 

Bölgesel ve süper güçlerin arasında enerjileri tüketilen, paramparça edilen Kürdlerin durumu şimdi nehri geçmek için akrebin sırtına binen İrlandalıya benziyor! Bakalım dünyanın bu büyük adaletsizliğine rağmen Fırad nehri zehirli akreplere karşı Kürdleri kucaklayıp, onları dağların dostluğuna sığınmanın mecburiyetinden kurtacak mı?