Arap Yarımadası’ndan Basra Körfezi’ne uzanan küçük bir yarımada ülkesidir Katar. Kıymeti gazından geliyor. Bir de doğal gazdan elde ettiği devasa gelirler sonucu edindiği özgüvenle Ortadoğu’da eksik olmayan krizlerde inisiyatif alabilmesinden… 

1990’lı yılların ortalarından itibaren çıkarılmaya başlanan doğal gaz, Katar’ı hali hazırda kişi başına düşen milli gelirin en yüksek olduğu ülke konumuna yükseltti (129 bin dolar). Böylelikle yavaş yavaş Suudi eksenli politikalardan uzaklaşan Katar, Ortadoğu’da kendi karar alma mekanizmasını işletebildi.

Arap diktatörlerinin başında Demokles’in kılıcı gibi duran El Cezire’siyle (Hüsnü Mübarek, Katar ziyareti sırasında El Cezire’yi ziyaret etmiş ve “bu kadar gürültü bu kutudan mı çıkıyor?” demişti; bir süre sonra Mısır’da Mübarek’in devrilmesiyle neticelenecek protestolar patlak verdi. Protestolar devam ederken El Cezire’nin yaptığı yayınlar hâlâ hafızalarda), iktidarın kendine has bir şekilde el değiştirmesiyle, içindeki koca Amerikan askeri üssü ile Katar; etrafını saran diğer Arap ülkeleri tarafından Trump’ın Suudi Arabistan’ı ziyareti sonrası adeta köşeye sıkıştırıldı. 

Katar’a isnat edilen cürümler kısaca şu şekilde;

-Müslüman Kardeşler’in hamiliğine soyunmak, onları desteklemek.

-Şii nüfusun çoğunlukta olduğu yerlerde İran etkisindeki grupları desteklemek (Örneğin Yemen’de Husi’lerin desteklenmesi vb.).

-Suriye’de radikal grupları (IŞİD, El Nusra vb.) desteklemek.

Bu küçük Körfez ülkesi bu kadar şeyi yapmış olabilir mi? Evet, bu mümkün! 

İngiliz Financial Times gazetesi Katar’ın, Nisan’da El Kaide bağlantılı Tahrir el-Şam’a ve İran destekli Şii gruplara yaklaşık 1 milyar dolarlık fidye ödediğini yazdı. Habere göre Irak’ın güneyinde avlanmaya giden ve Katar kraliyet üyesi olan 26 kişi bahsi geçen gruplar tarafından kaçırılınca Katar söz konusu devasa rakamı bu terör örgütlerine fidye olarak vermiş. Belli ki Katar’ın yaptığı açıklama başta Suudi Arabistan olmak üzere diğer Körfez Ülkeleri’ni ve tabii Mısır’ı tatmin etmedi. Doğrusu fidye olayı kendi içinde paradokslar barındırmıyor değil; örneğin Katar kraliyet üyeleri neden güvenlik problemi olan bir yere hem de avlanmaya niye gider? Ayrıca fidye ödenen gruplar birbirinden taban tabana zıt; bir tarafta Suriye ve Irak’ta hem birbirlerini hem de sivil halkı acımasızca öldüren El Kaide uzantısı gruplar, diğer tarafta katliamlarda El Nusra’dan aşağı kalmayan Şii gruplar! Fidye olayı bir kurmaca olabilir mi? Katar, bu kadarına cüret etmiş olabilir mi?

Bütün bunlar başta Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere diğer Körfez ülkelerini sütten çıkma ak kaşık yapmaz! Ortadoğu’da çıkan her krize bir bidon benzinle gitti bu ülkeler; sırf hanedanlıklarını korumak ve sürdürebilmek için. “Arap Baharı” idealinin neredeyse bütün izlerinin silindiği günümüz Ortadoğu’sunda halklar paryadan farksız; sindirilmiş, susturulmuş, korkutulmuş… Ceberut yönetimler, başlarını kaldırdıkları anda sonlarının Suriyelilere benzeyeceğini belletti onlara çünkü. 

Katar krizi ve Türkiye

Katar krizine cumburlop atladı Türkiye. Avrupa ne kadar temkinli davrandıysa biz o kadar sazanlık yaptık. Daha ne “oyun” oynandığını bile anlamadan! (Ayrıca tek adamlığa geçişin ilk sonucunu, Katar’daki üs meselesinin çok geri sıralardan alınıp bir anda Meclis gündemine getirilmesi ve muhalefetin şapşal bakışları arasında onaylatılmasıyla görmüş olduk). 

Kriz patlak verince anladık ki Katar, Türkiye’de birçok şirket alımında bulunmuş. Ayrıca Türkiye’ye giren kayıt dışı sıcak paranın arkasında bu küçük Körfez ülkesinin adı geçiyor. Öyle bir iki milyar dolardan bahsetmiyoruz, çok büyük rakamlar telaffuz ediliyor. Yani kardeşlik bahane, para şahane! Peki ya yakın zamanda Katar ve diğer Arap ülkeleri anlaşır da biz sazanlığımızla kalırsak! Duayen diplomatlardan merhum Vahid Halefoğlu, Arap ülkeleri arasındaki krizlerde asla taraf olmamalı derdi. Çünkü Arap yönetimleri birbirleri arasında sık sık kanlı bıçaklı olup tekrar can ciğer hale gelmeleriyle bilinir. O sırada taraf olansa iki tarafın düşmanlığını kazanır. Şimdilerde Suudi kanallarında Erdoğan karşıtı propaganda ayyuka çıktı. Umarım olan Suudi Arabistan’da yaşayan ve sayıları 150 bini bulan Türkiye vatandaşlarına olmaz.

Bu makaleyi yazarken Katar’ın ABD ile 12 milyar dolarlık uçak anlaşması yaptığı haberi geldi. Belli ki Katar hizaya sokulmuş! Türkiye’nin ise teröre destek verdiği suçlamasına maruz kalıp hedef tahtasına oturtulmuş bir ülkeyle safları sıklaştırması Batı nezdinde şüphesiz bir yerlere not edildi. Dünyada tek ülke olsaydınız istediğinizi yapabilme lüksünüz olurdu ne var ki dünya bir ortak yaşam alanı ve herkes ancak boyu kadar sesini yükseltir. Birinin bunu Erdoğan’a anlatması gerek. 

Enis Berberoğlu’na hapis…

Mit tırları ile ilgili davada eski gazeteci, şimdilerde CHP milletvekili Enis Berberoğlu, 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme Erdoğan’ın intikam hissini dindirebildi mi bilmiyorum ama şurası açık ki Türkiye bu kararla düne göre daha da az yaşanılır bir yer oldu ne yazık ki. 

Mit tırları gerçekten yardım malzemeleri taşıyor idiyse neyi gizliyorlar diyen Kılıçdaroğlu yürüyeceğini açıkladı. Bıçak kemiğe dayandı dedi. İyi demiş ama yeterli değil maalesef. Medyanın ve muhalefetin susturulduğu bir ülkede yürümek yetseydi keşke. Muhalefet meclisten çekilseydi onun yerine, ceberutlaşan yönetimin meşruiyetini kaybetmesine yol açabilirlerdi. Yapsalardı keşke…