Resmi Gazete’nin, cumartesi günkü sayısında, “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Kıyafet Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” yayımlandı.

Halkın “Polise başörtüsü” olayını, ülkemizin 7 merkezde 30’dan fazla ölümle karşılaşılan bir ayın, Cizre terörünün yaşandığı gününde, Cumhurbaşkanı’nın ağzından dinlediği değişikliğin önemini anlatmaya gerek yok sanıyorum.

Önemi nedeniyle yönetmelikle getirilen değişikliği, Resmi Gazete'de yazıldığı biçimde ve ayrıntılarını, resmi metinlerle anlatmak istiyorum.

Değişikliğin hükümet nezdinde, gösterilenden daha derinlikte izlenen, üzerinde çalışılan, başka olayların unutturamadığı bir konu olduğu açıkça ortada. 

Değiştirilen 2007 yılına ait “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Kıyafet Yönetmeliği”dir.   

Son yayınlanan yönetmelikle, esas yönetmeliğin, “Kılık ve Kıyafete İlişkin Hususlar” kısmının, “Genel Esaslar” bölümünün “başlıca hususlar”nı sıralayan maddesinin (i) bendi değiştirildi.

Bu değişikliği, gazeteler “Polise de türban serbest”, “Polise başörtüsü serbest" başlıklarıyla verdiler.

Bu yönetmeliğin, “Polise başörtüsü serbest” denmesine değil, “Türban polise de zorunlu” denmesine yol açtığını anlatmak istiyorum.

2007 tarihli yönetmeliğin 5’inci maddenin (i) bendindeki değişiklik hükmü şudur:   

(Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Kıyafet)Yönetmeliğ’inin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde yer alan “Resmi kıyafetle birlikte kıyafetin içerisine” ibaresi “Bayanların şapka, kep veya örgü bere altında yüzünü kapatmayacak şekilde başlarına taktıkları üniforma rengindeki desensiz giysiler hariç, resmi kıyafetin içerisine” şeklinde değiştirilmiştir.

Bu değişiklikten önce bahsedilen (i) bendi şöyleydi.   

(i) Resmi kıyafetle birlikte kıyafetin içerisine dışarıdan görülebilecek şekilde sivil kazak, yelek ve benzeri giyecekler giyilemez. Erkek personelin siyah, bayan personelin ise ten rengi, şeffaf ve parlamayan çorap giymesi zorunludur. Ancak, kışlık kıyafet ile görev yapılan dönemlerde bayan personel pantolon veya etek altında tamamı siyah gözükecek şekilde siyah çorap da giyebilir.

Değişiklikten sonra (i) bendi şu biçimde yürürlüğe girmiştir:  

(i) Bayanların şapka, kep veya örgü bere altında yüzünü kapatmayacak şekilde başlarına taktıkları üniforma rengindeki desensiz giysiler hariç, resmi kıyafetin içerisine dışarıdan görülebilecek şekilde sivil kazak, yelek ve benzeri giyecekler giyilemez. Erkek personelin siyah, bayan personelin ise ten rengi, şeffaf ve parlamayan çorap giymesi zorunludur. Ancak, kışlık kıyafet ile görev yapılan dönemlerde bayan personel pantolon veya etek altında tamamı siyah gözükecek şekilde siyah çorap da giyebilir.

Bu metinlerden benim anladığım, “bayan polisler” bundan böyle,“şapka, kep veya örgü bere altında yüzünü kapatmayacak şekilde başlarına taktıkları üniforma rengindeki desensiz giysiler hariç”resmi kıyafetin içerisine “dışardan görülebilecek” şekilde yelek ve benzeri kıyafetler giyemeyeceklerdir.

Yani,

1. Bayanlar, “şapka, kep veya örgü bere altında yüzünü kapatmayacak şekilde üniforma rengindeki desensiz giysileri başlarına” takacaklardır (takabileceklerdir).

2. Bayanların başlarına taktıkları hariç “… sivil kazak, yelek ve benzeri giyecekler” dışındaki giysiler dışardan görülebilir olamaz.

Basında değişiklik, “türban” veya “ başörtüsünün” polise de serbest olduğu; yani kadın polisler isterlerse türban veya başörtüsü takabilecekleri biçiminde verildi. 

Ancak yönetmelik metninde, “takılabilecek” değil “bayanların başlarına taktıkları” şapka altı bir giysiden bahsedilmektedir!

“Türkçe hatası” olarak veya “gerçek amacı belirtmek” amacıyla, yönetmelikte aynen şöyle yazılmıştır: “Bayanların … kep veya örgü bere altında yüzünü kapatmayacak şekilde başlarına taktıkları üniforma rengindeki desensiz giysiler hariç…”

Dışardan görülme meselesinin yazımından da, asıl meselenin bütün kadın polislerin “türban” veya “başörtüsü” kullanmalarının istendiğini – en azından iç güdüsel olarak- belirtir biçimdedir. Bendin ilk cümlesinin fiili, “giyecek giymektir.” Bu fiil, “yüzünü kapatmayacak şekilde başa takılacak olan şapka, kep veya örgü bere” (türban veya başörtüsü) ile bağlantılı değildir; cümlenin ikinci parçası olan kazak, yelek ve benzeri giyeceklere bağlantılıdır, ilişkilidir!

Tam tersine, yönetmelik metni cümlenin fiili olan “benzeri giyecekler giyilemez” ibaresi, türbanı bütün polisler için resmi kıyafet haline getirmektedir.

Bu metin düzeltilmez ise, “türbanlı polis” kısa zamanda zorunlu hale gelecek; düzeltilirse de, polis içinde ayrımcılık yaratacaktır.

İster zorunlu kılsın, ister serbest bıraksın yönetmeliğin, anayasanın laik cumhuriyet ilkesine, "Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu"na, siyasal ahlaka açıkça aykırı olduğu inancındayım, işin bu tarafı hakkındaki düşüncemi yazmaya yerim kalmadı.