Oktay YILDIZ

Hükümetin Kandil'deki PKK varlığını hedefleyen bir harekat üzerinde yoğunlaştığı uzun zamandır konuşuluyor. Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım'ın da Bağdat ve Erbil'de yapacağı temaslarının esas gündeminin PKK'nin Kandil ve Şengal'den çıkarılması, Rojava'da PYD'nin tecrit edilmesi amaçlı olduğu bildiriliyor. Yıldırım, Irak hükümeti ve Kürdistan Yönetiminden olası bir sınır ötesi harekat için destek isteyecek.

Kürd kaynaklar, Yıldırım'ın Bağdat'la temaslarında daha çok Irak ve Kürdistan petrolünün satışı, Başika'daki Türk askeri varlığı ve Şengal bölgesindeki PKK etkinlikleri ve Kandil’e yapılması olası harekat konusunda müzakerelerde bulunacağı ve bu konuda Bağdat'ın kendileriyle işbirliği yapmalarını isteyeceğini düşünüyor. 

Bahar aylarında planladıkları operasyonlarda Kandil ve Şengal'in PKK'den arındırılmasını isteyen Türkiye'nin, Barzani'den de bu konuda destek beklentisini ileteceği ifade ediliyor. Kürd kaynaklar Türkiye'nin konuya müdahil taraflardan beklediği desteği bulursa Kandil'in yanı sıra sınır hattında ve iç kesimlerdeki kamplara yönelik kapsamlı bir operasyon yapacağına inanıyor.

Hava ve kara harekatıyla PKK’ye darbe vurmayı amaçlayan hükümet büyük operasyon için bu görüşmeler sonrası düğmeye basmayı hedefliyor. 

Erdoğan'ın, "kaynağında yok edeceğiz", Başbakan Yıldırım'ın, "Irak'ta terörden arındırılmış bölge oluşturabiliriz", İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, "Kandil bahara varamayacak" yönündeki açıklamaları, yakın zamanda PKK’ye yönelik bir kara ve hava harekatının sinyali olarak değerlendiriliyor. Kulislere göre, yapılması düşünülen kara ve hava operasyonu bugüne kadar yapılanların en büyüğü olacak. Kaynaklara göre Türk güvenlik birimleri bu konuda Erbil yönetimi ile bir süreden beri yoğun temaslar sürdürüyor ve baskı yapıyor. Kürd kaynaklar, Türk yetkililerin Güney ve Rojava'da PKK ve PYD'ye yönelik yapmayı planladıkları harekatta bölgedeki Kürd güçlerin desteğinin alınmasını çok önemsiyor. Bunun için de Türk yetkililer Süleymaniye ve Erbil'de bir süredir bir dizi görüşmeler yapıyor. 

PKK ve Kürdistan Bölgesi Hükümeti arasında son zamanlarda sıkılaşan özellikle Şengal temalı görüşmeleri bu minvalde okumak gerekiyor. PKK'nin Erbil yönetimi ile Şengal'den çekilmek üzere yaptığı ifade edilen anlaşma da bu bağlamda okunuyor. Erbil, PKK varlığının Türkiye'nin müdahelesine gerekçe oluşturmasını istemiyor. 

Elbette Erbil ve Bağdat'ın Yıldırım'a nasıl bir yanıt vereceği bilinmez ama dengelerin bunca karışık olduğu, halen ciddi bir savaşın sürdüğü bölgede adı geçen merkezlerin Türkiye'nin hatırı için yıpratıcı ikinci bir cephe açmaya yanaşmayacaklarına inanılıyor. 

Genelkurmay nasıl okuyor?

Genelkurmay ATASE Başkanlığı Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi (SAREM)’nin hazırlayıp hükümete sunduğu raporda ‘Irak Kürt Bölgesi ile ittifak’ başlığında bu konu şöyle belirtiyor: 

''Batı'nın Büyük Kürdistan hayalinde dört ülkenin adı geçmektedir. Bunlardan Suriye, yıllardır içinde bulunduğu iç savaş ve kargaşa ortamının bir neticesi olarak ittifak veya çeşitli işbirliği

önerileri açısından devre dışı kalmıştır. Fakat İran ve Irak özerk Kürt yönetimi ittifakımızın güçlü olduğu iki sınır komşumuzdur. Her iki ülkenin toprakları üzerinde PKK'nın bağımsız Kürdistan kurma hayali vardır ve her iki ülke liderleri de PKK'nın varlığından rahatsızdır. Bu son derece önemli ayrıntılar, üç ülkeyi PKK'ya karşı ittifak konusunda eşsiz birer aday haline getirmektedir. Şu durumda Türkiye'nin yapması gereken, PKK'ya karşı İran ve Irak'ı yanına alan büyük, etkili ve güçlü bir birliktelik kurmaktır.''

Rapor şöyle devam ediyor:
''Özellikle sınırda PKK'yı caydırmaya yönelik çok güçlü bir ittifak mümkündür ve mutlaka gerçekleştirilmelidir. Tarihe baktığımızda, İran ve Türkiye'nin ciddi dostluk kurduğu zamanların PKK açısından oldukça zorlu dönemler olduğu, iki ülke arasında soğukluk yaşandığı dönemlerde ise PKK'nın hemen durumu yeni saldırılar için fırsat olarak değerlendirdiği bilinmektedir. Demek ki PKK'yı, ciddi şekilde caydırıcı güç olarak gördüğü İran'ın Türkiye gibi güçlü bir devlet ile ittifakı korkutmaktadır. (...)

Şu anda Irak Kürt bölgesinde ciddi şekilde PKK hakimiyeti olduğu, hatta Peşmerge'nin bir kısmının PKK destekçilerinden oluştuğu bilinmektedir. Zaman zaman Kandil'deki PKK yöneticilerinden Barzani'ye yönelik tehditler gelmekte ve Barzani açıkça baskı altında tutulmak istenmektedir. Hatta bilindiği gibi 2015 yılı başlarında PKK, bölgedeki karışıklıklardan faydalanarak, Irak Kürt bölgesinde Ezidilerin yaşadıkları bölgeyi kendince kanton ilan etmiş ve Barzani bu duruma oldukça ciddi tepki göstermiştir. Türkiye tarafından Kandil'e yönelik hava operasyonları sırasında da PKK'ya ciddi tavır alan ve bu terör örgütüne 'Kürdistan'ı terk edin' şeklinde ültimatom veren yine Barzani'dir. Barzani, PKK ile ilgili şikayetlerini zaman zaman dile getirmekte ve Türkiye'den açık veya kapalı bir üslupla destek beklemektedir.''

Devlet, PKK’ye karşı çöktürme planı dahilinde bir strateji uygulamaya devam ediyor. Bu stratejinin temel esaslarından biri de Kandil'e karadan ve havadan operasyon düzenlemek. 

Kandil Brifingi?

Konuya vakıf bir gazeteci arkadaşımdan bu konuda gelen bilgi durumun ciddiyetini ifade ediyor. 15 Temmuz sonrası Genel Kurmay Başkanlığı’na Kandil’e karadan girilmesi için hazırlıkların başlatılması şeklinde bir talimat verilmiş ve bu konuda brifing bile verilmiş. Buna göre askerin böylesi bir operasyon için isteksiz olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı oldukça kararlı. Cumhurbaşkanı’na verilen brifingde PKK kamplarının havadan çekilmiş fotoğrafları, İHA'ların aldığı görüntüler eşliğinde bir dosya olarak sunulmuş.

Kaynağıma göre, brifingde Kandil'e operasyon için, Irak yönetiminden izin almak ve KDP ve YNK ile birlikte ABD'nin de ikna edilmesi gerektiği vurgulanmış. Dağın İran kısmında kalan hattı tutmak için ise Tahran'ın desteğine ihtiyacın olduğu belirtilmiş. 

Bir diğer önemli nokta ise işin teknik boyutu. Brifingde rakamsal olarak coğrafya şöyle ifade edilmiş:

“Kandil dağının sınırımıza uzaklığı en yakın çıkış yapılabilecek noktadan 89,4 km kuş uçuşu mesafeye sahip. Kara yoluyla bu mesafe yaklaşık 100 km ediyor ve sarp vadilerin içinden ilerlemek zorundayız. Ağır zırhlılar daha uzak mesafelerden buraya ulaşmak zorunda. Bu durumda sayısız yerleşim biriminden geçmek zorunluluğu olduğu için terör örgütünün haber almasını engellemek mümkün değil.

Vadiye bir operasyon yapmak için dağın etrafını bir beşgen şekliyle sarmak gerekiyor ki bu mesafe min. 235km mak. 317km uzunluğunda böylece kontrol etmeniz gereken alan 3377 km2 yer kaplıyor.

Bu beşgenin üç bacağı da İran sınırları içinde kalmakta. Yapacağınız bu kuşatma ile hem dağdan teröristlerin kaçışını kesmiş, hem de operasyon birliklerinizin arkasını güvenlik altına almış olmamız şart. Aksi takdirde sonuç almak zor.

Bölgeye en yakın hava desteği 456,5 km uzakta. Vadinin uzunluğu 13,4 km, genişliği ise kuşatılan zirveden zirveye en geniş yerinde 4,6 km. Vadiyi kuşatan zirveler 8.760 fit yüksekliğindeyken vadinin tabanı 4.750 fit. Yani vadinin derinliği yaklaşık 4.000 fit. Vadinin ağzı güney yönüne baktığından havadan saldırmak için hava araçlarının dağın önce güneyine inip, sonra kuzeye yönelmesi gerekiyor. Bu manevranın ardından hava gücümüzün karşılaşacağı en büyük sorun, vadinin dağın içine sekiz defa zikzak çizerek uzanması. Bu zikzaklar hava gücünüzün etkili sonuç almasını etkiliyor. Vadinin içindeki kamplarda en iyimser tahminle 8.000-9.000 terörist barınıyor ve örgütün ana üssü olarak kullanılıyor. Vadiye hakim tepeler SA-7 füzeleri ve uçaksavarlar ile korunuyor. Bunlara mukavelen terör örgütünün elinde bilmediğimiz daha büyük çaplı füze sistemleri olduğunu tahmin etmekteyiz.

Ancak dağın Irak sınırından ağır ve hafif zırhlı araç ve gereç getirebilirsek piyade ve komandolarla birlikte kampa girme imkânına kavuşabilinir. Tabii ki bu arada uçak ve helikopter desteği şart, yoksa kaybımız çok olur.

Dağın tepe noktasına özel kuvvetler ve komandolar yerleştirilmeli aksi taktirde operasyon sırasında İran’a sızmalarını önleyemeyiz. Ayrıca yüksek yerleri tuttuğumuzdan yukarıda keskin nişancılarla ve havanlarla teröristlere büyük kayıplar verdirebiliriz. Dağın Irak bölümünde güney taraftan alana paraşütçü komandoları indirebiliriz. Biraz daha düz alan olduğundan orada atladıktan sonra bir araya gelmeleri ve yavaş ve sessiz bir şekilde Kandil kampının içine doğru ilerlemeleri kolay olur. Ayrıca bu sayede teröristlerin Irak’ın içlerine kaçmasını da önlemiş oluruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan'nın bu bilgileri aldıktan sonra sunumu yapan Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Plan ve Koordinasyon Daire Başkanı Tuğgenerale, ''Paşam bu yılkı Sarıkamış Kış Tatbikatını buraya kaydıralım mı'' diye sorduğu söyleniyor.

İşte Başbakan Binali Yıldırım tüm bu konuları görüşmek için Bağdat ve Erbil’de. 

Sonucu birlikte göreceğiz!

(A.Ö)