Suudi yönetimini eleştiren bir Suudi prens, adı Sultan…

Yıl 2003. Suudi yönetimine muhalefetiyle tanınan kendisi de bir Suudi prens olan ve yönetime muhalefetinden ötürü Avrupa’da yaşayan Sultan bin Turki bin Abdulaziz, Cenevre’deki Suudi sarayına kahvaltıya davet edilmişti. Davet eden kişi kralın oğlu Abdülaziz bin Fahd idi. 

Önce ondan Suudi Arabistan’a dönmesini ve muhalefetine son vermesini istediler. Sultan bu teklifi reddetti. Bunun üzerine kralın oğlu Abdulaziz bir bahaneyle odadan ayrıldı. O ayrıldıktan sonra maskeli şahıslar içeri girdi ve Sultan’a saldırdılar. Önce onu dövdüler, uyuşturduktan sonra da Cenevre Havaalanı’nda hazır bekleyen bir uçağa bindirip Riyad’a götürdüler. Avrupa’nın ortasında feci şekilde dövülen prense Riyad’a kim bilir neler yapmışlardır.

Ellerinden nasıl kurtuldu bilemiyorum ama aynı prens (Sultan bin Turki bin Abdulaziz) 2016’da bir kez daha kaçırıldı. Beraberindeki 20 kişiyle birlikte Paris’ten kalkan bir uçakla Kahire’ye gidiyordu. Uçak Riyad’a indi ve uçaktakiler tutuklandı. Muhalif prens hâlâ Suudi Arabistan’da. Ölü mü diri mi? Zor soru!

*

Prens Turki bin Bandar, kraliyet ailesini korumakla sorumlu güvenlik güçlerinin şefiydi. Aile içinde yaşanan bir anlaşmazlık sonucu hapse atıldı. Serbest bırakılınca Paris’e kaçtı ve oradan Youtube’a yüklediği videolarla Suudi Arabistan’da bir şeylerin değişmesi gerektiğini dile getirdi, reform çağrısı yaptı. “Seni buraya sürükleyerek geri getireceğiz, tıpkı Sultan gibi” tehditlerine rağmen 2015’e kadar video yüklemeye devam etti. Ta ki kaçırılana ve Riyad’a götürülene kadar. Sonra hapsedildi ve tabii işkence gördü. Kendisine tam olarak ne oldu bilen yok.

*

Prens Saud bin Saif el-Nasr, 2014’te Suudi yönetimine yönelik eleştirel tweetler yazmaya başladı. İsmi bilinmeyen başka bir prens, Kral Salman’ın gerekirse bir darbeyle alaşağı edilmesi gerektiğini yazınca ona destek verdi. Hatta bununla da yetinmeyen Prens Saud bin Saif el-Nasr, halkı ayaklanmaya çağırdı. Sonrasında da ortadan kayboldu. Suudi gizli servisinin operasyonuyla bu muhalif prens de Riyad’a götürülmüştü.

Kendi ailelerinden birine bunları yapanlar…

Uzun süre Arap medyasının muhabirlikten müdürlüğe neredeyse her kademesinde çalışmış olan, en son Washington Post Gazetesi’nde yazan deneyimli ve Suud yönetimine -özellikle de veliaht prens Muhammed bin Salman’a- muhalefetiyle bilinen gazeteci Cemal Kaşıkçı, birkaç gün önce Suudi Arabistan’ın İstanbul konsolosluğuna gitti. Evlilik hazırlığı yapıyordu ve birkaç evrak ihtiyacı vardı. Tuhaftır ki girdiği kapıdan hâlâ çıkamadı. 

Herkes muhalif gazeteciye ne olduğunu soruyor, onun akıbetini öğrenmeye çalışıyor. Yukarıda yazdıklarımdan sonra sanırım şunu söylemek yanlış olmaz; kendi aile fertlerine karşı adam kaçırma, işkence vs. yapmadıkları kalmamış bir yönetim muhalif bir gazeteciye neler yapmaz! 

En iyi ihtimalle Cemal Kaşıkçı Suudi Arabistan’a götürüldü. Orada önce işkence görecek sonra da hapse atılacak. 

Kötü ihtimal mi, düşünmek bile istemiyor insan ama tiranların gözü karadır; gece gündüz sadece kendi iktidarlarının devamı için hareket ederler. İktidarlarına karşı en ufak bir serzeniş dahi duyarlarsa göze alamayacakları hiçbir şey yoktur. Nitekim gazetecinin öldürüldüğü ve cesedinin parçalanarak konsolosluktan çıkarıldığı iddialarını dillendirenler var. Olur mu, neden olmasın! Tiranların en cılız bir aykırı sese bile tahammülleri yoktur.

Ve Türkiye… Yaşananlara rağmen Türkiye’nin sesi çok cılız çıkıyor. Sanırsınız ki olanlar başka ülkede olmuş. Tanınmış bir gazeteci, üstelik İstanbul’un orta yerindeki bir konsolosluğa giriyor ve bir daha çıkamıyor. Gözler her şeye yorum üstüne yorum yapanları arıyor ama bulmak ne mümkün.

Hani maazallah ülkeyi götürseler kimsenin haberi olmayacak. 

E haliyle insan soruyor burası muz cumhuriyeti mi diye! 

Bu sorunun cevabı belli ya, her neyse. (Kaynaklar: Independent, BBC, BBC Documentary, The Guardian.)

...

Hakan Demir - Araştırmacı, yazar. Lefke Avrupa Üniversitesi ve Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'nde iki yüksek lisans yapan yazar, halen biri Almanya'da diğeri Fas'ta, iki farklı üniversitede iki doktora üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Güney Amerika, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika gibi birbirinden oldukça farklı coğrafyalarda yaşayan ve araştırmalar yapan yazarın akademik makalelerin yanı sıra yayınlanmış iki kitabı mevcuttur: 

-1964 Askeri Müdahalesi Öncesi ve Sonrası Brezilya Dış Politikasına Genel Bir Bakış (Lambert Academic Publishing)

-Türkçe’nin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Materyal ve Teknik Tasarlama / Kullanma ( Lambert Academic Publishing)