Hürriyet gazetesi yazarı Abdülkadri Selvi, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile yaklaşan yerel seçimler üzerine sohbet etmiş. İzlenimlerini gazetedeki köşesinde “Bu kez Kılıçdaroğlu’nu farklı gördüm. Yerel seçimlerde iyi bir sonuç elde etmek için şimdiden kolları sıvamış. Yedi yirmi dört seçimlere hazırlanıyor” diye yazdı. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/kilicdaroglu-affa-kapiyi-araladi-mi-yerel-secimde-ittifak-yapacak-mi-40969093

CHP seçimlere gece gündüz çok yoğun hazırlanıyormuş. Bu nedenle Selvi, fazla sevindik olmuş. CHP yerel seçimlere hazırlığının “milletle ittifak” yapmak olduğunu öğreniyoruz. Kılıçdaroğlu hazırlığı “biz ittifakı milletle yapacağız. AKP’ye, MHP’ye, İYİ Parti’ye ya da diğer partilere oy veren vatandaşlarımızla ittifak yapacağız. Biz tabanda doğal ittifak yapacağız. Vatandaşlarımız CHP adayını görünce siyasi tercihini bir kenara bırakacak” biçimde özetlemiş.

Selvi, bunu CHP’nin bu güne kadar hiç denemediği yeni bir strateji gibi sunuyor. Oysa bu bir CHP klasiği, 40 yıldır aynı lakırdı. Bir tek seçimde tutmuş değil. Bu yaklaşımla ne yerel seçim ne de genel seçimlerde bir başarı örneği var.

CHP’nin milliyetçi, muhafazakâr seçmenden yüksek düzeyde oy aldığı görülmüş değil. Deniz Baykal döneminde de CHP sürekli merkez sağ, milliyetçi, muhafazakâr seçmenden oy almaya dönük simgesel sağ açılımlar yapmıştır. Hiç birinden istenen veya beklenen sonuç alamamıştır. Hep hayal kırıklığı yaşanmıştır.

AKP-MHP ikisinin yerel seçimlerde ittifak arayışını CHP korusuyla açıklamaya çalışmak gerçeğin üzerini örtmektir. Selvi’nin köşe komşusu Deniz Zeyrek, MHP-AKP İttifakının hedefinin dört madde olduğu devam ettiği yazdı “Kayyım atanan belediyelerin yeniden HDP’nin eline geçmemesi”, “30 büyükşehirin mümkün olduğunca AK Parti ya da MHP tarafından kazanılması”, “Olası bir CHP-HDP ittifakının önünün kesilmesi” gibi unsurlarıyla ilk üç madde ‘Cumhur İttifakı’nın ruhuyla örtüşüyordu. Dördüncü madde ise MHP’nin halihazırda var olan belediyelerini muhafaza etmesi arzusunu içeriyordu.” http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/deniz-zeyrek/ak-parti-mhp-ittifakinda-sorun-4-madde-40970183

Bunda da meselenin, HDP ve Kürt seçmeni olduğu görülüyor. CHP’nin de, aynı korkuyu yaşıyor. HDP ile yan yana gelmekten kaçınıyor. Millet ittifakı sonuçları ortada. AKP’nin korkması gereken bir CHP olmadığı 24 Haziran seçimlerinde bir kez daha görüldü. CHP, “korkulması” gereken bir Cumhur İttifakı olduğunu görülmeli. İzmir gibi bazı belediyelerin kaybetmemenin biricik yolu demokratik çerçevede siyasal ittifakları kurma cesaretini gerçekleştirmektir. CHP’nin bugüne kadar denemediği budur.

Bugünkü siyasal koşullarda milliyetçi muhafazakar seçmenden üç beş oy alarak Cumhur İttifakı ve AKP karşısında başarı elde edilebileceğini düşünmek ya “tren salmaktır” ya da hesap bilmemektir. Siyasetin, toplumun aşırı derecede kutuplaştığı, ayrıştığı Türkiye’de böylesi bir stratejinin başka bir anlamı olamaz. Seçmenin sandık başında rasyonel bir seçmen tavrı göstermeyeli ve seçimlerin olağan seçim olma özelliklerini yitirileli hayli zaman oldu. Kılıçdaroğlu, kendi döneminin seçimlerinin sadece birinden doğru dersler çıkarmayı başarabilmiş olsaydı, Türkiye başka bir Türkiye olurdu.

AKP’nin başarı serüveni, bir yönüyle merkez sağın bütün renklerini içine almayı, doğrusu içinde eritmeyi başarmasıdır. CHP ise uzun süredir sol ve demokrasi güçlerinde uzak durmaya, merkez sağın artıklarıyla yetinmeye çalışıyor.

Sol, demokrasi güçlerini kapsayan, kucaklayan bir siyaset veya ittifak yaklaşımında vebadan korkar gibi kaçınıyor. Sol ve demokratik değerlere sahip siyasi güçlerin, AKP’nin yarattığı korku cumhuriyeti, savaş ortamı ve siyasal, ekonomik kriz nedeniyle CHP’ye oy verme mecburlar sanıyor. Yanlıyor. Bu iflah olmaz olduğu görüşünü güçlendiriyor, umutsuz bir vaka olduğunu kanıtlıyor.

Muhalefet güçlerinin yerel seçimlere dair umutlu olmamasının CHP’nin yaklaşımlarının büyük bir payı var. Bir anlamda CHP’nin bu hali demokrasi, özgürlük, eşitlik, barış gibi evrensel değerler etrafında güçlü bir siyasal odağının oluşmasının önünde büyük bir takoz. Bu düğümün çözülememesi ise ülkeyi felakete sürüklüyor, AKP’nin işini kolaylaştırıyor.

CHP bu düğümü çözemez. Örgütsel yapısı, zihniyet dünyası kendi iç dinamikleriyle bunu başarmasına elverişli değil.

...

Hakan TAHMAZ - Barış aktivisti, yazar. BSP ve ÖDP Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. 2007 yılına kadar aktif siyasetle uğraştı. 1996 yılından itibaren farklı yurttaş girişimlerinde aktivist. 2007 yılında kurulan Türkiye Barış Meclisi’nin yöneticisi ve sözcülüğünü yaptı. Halen kurucu ve yöneticilerinden olduğu Barış Vakfı’nda çalışma yürütüyor. 15 yıldır Kürd Meselesi üzerine çalışıyor. “Şemdinli’den Ankara’ya Kürd Sorunu” (Agora Yayınları), “Kürd Sorunu’nda Çözüm Önerileri” (Kalkedon Yayınları) ve  “Çözüm Sürecinde Ne Oldu? Barış Açısını Savunmak” isimli (Metis Yayınları, Necmiye Alpay ile ortaklaşa hazırlandı) üç kitabı bulunuyor. Çeşitli dergi, kitap ve gazetelerde Kürd Meselesi ile ilgili yayınlanmış makaleleri var.